Loader
Bize Ulaşın
Reklam

ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan: 'Yapay zeka gazeteciyi ortadan kaldırmayacak'

ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan
ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan -  ©  Hakkı Alkan
© Hakkı Alkan
By Buse Keskin
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan, yapay zekanın yayıncılıkta içerik üretiminden haberin dağıtımına kadar tüm zinciri dönüştürdüğünü belirterek, yeni dönemde gazeteciliğin değerini ilk elden erişim, uzmanlık, deneyim ve güvenin belirleyeceğini söylüyor.

Teknoloji gazeteciliğinde 20 yılı aşkın deneyime sahip olan ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan, yapay zekanın yayıncılık dünyasında yarattığı dönüşümün yalnızca içerik üretiminden ibaret olmadığını, haberin üretiminden dağıtımına ve tüketimine kadar tüm zinciri değiştirdiğini söylüyor.

REKLAM
REKLAM

Masaüstü yayıncılıktan mobile, sosyal medyadan videoya kadar pek çok teknolojik kırılmaya tanıklık ettiğini belirten Alkan, yapay zekanın önceki dönüşümlerden farklı bir noktada durduğunu düşünüyor.

“Yapay zeka bunların hiçbirine benzemiyor; çünkü ilk kez bir teknoloji haberin hem nasıl üretildiğini hem nasıl dağıtıldığını hem de nasıl tüketildiğini aynı anda değiştiriyor” diyen Alkan, bu dönüşümün hem “çok parlak” hem de “çok sancılı” bir tarafı olduğunu ve ikisinin birlikte ele alınması gerektiğini ifade ediyor.

Alkan'a göre yapay zekanın yayıncılık alanındaki en önemli kazanımlarından biri içerik üretimini ciddi ölçüde kolaylaştırması. Eskiden saatler süren transkripsiyon, çeviri, özetleme, veri tarama ve kaynak karşılaştırma gibi işlerin artık dakikalar içinde yapılabildiğini söyleyen Alkan, yurt dışındaki bir lansmanı takip ederken konuşmayı aynı anda metne döküp Türkçe haberi hazırlamanın mümkün hale geldiğini anlatıyor.

Görsel üretimin de yapay zekayla birlikte büyük bir sıçrama yaşadığını belirten Alkan, geçmişte ayrı bir ekip ve ciddi bir zaman gerektiren birçok işin artık editörler tarafından yapılabildiğini söylüyor.

“Bir habere uygun görsel bulmak, illüstrasyon çizdirmek, kapak tasarlamak, video için grafik hazırlamak eskiden ayrı bir ekip ve ciddi bir zaman demekti. Bugün bir editör, fikrini birkaç cümleyle anlatarak bunu kendisi yapabiliyor” diyor.

Alkan'a göre yapay zekanın yayıncılık üzerindeki en az görünen ancak en kalıcı etkilerinden biri ise süreçlerin iyileşmesi. Haber akışının izlenmesi, arşiv taraması, başlık ve arama optimizasyonu, okur verisinin analizi ve video kurgusunun zahmetli bölümlerinin artık çok daha verimli yürütülebildiğini belirten Alkan, bunun gazetecinin zamanını “gerçekten değer katan işe” ayırabilmesi anlamına geldiğini ifade ediyor.

Ancak Alkan, yapay zekanın yayıncılık açısından ciddi riskleri de beraberinde getirdiği görüşünde.

Bunların başında istihdam geliyor. Yapay zekanın sektörde ciddi bir istihdam kaybına yol açtığını söyleyen Alkan, çeviri, temel haber yazımı, grafik ve görsel hazırlama gibi rollerin önemli bir bölümünün ya küçüldüğünü ya da tamamen ortadan kalktığını belirtiyor.

“Bu, mesleğin geleceği açısından üzerinde ciddiyetle durmamız gereken bir sorun; çünkü bugünün genç muhabirleri yarının editörleri olacaktı” diyor.

Alkan'ın dikkat çektiği ikinci başlık ise içeriklerdeki aynılaşma. Herkesin aynı yapay zeka araçlarını kullanmasıyla birbirine benzeyen içeriklerin ortaya çıktığını belirten Alkan, bunun özellikle görsel alanda belirgin olduğunu söylüyor.

“Aynı ışık, aynı kompozisyon, aynı ‘yapay zeka estetiği’. Okur bunu fark ediyor ve bu durum markaların kimliğini aşındırıyor” ifadelerini kullanıyor.

Yayıncılar açısından en sarsıcı gelişmelerden birinin ise trafik kaybı olduğunu belirten Alkan, arama motorları üzerinden trafik elde eden sitelerin ciddi bir kayıp yaşadığını söylüyor.

