Kemal Kılıçdaroğlu pazartesi akşamı Sözcü TV'de ilk kez televizyona çıktı ve gazeteciler Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ile Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını yanıtladı.
Mahkemenin "mutlak butlan" kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanlığı'na geri getirilen Kemal Kılıçdaroğlu pazartesi akşamı Sözcü TV'de ilk kez televizyona çıktı ve gazeteciler Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ile Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını yanıtladı.
Yayın öncesinde gazetecilerden soru talep etmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, tepkiler karşısında ne düşündüğü sorusuna şu cevabı verdi:
“Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim sizce ne olurdu? Mutlak butlanda sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz kültürü vardır. Hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir."
Kılıçdaroğlu ayrıca, "Mahkeme partiye kayyum atarsa ben bunu kabul edemem ama mutlak butlan kararı verilirse ben buna bir şey diyemem. Hiçkimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapalım," diye konuştu.
'Kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden video yayınlar mıydım?'
Mutlak butlan kararından saatler önce sosyal medya hesaplarından bir video paylaşan Kılıçdaroğlu, bu videoda arınma mesajlarını yinelemişti. Kısa bir süre sonra kararın açıklanması, göreve geri getirilen eski CHP yönetiminin kararı önceden bilip bilmediği tartışmalarına neden olmuştu.
Yayında bu tartışmalara da değinen Kılıçdaroğlu, "Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım?Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum," dedi.
"Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez."
'Erdoğan'la işbirliği yaptınız mı?' sorusu
Mutlak butlan kararının ardından Kılıçdaroğlu cephesiyle ilgili dile getirilen iddialardan biri de iktidardaki AK Parti'nin çıkarına hizmet ettikleri yönündeydi. Hatta sosyal medyada birçok kullanıcı Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la işbirliği yapmış olabileceğini iddia ediyordu.
Gazeteci Barış Terkoğlu'nun "Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?" sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu ise, Özgür Özel'i işaret etti:
"Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki 'Erdoğan ile müzakere edeceğiz'. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da 'Partinin sorunlarını görüştük' deniyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?"
'Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu'
Kılıçdaroğlu, sözlerinin devamında CHP'li belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarına da değindi:
"Hiç kimse benim ahlakımı sorgulamaz. Kocaoğlu 397 yılla yargılandı. Bir miting yaptık. Yılmaz Büyükerşen yargılandı mı? Yargılandı. belediye meselesini asla parti meselesi haline getirmedik. Bizden uzman, avukat isterseniz göndeririz ama olayı parti meselesine dönüştürmeyiz. Şimdi siz yapılan harcamaları denetleyeceksiniz. Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu. Sayıştay gidip bakıyordu. Olamaz, olmaz."
Bunun üzerine gazeteciler, "Sizin kurultayı kaybetmenizden sonra mı yolsuzluk ve rüşvet alındı?" sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu bu soruya şöyle yanıt verdi:
"Gazeteci olarak şunun üzerinde durmuyorsunuz. Hazine'den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe... Garibana sor, 'Öyle şey olmaz' der. Hiçbir gazeteci çıkıp 'sayın Özel bunu nasıl söylüyorsunuz?' demiyorsunuz. Herkes orayı unutuyor. Belediye parayı verdim diyor değil mi? Kim diyor? Parayı veren adam diyor? O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Siz niye sormuyorsunuz arkadaş? 'Gidip rüşvet verdim' diyorlar. Niye takip etmiyorsunuz? Para aldım, yalan söyledim desem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan hangi gerekçeyle dava açmaz? Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde bulunmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Ben bunu sormak zorundayım."
Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerle işaret ettiği olay, gazeteci Barış Yarkadaş’ın gündeme getirdiği ve CHP Milletvekili Tuncay Özkan ile ilişkilendirilen iddiaydı. Yarkadaş, Tuncay Özkan’ın Ankara’daki bir belediye başkan adayından veya aday adayından "anket/reklam" adı altında poşet içinde 250 bin dolar aldığına dair iddiaları köşesine taşımıştı.
