Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Latin Amerika piyasaları 2026’da neden küresel getirilerde öne çıkıyor?

ARŞİV. Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Buenos Aires’te parlamento ara seçimlerini kazandıktan sonra zaferini kutluyor. 26 Ekim 2025.
Arşiv. Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Buenos Aires’teki yasama ara seçimlerini kazandıktan sonra kutlama yapıyor. 26 Ekim 2025. ©  AP/Rodrigo Abd
© AP/Rodrigo Abd
By Piero Cingari
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Şili, Peru ve Arjantin gibi Latin Amerika piyasaları; yükselen emtia fiyatları, zayıflayan dolar, siyasi gelişmeler ve reform ivmesiyle son aylarda küresel getirilerde başı çekiyor.

Latin Amerika’daki finansal varlıklar, 2026’nın başında küresel ölçekte en iyi performans gösteren piyasalar arasında öne çıktı. Bu yükseliş; olumlu siyasi gelişmelerin alışılmadık bir biçimde aynı döneme denk gelmesi, güçlü emtia fiyatları ve gelişen piyasalara yönelik küresel iştahın yeniden artmasıyla destekleniyor.

Bölge genelinde hisse senetleri ve para birimleri, gelişmiş piyasaları belirgin biçimde geride bırakarak, birkaç yıldır süren görece zayıf performansı tersine çevirdi.

Piyasa algısındaki bu değişim, birbirine yakın zamanlarda yaşanan bir dizi gelişmeyle tetiklendi.

Özellikle sanayi metalleri ve değerli metallerde görülen kalıcı fiyat artışı, Güney Amerika’nın ihracata dayalı ekonomileri için görünümü güçlendirdi.

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik son hamlesinin tüm sonuçları henüz netleşmemiş olsa da, bazı yatırımcılar bu gelişmeyi olumlu değerlendiriyor.

Bir kesim, bunun uzun süredir bölgeyle ilişkilendirilen jeopolitik riskleri azaltabileceğini düşünüyor.

Buna ek olarak, AB–Mercosur ticaret anlaşmasının açıklanması, hayata geçirilmesine dair soru işaretleri sürse de, Avrupa ile Latin Amerika arasında daha derin bir ticari entegrasyon beklentilerini yeniden canlandırdı.

Küresel makroekonomik koşullar da belirleyici rol oynadı. Bank of America ve AllianceBernstein dâhil büyük yatırım bankaları, 2026’da zayıflayan ABD dolarının gelişen piyasa varlıklarının cazibesini artırdığını belirtiyor.

Tarihsel olarak doların zayıfladığı dönemler, sermayenin daha yüksek getiri sunan ülkelere yönelmesiyle birlikte, gelişen piyasalar için güçlü performanslarla örtüşüyor.

Metal piyasalarına en fazla maruz kalan ülkeler bu süreçten en çok fayda sağlayanlar oldu. Bakır, gümüş ve altın üretiminde kilit konumda bulunan Şili ve Peru, metal rallisi sayesinde önemli kazançlar elde etti.

Dünyanın en büyük bakır ihracatçısı olan Şili, ITC Trade Map verilerine göre 2024 yılında 14,9 milyon ton bakır ihraç etti.

Latin Amerika, en iyi performans gösteren küresel piyasalar arasında parlıyor

CountryETFTracker tarafından derlenen performans verilerine göre, son üç ayda Latin Amerika’dan beş ülke, dünyanın en iyi performans gösteren ilk 10 hisse senedi piyasası arasında yer alıyor.

Şili hisseleri ekim ortasından bu yana yüzde 36,6 yükselerek, ETF’ler (Borsa Yatırım Fonları) aracılığıyla yatırım yapılabilen küresel ölçekte en iyi performans gösteren hisse piyasası oldu.

Aynı dönemde Şili pesosu da son iki ayda yüzde 8’den fazla değer kazandı. Bu artış, iyileşen ticaret koşulları ve portföy girişlerinin yeniden canlanmasını yansıtıyor.

Arjantin de öne çıkan bir diğer ülke oldu. Hisse senedi piyasaları ekimden bu yana yüzde 27,45 yükseldi. Yatırımcılar, Aralık 2023’te göreve gelen Devlet Başkanı Javier Milei’nin hayata geçirdiği serbestleşme reformlarına olumlu tepki verdi.

Uluslararası Para Fonu (IMF), son Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda Milei yönetiminin verimlilik, düzenleyici sadeleşme ve mali sürdürülebilirliği hedefleyen “iddialı ve piyasa odaklı bir reform paketi” uyguladığını belirtti.

IMF’ye göre bu reformlar kalıcı olursa, Arjantin ekonomisinin açılması ve yatırımcı güveninin artmasıyla orta vadede önemli kazanımlar sağlayabilir. Ancak bu kemer sıkma adımları ilk açıklandığında kamuoyunda tepki çekmiş ve protestolara yol açmıştı.