Google'ın AI Overview gibi özelliklerinin bilgiyi doğrudan arama sonuçlarında sunması nedeniyle kullanıcıların bilgiyi üreten siteye tıklamadan aramadan ayrılabildiğine dikkat çeken Alkan, “İçeriği biz üretiyoruz ama okurla buluşma anı bizden alınıyor” diyor.

Alkan'a göre bu durum, onlarca yıldır tıklama ve reklam üzerine kurulu yayıncılık modelinin temelini sarsıyor.

Bir diğer önemli sorunun ise güvenilirlik olduğunu vurgulayan Alkan, yapay zekanın “halüsinasyon” nedeniyle hatalı bilgiler üretebildiğini hatırlatıyor. Bu hataların çoğu zaman kendinden emin bir dille sunulmasının sorunu daha da büyüttüğünü belirten Alkan, bir yayıncının yapay zeka tarafından üretilen bilgiyi doğrulamadan yayımlamasının, yıllar içinde oluşturduğu güveni tek bir haberle kaybetmesine yol açabileceğini söylüyor.

Tüm bu gelişmelerin ardından vardığı sonucu ise şöyle özetliyor:

“Yapay zeka gazeteciyi ortadan kaldırmayacak ama ortalama içeriği ortadan kaldıracak. Herkesin saniyeler içinde üretebildiği metnin değeri sıfıra yaklaşıyor. Geriye kalan ve değeri her geçen gün artan şey; ilk elden erişim, gerçek deneyim, uzmanlık ve güven.”

Alkan, yayıncılığın geleceğinin yapay zekayı bir üretim aracı olarak kullanan ancak editoryal sorumluluğu hiçbir zaman bu teknolojiye devretmeyenlerin elinde olacağını düşünüyor.

Teknoloji haberi artık bir 'dikey' değil

Alkan'a göre yapay zeka yalnızca gazeteciliğin üretim süreçlerini değil, “teknoloji haberi” kavramının kendisini de dönüştürüyor.

ShiftDelete.Net'i 2005'te kurduklarında teknoloji haberi denince bilgisayar, telefon, internet ve yazılımın akla geldiğini belirten Alkan, bugün ise teknolojiyi sahiplenen sektörlerin sayısının büyük ölçüde arttığını söylüyor.

“Bir otomobil markası da bir GSM operatörü de ‘ben bir teknoloji şirketiyim’ diyor. Otomobil artık tekerlekli bir bilgisayar, operatör artık yalnızca hat satan bir şirket değil, dijital hizmetler ve veri altyapısı sunan bir platform” diyor.

Bu tabloya artık enerjinin de eklendiğini belirten Alkan, yapay zeka çağında veri merkezlerinin metrekare veya sunucu sayısıyla değil, tükettikleri elektrik gücüyle, megavat ve gigavat üzerinden değerlendirildiğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle teknoloji haberciliği yapan bir gazetecinin artık enerji politikalarını, çip tedarik zincirlerini ve jeopolitiği de anlaması gerektiğini ifade ediyor.

“Teknoloji haberi artık bir ‘dikey’ değil; ekonominin, sanayinin ve gündelik hayatın tamamını kesen bir eksen.”

Yapay zekanın sektörleri nasıl dönüştürdüğünü anlatmanın da teknoloji yayıncılarının temel görevlerinden biri haline geldiğini belirten Alkan, sağlıktan eğitime, finanstan perakendeye kadar her alanda çalışma biçimlerinin değiştiğini ve insanların bu dönüşümün kendi mesleklerine ve hayatlarına ne getireceğini anlamak istediğini söylüyor.

Ancak değişimin yalnızca haberin kapsamıyla sınırlı olmadığını, anlatım biçiminin de dönüşmek zorunda olduğunu düşünüyor.

Yapay zekanın artık kendi başına bir teknoloji habercisi haline geldiğini belirten Alkan, kişiye özel hazırlanan günlük bültenler ve “daily brief” adı verilen özetlerle teknoloji haberlerinin insanlara doğrudan ulaştırılabildiğini söylüyor.

“Bir ürünün özelliklerini, fiyatını, çıkış tarihini anlatmak için artık bize ihtiyaç yok.”

Bu nedenle teknoloji yayınlarının neden var olduğunu yeniden tanımlaması gerektiğini belirten Alkan, bunun üç temel kavramla açıklanabileceğini söylüyor: “Uzmanlık, samimiyet ve yerellik.”

Yirmi yılı aşkın birikimle bir ürünü bağlamına oturtabilmenin önemine dikkat çeken Alkan, okurla yıllar içinde oluşan kişisel güven bağının ve Türkiye'deki kullanıcıların fiyat, operatör, garanti koşulları ve dil desteği gibi gerçek sorularına cevap veren yerelleştirilmiş içeriğin önem kazandığını vurguluyor.