Bu sözlerin ardından yayındaki gazeteciler, "Meclis başkanı böyle bir olay yok dedi ama hatırlarsınız," şeklinde itiraz etti. Kılıçdaroğlu bu itiraza karşı şunları söyledi:
"Ben o Meclis başkanının da neler yaptığını biliyorum. Tutanak tutuldu. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında Meclis başkanını da göstererek dava açmaz mısınız? Bunları yapmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz ama kişisel çıkara, zenginleşmeye yönelik kapıyı CHP tarih boyunca açmadı, açamaz."
İBB iddianameleri ve İmamoğlu
Gazeteciler ayrıca, Kılıçdaroğlu'na İBB iddianamelerini okuyup okumadığını, davayı takip edip etmediğini de sordu. Siyasetçi buna cevaben, "Ben hukukçu değilim. Tamamını okudum dersem yalan söylemiş olurum. Tüm tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili komisyon kurduk. Komisyon bana özet getirir. Benim bütün iddianamaleri okuma şansım yok zaten," ifadelerini kullandı.
İBB'nin tutuklanarak görevden alınan eski başkanı Ekrem İmamoğlu'nun son dönemde Kılıçdaroğlu'na ağır eleştiriler yönelttiği biliniyor. Basına yansıyan açıklamalarında İmamoğlu, CHP'ye geri dönen eski yönetim için "saray kayyumu" nitelemesini kullanmıştı.
Yayında İmamoğlu hakkındaki düşünceleri sorulan Kılıçdaroğlu, "Tutuklandığında eve gittim, basın açıklaması yaptım. Bugün de aynı yerdeyim. Orada ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Sadece CHP'de mi yolsuzluk var sizin de dediğiniz gibi," diye konuştu.
'Seferihisar'a siyasi mi diyeceğiz?'
Gazetecilerin sorusu üzerine yargının bağımsız olmadığını düşündüğünü vurgulayan Kılıçdaroğlu, tutuklu belediye başkanları için "Bizden avukat isterlerse, uzman isterlerse göndeririz, hepsini yaparız. Yılmaz Büyükerşen de yargılandı," ifadelerini kullandı.
"Yolsuzluk da siyasi dava olamaz mı?" sorusuna cevap veren siyasetçi, İzmir Seferihisar Belediyesi'ne yönelik son operasyonu örnek vererek şöyle dedi:
"İtirafçılar iş yaptıkları adamlar. Verdim diyorlar. Olay çıkıyor, banka havalesi geliyor. Bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar'daki olay. Siyasi mi diyeceğiz buna? Belediye başkanı siyasi bir nedenden içeri atılsa hesabını sormak zorundayız, sorarız."
'Özgür Özel'e isimleri verdim'
Gazeteciler ayrıca, Kılıçdaroğlu'na "Rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden uzaklaştıramadığım için özür dilerim" sözlerini hatırlattı ve "Demek ki eminsiniz. Niye açıklamıyorsunuz?" diye sordu.
Siyasetçi buna cevaben, "Özgür Bey'e devir teslimde isimleri verdim. Bu partinin yıpranmasını istemem. Siz gazeteci olarak sorgulamak zorundasınız. Siz onları değil, beni sorguluyorsunuz," dedi.
Genel Merkez'e polis baskını
Mutlak butlan kararının ardından Özgür Özel ve ekip arkadaşları CHP'nin Ankara'daki Genel Merkez'inde nöbet tutmaya başlamıştı. Ancak 24 Mayıs'ta polis müdahalesiyle Genel Merkez boşaltılmış ve parti binasında hasar gören eşyaların görüntüleri sosyal medyada yayınlanmıştı. O polis müdahalesiyle ilgili Kılıçdaroğlu cephesine sert eleştiriler gelmişti.
Yayında Kılıçdaroğlu'na o görüntüler ve binada yaşananlar da soruldu. Siyasetçi, "İçimi sızlattı ama hayır, (kendimi) sorumlu tutmadım, "dedi.
"Genel Merkez'e vekiller niye alınmadı diye niye sormuyorsunuz? Ben polisin girmesini asla savunmadım. Polisin girmesini ben istemedim."