Şili ve Arjantin’in ötesinde, Peru yaklaşık yüzde 27’lik hisse kazancı kaydederken, Peru solü dolar karşısında son beş yılın en güçlü seviyesine çıktı.

Bölgede Kolombiya hisseleri yaklaşık yüzde 16 yükselirken, Brezilya yüzde 12,9’luk artışla liderler grubunu tamamladı.

Buna karşılık, aynı dönemde ABD’nin S&P 500 endeksi yalnızca yüzde 4,8 yükselirken, Almanya’nın DAX endeksi yaklaşık yüzde 5 artış gösterdi. Bu tablo, Latin Amerika piyasalarının belirgin görece üstün performansını ortaya koyuyor.

AB-Mercosur anlaşması Latin Amerika için stratejik bir değişime işaret ediyor

Uzun süredir beklenen ve yirmi yılı aşkın müzakerelerin ürünü olan AB–Mercosur ticaret anlaşmasının, 17 Ocak’ta Paraguay’da resmen imzalanması bekleniyor. Bu adım, Avrupa ile Güney Amerika arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Mercosur bloğunun kurucu üyeleri olan Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay için anlaşma, dış bir ortakla imzalanan ilk büyük ticaret anlaşması niteliğini taşıyor ve yaklaşık 450 milyon AB tüketicisine tercihli erişimin önünü açıyor.

Oxford Economics’in Avrupa makroekonomi başkanı Angel Talavera, ilettiği notunda, “AB–Mercosur ticaret anlaşmasının onaylanması, nüfus açısından dünyanın en büyük serbest ticaret alanını yaratan tarihî bir an,” değerlendirmesinde bulundu.

AB ve Mercosur ekonomileri birlikte ele alındığında, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yaklaşık dörtte birini ve toplamda yaklaşık 780 milyonluk bir nüfusu kapsıyor.

Uzmanlara göre Latin Amerika piyasaları açısından anlaşmanın önemi, Avrupa’ya tarımsal erişimin iyileştirilmesinin ötesine geçiyor. Anlaşmanın, sanayi girdilerine yönelik tarifeli ve tarife dışı engelleri azaltması bekleniyor.

Bu durum, özellikle Brezilya ve Arjantin gibi imalat ağırlıklı ekonomiler için maliyetlerin düşmesi, rekabet gücünün artması ve tedarik zinciri entegrasyonunun güçlenmesi anlamına geliyor.

Banco Santander tarafından yapılan bir çalışmaya göre, anlaşma Güney Amerika genelinde ticaret ve yatırım akışlarını dönüştürme potansiyeline sahip.

AB hâlihazırda Mercosur’a yönelik yaklaşık 370 milyar euroluk doğrudan yabancı yatırımın ve yıllık 125 milyar euronun üzerindeki ticaret hacminin kaynağı konumunda.

Brezilya’nın Uygulamalı Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (IPEA), anlaşmanın Brezilya’nın GSYH’sini yaklaşık 0,5 puan, yatırımları ise yıllık 1,5 puan artırabileceğini öngörüyor. Bu artışın, daha güçlü ihracat beklentileri ve yükselen doğrudan yabancı yatırımlardan kaynaklanacağı belirtiliyor.

Real Instituto Elcano ve İspanya Merkez Bankası tahminlerine göre ise, AB–Latin Amerika ticareti zaman içinde yüzde 70’e kadar genişleyebilir. Latin Amerika içi bölgesel ticaretin de yüzde 40’a varan artış göstermesi mümkün.

Latin Amerika için bir dönüm noktası mı?

Latin Amerika’nın küresel finansal piyasalardaki son güçlü performansı, yalnızca döngüsel rüzgârlarla açıklanamayacak gibi görünüyor.

Yükselen emtia fiyatları, azalan jeopolitik riskler ve zayıflayan ABD doları, yıllar süren zayıf performansın ardından küresel yatırımcıların bölgeye yeniden yönelmesine yardımcı oldu.

Aynı zamanda Arjantin gibi ülkelerdeki reform ivmesi ve Avrupa ile yeniden canlanan ticari bağlar, politika istikrarı ve uzun vadeli büyüme potansiyeline dair algıları güçlendirdi.

Zorluklar sürse ve ekonomik kazanımların büyük kısmının ortaya çıkması zaman alsa da, piyasalar Latin Amerika’yı gelişen ekonomiler arasında görece parlak bir alan olarak görmeye başladı.

Şimdilik bölgenin sunduğu yüksek getiriler, iyileşen temeller ve küresel ticaretteki stratejik önemi, yatırımcıların göz ardı etmesini zorlaştırıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Paris’te traktörlü isyan: Çiftçiler AB-Mercosur anlaşmasına karşı

Fransız çiftçilerden AB-Mercosur anlaşmasına karşı Paris'te traktörlü protesto

Mercosur anlaşması: Macron'un Brüksel'deki nüfuzu nasıl azaldı?