“Bu yüzden teknolojiyi sadece anlatmak değil, deneyimletmek çok daha önemli hale geldi.”

Yayıncı ile influencer arasındaki sınırlar değişiyor

Alkan, teknoloji şirketleri ile yayıncılar arasındaki ilişkilerin de son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söylüyor.

Teknoloji şirketlerinin bir dönem yayıncılardan çok influencer olarak adlandırılan içerik üreticilerine yöneldiğini belirten Alkan, son dönemde yalnızca influencer'lar üzerinden yürütülen tanıtım çalışmalarının da eleştirilmeye başladığını ifade ediyor.

Bloomberg'den Mark Gurman'ın son Apple etkinliğinin ardından yaptığı eleştiriyi örnek gösteren Alkan, yalnızca olumlu konuşan ve yöneticilere gerçek bir soru sormayan bir “yankı odasının” sıradanlığa yol açabileceği yönündeki değerlendirmesinin geniş yankı bulduğunu söylüyor.

Alkan'a göre bunun sonucunda teknoloji yayınlarına yeniden bir yönelim ortaya çıkıyor.

“Herkesi ilgilendiren içeriklerin, bir ücret karşılığı olmadan, tamamen kamu faydası gözetilerek yayınlanması yeniden değer kazandı. Eleştirel bakış, bağımsızlık ve soru sorma cesareti tekrar kıymetlenmeye başladı.”

Kendisinin bu tabloda özel bir konuma sahip olduğunu düşünen Alkan, bir yandan ShiftDelete.Net'i temsil ederken diğer yandan Türkiye'deki ilk teknoloji influencer'ı olmanın getirdiği hız ve uyum yeteneğine sahip olduğunu söylüyor.

Davet edildiği etkinliklerden hem hızlı hem de herkesin kolayca özünü kavrayabileceği içerikler hazırladığını belirten Alkan, yayıncılığın derinliği ile influencer'ın hızını bir araya getirerek yayın ve kişisel hesaplar üzerinden “360 derece” bir içerik çalışması ortaya koyduklarını anlatıyor.

“Bence teknoloji gazeteciliğinin geleceği tam olarak bu iki dünyanın kesişiminde.”

Küresel teknoloji sahnesinde Türkiye'den bir yayıncı olmak

CES, IFA ve Meta Connect gibi etkinliklerin dünyada teknolojiye yön veren merkezler olduğunu belirten Alkan, kullanıcıların bir sonraki yıl cebinde taşıyacağı, evine girecek veya arabasında kullanacağı teknolojilerin ilk kez bu platformlarda sahneye çıktığını söylüyor.

Bu lansmanlara yerinde şahit olmanın ve teknolojileri doğrudan geliştiren mühendisler ve yöneticilerle birebir görüşmenin kendisi açısından büyük önem taşıdığını ifade ediyor.

“Bir ürünü ekrandan izlemekle onu tasarlayan kişiye ‘Bunu neden böyle yaptınız?’ diye sorabilmek arasında çok büyük bir fark var. O sorunun cevabı, okuruma aktardığım içeriğin derinliğini belirliyor.”

Yirmi yılı aşkın süredir teknoloji gazeteciliği yaptığını ancak ilk günkü heyecanını koruduğunu söyleyen Alkan, yeni bir cihazı ilk kez eline aldığında hâlâ aynı merakı hissettiğini belirtiyor.

“Teknolojiyi bir görev olarak değil, bir tutku olarak takip etmek.”

Bu durumun Türkiye açısından aynı zamanda bir sorumluluk taşıdığını belirten Alkan, Türkiye'nin teknolojiyi hızla benimseyen, genç ve dijital bir nüfusa sahip olduğunu söylüyor.

Bu sahnelerde yer almanın Türk okurun küresel teknoloji gündemini ikinci elden çeviri haberlerle değil, ilk elden, kendi dilinde ve kendi bakış açısıyla takip edebilmesi anlamına geldiğini belirten Alkan, 2026'da CES İnovasyon Ödülleri'nde jüri üyesi olarak görev almasını da bu açıdan önemli bir gelişme olarak değerlendiriyor.

“CES tarihinde ilk kez bir Türk yayıncı jüride yer aldı. Bunu kişisel bir başarıdan çok, ülkemizdeki teknoloji yayıncılığının ulaştığı seviyenin bir tescili olarak görüyorum.”

Artık yalnızca izleyen ve aktaran değil, dünyanın önemli teknoloji fuarlarından birinde hangi yeniliklerin öne çıkacağını değerlendiren tarafta olduklarını söyleyen Alkan, bunun Türkiye'den yeni nesil gazeteciler ve içerik üreticileri için de yeni bir alan açtığını düşünüyor.