Öte yandan CHP Genel Merkez'inin boşaltılması için Kılıçdaroğlu yönetiminin dilekçe yazdığı da ortaya çıkmıştı. Kılıçdaroğlu söz konusu dilekçeyle ilgili şu açıklamayı yaptı:
"İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesi lazım değil mi? Polis mi gelsin diyor o yazıda? İcra memurunun oraya girmesi lazım. Polisin girmesini, şiddet uygulamasını, genel merkezden dışarı taş atılmasını asla doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var? Otobüsüyle gelmiş. O adam cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy vermediğini açıklayan kişi. Orada ne işi var? Binanın içini ne hale getirdiklerini videoya aldırdım. Partili olmayan, partiyle ilgisi olmayan insanlar bunlar. Siz partinin kapısına nasıl baraj kurarsınız?"
Bu konuşmanın ardından Kılıçdaroğlu, "Artık başka konuya geçelim, dış politikaya geçelim," dedi. Gazeteciler ise mutlak butlan odaklı sorular sormaya devam etti.
Butlan kararı siyasidir diyor musunuz?
Kılıçdaroğlu, "Butlan kararı siyasidir diyor musunuz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
"Olay siyasidir ama karar farklıdır. Düşünceden ötürü değil, para trafiği var orada. İktidarın müdahalesiyle mi yapıldı bilmiyorum. Alt mahkeme karar verirken Erdoğan üç hakim yerine bir hakime daha kolay nüfuz ederdi değil mi? Yok.
Ben Erdoğan müdahale etmiş mi etmemiş mi bilmiyorum ama benim şahsi kanaatim herhalde en alttaki mahkemeye daha kolay derdi değil mi? Yapar mı yapmaz mı bilmem? Bütün yargıçlar Erdoğan'ın kararıyla hareket ediyor dersek bu yargı ve yargıcı töhmet altında bırakmaktır. Bazı yargıçların attığı imzanın onuru vardır."
Bunun üzerine gazeteciler, "Çok sayıda hukukçu da YSK'nın yetki alanına girildi, orada bir gasp var diyor. Partiyi arındıracağım diyorsunuz ya, bu görevi size kim verdi?" sorusunu yöneltti.
Kılıçdaroğlu, "CHP'nin tarihi verdi. CHP'nin tarihinde böyle bir şey yoktur. CHP'nin ahlaki üstünlüğü tartışılmazdır ve bunu korumak zorundadır. Parti, kuruluşundaki ahlaki kodlara dönmezse partiye ihanet etmiş olurum. Para pul işine giren insanı ben nasıl koruyacağım? Delege satın alan insanı ben nasıl koruyacağım?" şeklinde yanıtladı.
'Sosyal medyaya büyük paralar ödenmiş'
Siyasetçi, seçmenin kendisine neden inanmadığı sorusunu ise şöyle cevapladı:
"Televizyonların tek boyutlu yayın yapması nedeniyle. Hangi TV kanallarıyla protokol yapıldığı parti arşivinde var. Sosyal medya için ödenen paralar da kayıtlarda. Benim dönemimde sosyal medya yoktu, sadece TV kanalları vardı, sözleşme yapar, bedelini öderdik. Meşru, yasal bir şey yani. Sosyal medyaya büyük paralar ödenmiş ama niye ödendi diyemeyiz tabii."
'İmamoğlu cumhurbaşkanı adayınız mı?' sorusu
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun halen CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olup olmadığı sorusuna ise, "Niye bunu tartışıyoruz? Ben bu sistemi, bu rejimi, tek adam rejimini kabul etmiyorum ki. Ben zorunlu olduğum için aday olmuştum. Biz Anayasa'yı değiştirmek istiyoruz," yanıtını verdi.
"Bizim adayımızı yeri gelince yetkili organlar belirler. Burası AK Parti, MHP değil. CHP'de itiraz kültürü vardır, herkes düşüncelerini söyler, genel başkan sonuna kadar dinler."