İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, bir röportaj kaydında Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin kitlesel olarak bölgeden sürülmesini savunarak bölgenin tamamen İsrail’e ait olduğunu ileri sürdü.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu koalisyonunda yer alan aşırı sağcı bakanın, Gazze’de her gece "30 ila 40" kişinin öldürülmesini alenen savunduğu açıklamaları pazar günü ortaya çıktı ve kısa sürede dünya basınında geniş yer buldu.
Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, bu açıklamayı Hamas'ın elinden kurtulan eski rehine Rom Braslavski ile kendi podcast programında konuşurken yaptı. İkili, İsrail’in 7 Ekim saldırılarının ardından toparlanma sürecini tartışırken Ben-Gvir, İsrail ordusunun son dönemde Gazze’ye yönelik saldırılarını azaltmasını sert dille eleştirdi.
Aşırı sağcı bakan, "Başbakanla aynı fikirde olmadığım bir sır değil" diyerek, "Gazze’de nokta operasyonlar düzenlenmeli, her gece 30 ila 40 kişi etkisiz hale getirilmeli" ifadelerini kullandı.
Ben-Gvir sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece doğrudan tehdit oluşturanlar değil; orada yaşamayı hak etmeyen insanlar var. Yaşamamalılar. Onlar insan bile değil."
Geçmişte Ben-Gvir ve diğer İsrailli yetkililerin benzer açıklamaları uluslararası toplum tarafından şiddetle kınanmış, birçoğu Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Adalet Divanı’na "soykırım niyetinin kanıtı" olarak sunulmuştu. Tıbbi kaynaklara göre iki yılı aşkın süredir devam eden askeri harekatta 100 binden fazla Filistinliyi öldüren İsrail ise soykırım suçlamalarını reddediyor.
İsrail yerel medyasının bu skandal açıklamalara çok az yer vermesi, 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Ben-Gvir’inkine benzer marjinal görüşlerin ülke içinde nasıl yükselişe geçtiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hamas saldırısından bu yana Ben-Gvir gibi isimler, örgütün tamamen bastırılmasını ve Gazze üzerinde daha fazla kontrol kurulmasını savunan sert söylemleri nedeniyle İsrail kamuoyunda daha popüler hale geldi.
Fransa, İngiltere, Belçika, İspanya, Kanada ve Avustralya’nın da aralarında bulunduğu 10’dan fazla ülkeye girişi yasaklanan radikal bakanın ordunun üzerinde doğrudan bir yetkisi bulunmuyor ve Gazze’ye saldırı emri veremiyor.
Ancak onlarca yıl İsrail aşırı sağının marjinal kanadında faaliyet gösterdikten sonra Ben-Gvir, bugün ülkenin en nüfuzlu figürlerinden biri konumunda. İsrail güvenlik aygıtının kritik organları üzerinde kapsamlı bir kontrole sahip olan bakan, binlerce Filistinlinin tutulduğu cezaevlerini ve ulusal polis teşkilatını yönetiyor.
Daha önce Filistinli mahkumların yemek porsiyonlarını azaltmakla övünen Ben-Gvir’in bu uygulaması hakkında İsrail Yüksek Mahkemesi, cezaevi yönetiminin Filistinlileri asgari beslenme hakkından mahrum bıraktığına hükmetmişti.
'Tüm Gazze bizim'
Tıbbi kaynaklara göre İsrail, Ekim ayındaki ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana bin 250’den fazla kişinin öldüğü Gazze’ye yakın zamana kadar neredeyse her gün hava saldırıları düzenliyordu.
İsrail ordusu, Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkesi ilerletme yönündeki son girişimini reddetmesinin ardından, Trump’a yönelik sessiz bir taviz vererek saldırıların dozunu düşürmüş gibi görünüyor.
Geçtiğimiz hafta İsrail basını, saldırı düzenleme yetkisinin artık sadece Genelkurmay Başkanı ile sınırlandırıldığını yazmış, bu durum Ben-Gvir gibi sağcı siyasetçilerin tepkisini çekmişti.
Aynı röportajda Ben-Gvir, Uluslararası Hukuk uzmanlarının "etnik temizlik" teşkil edebileceğini belirttiği kitlesel göç planını ve Gazze'nin yeniden İsraillilerce yerleşime açılmasını savundu.
İsrail, 20 yıl önce "Gush Katif" olarak bilinen 21 Yahudi yerleşim birimini lağvederek kuvvetlerini Gazze Şeridi’nden çekmişti.
Podcast yayınında "Ben Gazze’nin tamamını bizim olarak görüyorum" diyen Ben-Gvir, "Sadece Gush Katif’te değil, Gazze’nin tamamında yerleşimler kurulmalı, olabildiğince çok göç teşvik edilmeli ve başka ülkelere gönderilmeliler. Teröristlere gelince, göç falan yok, tek tek öldürülmeliler," diye konuştu.