Yapay zeka yarışında Meta ve Google'ın farklı yaklaşımları

Alkan, Meta AI Creator Circle deneyimi ile Google'ın Zürih'teki yapay zeka çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin kendisine yapay zeka yarışındaki iki farklı stratejiyi yakından görme fırsatı sunduğunu belirtiyor.

Meta AI Creator Circle programına seçilmesini de CES jüriliği kadar anlamlı bulduğunu söyleyen Alkan, yapay zekanın yeni araçlarına henüz genel kullanıma açılmadan erişebildiklerini, bunları gerçek hayatta deneyerek deneyimlerini takipçilerine ilk elden aktarabildiklerini anlatıyor.

“Bir teknoloji yayıncısı için bu inanılmaz bir avantaj: Okurumuz yeni bir aracı ilk kez duyduğunda, biz onu çoktan denemiş, güçlü ve zayıf yanlarını görmüş oluyoruz.”

Alkan'a göre bu erken erişim, Türkçe konuşan kullanıcıların ihtiyaçlarını ürün henüz şekillenirken teknoloji şirketlerine aktarabilmek açısından da önemli.

Meta'nın yapay zeka alanındaki açılımlarının ise farklı bir noktaya dayandığını düşünüyor. Şirketin çok tanıdık bir donanım üzerinden önemli bir ihtiyacı giderdiğini belirten Alkan, burada gözlükleri öne çıkarıyor.

“Yüzyıllardır takıp çıkardığımız bir nesneye yalnızca bir kamera, bir mikrofon ve bir hoparlör ekleyerek yapay zekayı gerçek anlamda günlük hayatımıza soktular.”

Telefonu cebinden çıkarmadan, ekrana bakmadan yapay zekaya önünde ne gördüğünü sorabilmenin önemli bir değişim olduğunu belirten Alkan, bunu “yapay zekanın bir uygulama olmaktan çıkıp gözlerimizle ve kulaklarımızla birleştiği an” olarak tanımlıyor.

Google tarafında ise şirketin sahip olduğu veri, platform ve teknik altyapının önemli bir avantaj sunduğunu düşünüyor.

YouTube, Google arama motoru, Gmail ve Android gibi platformların Google çatısı altında bulunmasının yapay zeka döneminde önemli bir değer taşıdığını belirten Alkan, şirketin işlemci tasarlama ve veri merkezi yönetme konusunda da onlarca yıllık deneyime sahip olduğuna dikkat çekiyor.

“Yapay zekanın elektrikle, çiple ve veri merkeziyle ölçüldüğü bir dönemde bu, çok ciddi bir avantaj.”

Alkan, Zürih'te Google'ın yapay zeka ürünlerine yön veren isimlerden Josh Woodward ile yaptığı görüşmede de bu bütünlüklü vizyonu çok net hissettiğini söylüyor.

'Bu masada kalmanın koşulu bağımsızlık'

Alkan'a göre Meta ve Google deneyimlerinin Türkiye'deki içerik üreticileri açısından ortak mesajı, küresel teknoloji şirketlerinin artık yerel sesleri yalnızca bir duyuru kanalı olarak görmemesi.

Bu şirketlerin yerel içerik üreticilerini ürünlerin dünyaya nasıl anlatılacağının ve nasıl karşılanacağının bir parçası olarak değerlendirdiğini belirten Alkan, yapay zekanın çok dilli ve çok kültürlü bir teknoloji olduğunu vurguluyor.

“Türkçe konuşan bir kullanıcının beklentisini en doğru, Türkiye'yi tanıyan biri aktarabilir.”

Ancak bu ilişkilerin sürdürülebilmesinin temel koşulunun bağımsızlık olduğunu özellikle vurguluyor.

“Bu şirketlerle yakın ilişki kurmak, onları eleştirmekten vazgeçmek anlamına gelmemeli. Bizim değerimiz, okurumuzun bize duyduğu güvenden geliyor.”

Alkan'a göre teknoloji yayıncılığının geleceğinde yapay zekanın sunduğu hız ve ölçek ile gazeteciliğin temel değerleri olan bağımsızlık, uzmanlık, deneyim ve güven birlikte var olmak zorunda.

“O güveni koruduğumuz sürece, hem okurumuz için hem de küresel teknoloji dünyası için değerli olmaya devam edeceğiz.”

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Smithsonian Enstitüsü, Amerikan Devrimi'nin izini yapay zekayla sürüyor

Yapay zeka, 217 yıllık Napolyon mektubunu 6 saatte çözdü

Yapay zekâ veri merkezlerinin geleceği uzayda mı? Google yanıt arıyor