Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Eski Polonya Genelkurmay Başkanı: Türkiye, AB güvenlik denkleminde olursa Rusya için tablo değişir

Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı eski başkanı, Varşova'da düzenlenen Dayanıklılık Konferansı'nda konuştu / 15 Nisan 2026
Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı eski başkanı, Varşova'da düzenlenen Dayanıklılık Konferansı'nda konuştu / 15 Nisan 2026 ©  Resilience Conference
© Resilience Conference
By Sait Burak Utucu
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Varşova’daki Dayanıklılık Konferansı'nda Euronews’e konuşan Rajmund Andrzejczak, Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinde daha büyük rol oynayabileceğini söyledi. Andrzejczak, iş birliğinin savunma sanayiinin ötesinde enerji, yapay zekâ ve çift kullanımlı teknolojilere de uzanabileceğini belirtti.

24 Şubat 2022’de başlayan Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından özellikle NATO’nun doğu kanadında derinleşen güvenlik kaygılarının sürdüğü bir dönemde, Polonya’nın başkenti Varşova’da çarşamba günü düzenlenen Resilience Conference'da (Dayanıklılık Konferansı), Avrupa güvenliğine ilişkin tartışmalar yalnızca askeri kapasite ve savunma harcamaları üzerinden değil, teknoloji, finansman ve yeni tehdit alanları üzerinden de ele alındı.

REKLAM
REKLAM

Konferansa katılan eski Polonya Genelkurmay Başkanı Rajmund Andrzejczak, Euronews’e verdiği mülakatta Avrupa güvenlik mimarisinin denkleminde Türkiye’nin daha merkezi bir rol oynayabileceğini söyledi.

Andrzejczak, "Türkiye bu [AB] güvenlik denklemine dahil olursa, Rusya açısından stratejik tablo tamamen değişir," diyerek Türkiye’nin Avrupa savunma mimarisine daha güçlü biçimde dahil edilmesinin Moskova açısından dengeleri değiştireceğini savundu.

Polonya’nın NATO’nun doğu kanadındaki rolünün yalnızca Baltık ülkeleri, Finlandiya ve İsveç üzerinden değil, Karadeniz hattı ve Türkiye ile birlikte de düşünülmesi gerektiğini söyleyen eski Polonya generali, Polonya ile Türkiye’nin ortak hedefler ve çıkarlar etrafında daha fazla yakınlaşabileceğini ifade etti.

Türkiye’den gelebilecek katkının yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı olmadığını belirten Andrzejczak, "İhtiyaç varsa askeri kapasite ve sanayi dahil birçok alan bulunabilir. Ama bence sivil sektörden ilham, çift kullanımlı alanlar, enerji ve yapay zekâ da buna dahil. İhtiyaç varsa ve irade varsa, bunu bulabiliriz," dedi.

Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı eski başkanı (orta solda), Varşova'da düzenlenen Dayanıklılık Konferansı'nda konuştu. / 15 Nisan 2026
Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı eski başkanı (orta solda), Varşova'da düzenlenen Dayanıklılık Konferansı'nda konuştu. / 15 Nisan 2026 Resilience Conference

'Türkiye’nin AB'ye beklentilerini iletmesi için uygun zaman'

Türkiye’nin AB’ye beklentilerini dile getirmesi için mevcut dönemin uygun olduğuna işaret eden Andrzejczak, "Bunu şimdi iletelim. Bence bu bunun için kesinlikle mükemmel bir zaman. Avrupa Birliği’ne bunu iletmek için bundan daha iyi bir zaman hiç olmadı," dedi.

2018 ile 2023 yılları arasında Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Andrzejczak, Türkiye ile Polonya arasında olası iş birliğinin önünde engellerden çok fırsatlar gördüğünü de ifade etti.

Polonya’nın AB içindeki yaklaşımın değişmesine destek verebileceğini söyleyen Andrzejczak, "Polonya AB ve NATO’da ancak Polonya olarak her zaman koalisyonlar ya da işbirlikleri kurma hakkımız var. Eğer ortada Polonya ve Türkiye’nin ortak siyasi hedefleri varsa, buna hiçbir itiraz olamaz. O yüzden bu açıdan ilerlemeliyiz. Ben sınırlamalara bakmadan, daha çok fırsatlardan söz edilmesini tercih ederdim," ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Avrupa güvenlik denklemindeki yerini coğrafi ve stratejik açıdan tanımlayan ve coğrafyanın stratejik hesaplarda hâlâ belirleyici olduğuna dikkat çeken Andrzejczak, "Jeostrateji ve coğrafya hâlâ önem arz ediyor. Türkiye her türlü stratejik denklemin içinde çok önemli bir yere sahip," dedi.

Polonya’nın doğu kanadındaki rolünün yalnızca kuzey ve Baltık hattı üzerinden düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Andrzejczak, Türkiye’nin de bu güvenlik mimarisinde daha fazla hesaba katılması gerektiğini savundu.

