Donald Trump’ın gizliliğini kaldırdığı CIA belgeleri, Venezuela rejiminin 2012’den itibaren 1,5 milyona kadar oyu değiştirebilecek bir mekanizmaya sahip olduğunu doğruluyor. Ancak belgeler, adı geçen her seçimde hile yapıldığını kanıtlamıyor.
Beyaz Saray’ın talimatıyla gizliliği kaldırılan belgeler, Venezuela muhalefetinin yıllardır resmi kanıt olmadan dile getirdiği bir iddiayı gün yüzüne çıkardı: Bolivarcı rejim, bir seçim sonucunu değiştirmek için gerekli teknik altyapıya sahipti.
Belgeler, hasta olduğu bilinen Hugo Chavez’in, bir yıl süren ve 70 milyar dolara ulaşan kontrolsüz kamu harcamalarının ardından Henrique Capriles’i mağlup ettiği 2012 seçimlerine işaret ediyor.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) göre üç kurum; Askeri Karşı İstihbarat Genel Müdürlüğü, Bolivarcı İstihbarat Servisi ve Ulusal Seçim Konseyi, önceden programlanmış oy verme makineleri aracılığıyla sonuçları manipüle edebilecek durumdaydı.
Bu sistemin, Chavez yanlısı desteğin en güçlü olduğu bölgelerde en az 1,5 milyon oyu kaydırma kapasitesine sahip olduğu belirtildi.
Trump durumu kendine özgü üslubuyla özetledi: Ona göre Venezuela’daki “yozlaşmış rejime büyük ölçüde avantaj sağlamak için özel bir plan” vardı.
Ancak raporlar, bu mekanizmanın söz konusu seçimde gerçekten devreye sokulduğunu doğrulamıyor. Nitekim Capriles o dönemde yenilgiyi kabul etmişti.
Maduro’nun iktidara gelişinden 2017 Kurucu Meclisi’ne
Tablo birkaç ay sonra değişti. Chavez’in Mart 2013’teki ölümünün ardından Nicolas Maduro, Capriles’i çok küçük bir farkla mağlup etti. Bu kez muhalefet usulsüzlük şikayetlerinde bulundu.
CIA, bu süreçte sonucun zorla değiştirilmesinin gerekli olduğuna dair kesin bir kanıt bulmadı. Ancak hikaye, muhalefet partilerinin boykot ettiği 2017 Ulusal Kurucu Meclis seçimleriyle değişti.
Oylama sisteminden sorumlu şirket Smartmatic, katılım rakamlarının en az 1 milyon oy şişirildiği uyarısını bizzat yaptı. Başlangıçta Delcy Rodriguez’in başkanlık ettiği bu Kurucu Meclis, o dönemki sokak protestolarını durdurmak için toplandı ve hazırlamayı vadettiği yeni anayasanın tek bir maddesini bile yazmadan sona erdi.
CIA’ye göre aynı mekanizma 2020 parlamento seçimleri için de kullanılabilir durumdaydı.
Ancak sonunda buna ihtiyaç duyulmadı: Chavista hareketin bazı partilerin kayıt belgelerine el koyması ve çeşitli liderleri diskalifiye etmesinin ardından muhalefet seçime katılmamayı tercih etti. Ne Washington ne de Brüksel bu süreci tanıdı.
2024 hilesi ve dokunulmayan kurumlar
En ciddi olay ise Temmuz 2024’te yaşandı ve teknik açıdan gelişmiş bir yönteme bile ihtiyaç duyulmadı: Chavista kamp, Edmundo Gonzalez Urrutia’nın Maduro karşısındaki zaferini tersine çevirmek için rakamları doğrudan değiştirdi.
Sayım tutanakları 7 milyona karşı 3 milyon oyla sonucu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyordu.
Muhalefet, bu sonucu seçim kayıtlarındaki QR kodları sayesinde belgeledi. Bu kayıtlar, söz konusu seçimin yeniden incelenmesinde artık temel referans noktası haline geldi.
Rejimin düşüşünün üzerinden altı aydan fazla zaman geçmesine ve uluslararası gözetim altında yeni bir hükümet kurulmasına rağmen CIA’nin işaret ettiği üç kurumdan hiçbiri dağıtılmış değil.
Askeri Karşı İstihbarat Genel Müdürlüğü, Bolivarcı İstihbarat Servisi ve Ulusal Seçim Konseyi faaliyetlerini sürdürüyor. Ulusal Seçim Konseyi Başkanı olarak Maduro’nun talimatıyla 2024’teki hileli sonucu onaylayan Elvis Amoroso da, yeni seçim otoritesinin yapısına ilişkin müzakereler devam ederken görevinde kalmayı sürdürüyor.