Türkiye genelinde "Ailem Güvende" adı altında yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci Tuğba Tekerek ve 7 Kaos GL üyesi tutuklandı.
LGBTİ+ hak savunucuları ve derneklerini hedef alan "Ailem Güvende" operasyonu kapsamında serbest gazeteci Tuğba Tekerek ve Kaos GL Derneği'nin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan 7 asil üye tutuklandı. Mahkemeye sevk edilen ve derneğin yedek üyeleri olduğu belirtilen 7 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Tutuklama kararında şüphelilere yöneltilen suçlamalar, Dernekler Kanunu’na muhalefet, müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek ve çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik olarak yer aldı.
Kararın gerekçesinde ise şüphelilerin dernek bünyesindeki görev ve konumları, kolluk tarafından hazırlanan araştırma tutanakları ile derneğin sosyal medya hesapları ve internet sitesindeki paylaşımlarının değerlendirildiği belirtildi. Hakimlik, dosya kapsamında şüpheliler hakkında “kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin bulunduğu” kanaatine vardı.
Kararda ayrıca şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu değerlendirilerek, adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı ifade edildi.
Öte yandan hakimlik, derneğin 7 yedek üyesi için savcılığın tutuklama talebini kabul etmedi. Kararda, söz konusu kişilerin dernekteki görevlerinin “yönetim veya denetim kurulu yedek üyeliği” olduğu, savunmalarının alındığı ve dosyadaki delillerin büyük ölçüde toplandığı belirtildi.
Hakimlik, bu kişilerin mevcut delillere müdahale etme ihtimallerinin bulunmadığını değerlendirirken, kaçma veya saklanma riskine ilişkin de somut bir bulgu olmadığını kaydetti. Kararda ayrıca şüphelilerin sabit ikametgahlarının bulunması ve dosyadaki mevcut delil durumu da tutuklama talebinin reddedilmesinde dikkate alınan unsurlar arasında gösterildi. Bu kişiler hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verilirken, haftanın her pazar günü imza atma şeklinde adli kontrol tedbirine hükmedildi.
Tuğba Tekerek, Kaos GL'nin internet sitesi için yaptığı telifli bir haber nedeniyle tutuklandığını belirterek, "Hiçbir dayanağı olmayan akla ziyan bir suçlama! Ben sadece gazetecilik kapsamında bir haber yaptım," açıklamasında bulundu.
İzmir'de 13 Eylül Pazar günü gözaltına alınan 18 kişiden 16'sı pazartesi günü tutuklanmıştı. Söz konusu kişilere sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlarla "müstehcenlik" ile "fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek" suçları yöneltildi.
Ankara’da ise operasyon kapsamında 21 kişi gözaltına alınmıştı.
Kaos GL'ye operasyon, dernek ve hesaplara erişim engeli
Türkiye'de LGBTİ+ hakları alanında çalışan başlıca kuruluşlardan Kaos GL Derneğinin yönetim ve denetim kurulu üyelerine yönelik pazar günü polis operasyonu düzenlendi.
Bazı LGBTİ+ aktivistlerinin evlerinin yanı sıra gece kulüpleri ve barlara da baskın yapıldığı bildirildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen "Ailem Güvende" operasyonlarının 15 ili kapsadığını; 162 şüpheli, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı.
Gürlek toplam gözaltı sayısını paylaşmazken Kaos GL, derneğin en az 10 üyesinin gözaltına alındığını bildirdi.
Soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosu tarafından Türk Ceza Kanunu'nun 226'ncı maddesindeki "müstehcenlik" ve Dernekler Kanunu'na muhalefet suçlamalarıyla başlatıldığı belirtildi.
Operasyonlarda dijital materyallere el konulurken LGBTİ+ örgütlerinin yurt dışındaki kamu kurumları ile yabancı kuruluşlardan aldığı fonların kaynağı ve faaliyetlerle bağlantısı hakkında mali inceleme yürütüldüğü açıklandı.
İstanbul ve Mersin'deki sulh ceza hâkimliklerinin kararlarıyla Kaos GL, Lambdaistanbul, HEVİ LGBTİ+, Pembe Hayat, Genç LGBTİ+, Kırmızı Şemsiye, ÜniKuir, Mersin 7 Renk ve Muamma LGBTİ+ dernekleri ile Velvele'nin internet siteleri ve çok sayıda sosyal medya hesabı erişime engellendi.
AB ve ABD'den tepki
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, yakın tarihli Türkiye memorandumunda toplanma, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine yönelik kısıtlamalarla ilgili kaygılarını daha önce dile getirdiğini hatırlattı.
Türk makamları ve kamu kurumlarına LGBTİ+ örgütleri ile insan hakları savunucularının çalışmalarını kolaylaştırma çağrısında bulunan O'Flaherty, eşitlik ve ayrımcılıkla mücadele faaliyetlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunan ifade ve örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olduğunu belirtti.
O'Flaherty, yalnızca insan hakları veya sivil toplum faaliyetleri nedeniyle gözaltında tutulan herkesin serbest bırakılmasını istedi.
Avrupa Komisyonu Sözcüsü Christian Wigand ise “Komisyon, LGBTİQ+ aktivistleri, insan hakları dernekleri ve işletmelere yönelik son gözaltılar ve başlatılan hukuki süreçlerden endişe duyuyor," ifadelerini kullandı.
Türkiye'deki LGBTİ+ topluluğu hükümet tarafından sık sık hedef alınıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LGBTİ+ hareketini doğum oranlarındaki düşüşten sorumlu tutarak, “sapkın hareket” olarak nitelendirerek sert şekilde eleştirmişti.
LGBTİ+ ve kadın hakları aktivistleri, 2002'den bu yana iktidarda olan muhafazakar hükümete yönelik muhalefetin başlıca merkezlerinden birini oluşturuyor.
Türkiye'de eşcinsel ilişkiler suç teşkil etmese de homofobi yaygınlığını koruyor.