Türkiye’nin katkısının yalnızca insansız hava araçlarıyla sınırlı olmadığını da belirten Andrzejczak, "Bu sadece Bayraktarlarla ilgili değil. Bayraktar dronları bunun sadece çok küçük bir parçası," dedi.

Görev yaptığı dönemde Polonya’nın en kıdemli askeri ismi olan Andrzejczak, olası iş birliğinin daha büyük sanayi projeleri, bilimsel çalışmalar ve siyasi düzeyde ortaklıkları da kapsayabileceğini söylerken, Türkiye’nin bu güvenlik denkleminde daha fazla yer almasının memnuniyetle karşılanacağını ifade etti.

ASELSAN ile kritik anlaşma

Türkiye ile Polonya arasındaki savunma işbirliğinin son dönemde en dikkat çekici örneklerinden birini ASELSAN’ın Aralık 2025’te imzaladığı 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemi satış anlaşması oluşturdu.

Anlaşma, iki ülke arasındaki temasların yalnızca siyasi düzeyde kalmadığını, savunma sanayii ve ileri teknoloji alanında da somut ortaklıklara dönüştüğünü gösterdi.

Bu anlaşma aynı zamanda Polonya’nın son yıllarda hız kazanan savunma kapasitesi artışının da bir parçası olarak öne çıktı.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşıyla birlikte güvenlik kaygılarının derinleştiği bir dönemde Varşova, insansız hava araçları, elektronik harp ve hibrit tehditlere karşı kabiliyetlerini güçlendirmeye çalışırken, Türkiye de bu süreçte savunma teknolojileri alanında öne çıkan ortaklardan biri haline geldi.

Ukrayna savaşından çıkarılan dersler

Eski Polonya generali Andrzejczak, Ukrayna savaşından çıkarılan en büyük dersin yalnızca askeri kabiliyetlerle sınırlı olmadığını söyledi.

"Savaş siyasi bir olgudur," diyen Andrzejczak, bir çatışmayı kazanmak için yalnızca orduya değil, siyasi liderliğe, toplumsal kabule, dayanıklılığa ve dirence de ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Avrupa’daki tartışmaların büyük bölümünün platformlar, kabiliyetler ve insansız sistemler etrafında döndüğünü belirten Andrzejczak, "Stratejik liderliğin rolü hakkında yeterince konuşmuyoruz," ifadelerini kullandı.

Ukrayna’da gözlenen en önemli başlıklardan birinin toplum ile siyaset arasındaki bağ olduğunu söyleyen Andrzejczak, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin liderliğini ve Ukrayna’daki toplumsal direnci örnek gösterdi.

Andrzejczak, asıl sorunun yalnızca hangi silah sistemlerinin kullanıldığı değil, "etkili toplumsal dayanıklılık ve direncin nasıl tasarlanıp oluşturulacağı" olduğunu belirtti.

Avrupa için İran örneği

Ukrayna’daki savaş ile İran'daki savaşı karşılaştırarak örnek gösteren Andrzejczak, Avrupa’nın güvenlik yaklaşımını da yeniden düşünmesi gerektiğini savundu. Ukrayna’daki çatışmayı "tam ölçekli, konvansiyonel bir yıpratma savaşı" olarak tanımlayan Andrzejczak, İran’a yönelik Amerikan ve İsrail yaklaşımının ise çok daha "proaktif" olduğunu söyledi.

Avrupa’nın da benzer şekilde daha önleyici bir anlayışı tartışması gerektiğini savunan Andrzejczak, "Son güne kadar beklemek istemiyoruz ve ardından ilk Rus dronunun ya da ilk Rus füzesinin Polonya’daki bir binaya, hastaneye ya da anaokuluna isabet etmesini görmek istemiyoruz," dedi.

Polonyalı eski komutan, ülkesinin siyasi yönlendirme, hukuki düzenlemeler, strateji ve doktrin bakımından hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

Andrzejczak, "Eğer önleyici harekete ihtiyaç varsa ve bu çok uluslu düzenlemelerle ve hukukla uyumluysa, bunu kullanacağız," diyerek Avrupa’nın savunma tartışmalarında daha aktif bir çizgiye yönelmesi gerektiği mesajını verdi.

Savaşın değiştirdiği savunma düzeni

Varşova'daki konferansta hava savunması, savunma teknolojilerinin ölçeklenmesi, Ukrayna’dan çıkarılan operasyonel dersler gibi konular da öne çıktı.

Ukraynalı savunma teknolojisi şirketi Swarmer’ın CEO’su Serhii Kupriienko Euronews’e verdiği mülakatta, Ukrayna savaşının savunma teknolojilerinde yarattığı en büyük değişimin üretim ve geliştirme yapısında görüldüğünü söyledi.

Kupriienko, geçmişte birkaç büyük tedarikçinin hakim olduğu alanın artık yüzlerce ekip ve çözümle şekillendiğini belirterek, "Artık tank, zırhlı araç ya da obüs üreten beş tedarikçiden söz etmiyoruz, yüzlercesinden söz ediyoruz," dedi.

Bu dönüşümün "büyük bir güç, ama aynı zamanda büyük bir zayıflık" yarattığına dikkat çeken Kupriienko, sahada hızlı uyum sağlansa da bu çözümlerin ölçeklenmesinin halen en büyük sorunlardan biri olduğunu anlattı.

Swarmer’ın CEO’su Serhii Kupriienko
Swarmer’ın CEO’su Serhii Kupriienko Resilience Conference

Kupriienko, Avrupa’da artan savunma harcamaları ve Ukrayna’ya desteğin önemli olduğunu, ancak kıtanın drone savaşının hızla değişen doğasına ayak uydurmakta zorlanabileceğini söyledi.

Avrupa’nın entegre hava savunma sistemleri kurma yaklaşımını olumlu bulduğunu belirten Kupriienko, "Bu girişim doğru, çünkü daha fazla sistem, daha fazla çözüm ve daha fazla hava savunmasına ihtiyacımız var," dedi.

Ancak bunun klasik Avrupa temposuyla ilerlemesi halinde yetersiz kalabileceği uyarısında bulunan Kupriienko, "Eğer bunu Avrupa’nın alışıldık temposuyla yaparsak, bu iki yıl sonra gerçekleşir. O iki yılda savaş ve drone savaşı beş kez daha değişmiş olur," ifadelerini kullandı.

Bu nedenle kurulacak yapının "tek seferlik bir çözüm değil, sürekli uyarlanan bir platform" olması gerektiğini savunan Kupriienko, Avrupa’nın bu alana daha fazla yatırım yapmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Kupriienko, savaşın yalnızca mevcut silah sistemlerini değil, savunma teknolojisinin yönünü de dönüştürdüğünü ifade etti.

Yapay zekâ ve otonom sistemlerin gelecekten ziyade bugünün konusu olduğunu söyleyen Kupriienko, "Bu, beş ya da on yıl sonra olacak bir şey değil; şu anda oluyor," dedi.

Ukrayna, Avrupa ve ABD’de savunma sanayiinin giderek daha otonom çözümler geliştirdiğini belirten Kupriienko, "İnsan her zaman karar döngüsünün içinde olacak, ama bu döngünün ölçeği ve hızı çok daha büyük olacak," değerlendirmesini yaptı.

Türkiye ile savunma ekosistemi

Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde ise Kupriienko, Ankara’nın Avrupa’nın gelişen savunma ekosisteminde özellikle birlikte çalışabilirlik açısından önemli bir rol oynayabileceğini söyledi.

Türkiye’yi Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında köprü kuran "mükemmel bir komşu" olarak tanımlayan Kupriienko, NATO üyesi olan Türkiye’nin "güvenilir bir ortak" olduğunu belirtti.

Avrupa’nın önündeki en büyük sınamalardan birinin farklı ulusal savunma mimarileri arasında uyum sağlamak olduğunu vurgulayan Kupriienko, "Türkiye burada çok önemli bir oyuncu olabilir," dedi.

Kupriienko, Türkiye’de savunma sanayiinin büyük oyuncular etrafında şekillenmesinin Avrupa’dan çok farklı olmadığını söyledi.

"Bunun Avrupa’dan çok farklı olduğunu düşünmüyorum, dürüst olmak gerekirse," diyen Kupriienko, "Sorun aynı ve çözüm de aynı olmalı. Bu, deneyim paylaşımıyla ilgili," ifadelerini kullandı.

Büyük ana yüklenicilerin "teknolojiyi ölçeklendirmekte, uzun vadeli ilişkiler ve tedarik zincirleri kurmakta gerçekten iyi" olduğunu söyleyen Kupriienko, "Ama yüzlerce startup’ın birbirleriyle neredeyse hiç işbirliği yapmadığı ve ülke başına iki büyük markanın bütün pazarı kaptığı durumda, bu iki dünyayı nasıl birleştireceğimizi bulmalıyız," dedi.

"Sorun da çözüm de aynı: deneyim paylaşımı," diyen Kupriienko, yüzlerce girişimle birkaç büyük ana yükleniciyi aynı ekosistemde daha verimli biçimde buluşturmanın hem Avrupa hem de Türkiye için temel meselelerden biri olduğunu dile getirdi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

ASELSAN'dan Polonya ile 410 milyon dolarlık anlaşma

AP Türkiye raporu: '6 kriter sağlanırsa vize serbestisi sürecini başlatmak istiyoruz'

Polonya Başbakanı Tusk: Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin artık gerçekçi olmasını temenni ediyoruz