İster Fransa’nın peynir tabakları ister İtalya’nın makarna çeşitleri olsun, Avrupa turistlere dünya çapında ünlü bir mutfak zenginliği sunuyor. Ancak kıta genelinde otel ve restoran fiyatları büyük farklılıklar gösteriyor. Peki paranız Avrupa’da en fazla nerede değer kazanıyor?
Avrupa, Lizbon’un tepelerden görülen manzaralarından Fransa’daki Eyfel Kulesi’ne kadar dünyanın en ikonik turistik destinasyonlarının birçoğuna ev sahipliği yapıyor.
Ancak kıtada bir gecelik konaklama ve dışarıda yeme-içmenin maliyeti oldukça yüksek olabiliyor. Bu nedenle seyahat edenlerin fırsatları dikkatle karşılaştırması gerekiyor.
Ülkeler arasındaki farkları görmek isteyenler için Eurostat’ın restoran ve oteller için hazırladığı fiyat düzeyi endeksi önemli bir gösterge sunuyor.
AB ortalaması 100 olarak kabul ediliyor. Bu da, AB genelinde restoran ve otellerde ortalama 100 euroya (5 bin 200 TL) mal olan bir hizmet sepetinin, her ülkede ne kadara karşılık geldiğini gösteriyor.
Endeksin 100’ün üzerinde olması, ülkenin AB ortalamasından daha pahalı. 100’ün altında olması ise daha ucuz olduğu anlamına geliyor. Bu değerler parasal tutar değil, karşılaştırma amacıyla kullanılan endeksler.
Eurostat’ın son verilerine göre, 37 Avrupa ülkesi arasında restoran ve otellerin en pahalı olduğu ülke İsviçre. İsviçre’de standart bir sepetin maliyeti 171 euro (8 bin 892 TL). Bu da AB ortalamasının yüzde 71 üzerinde.
En ucuz ülke ise Kuzey Makedonya. Fiyatlar AB ortalamasının yüzde 50 altında; sepet maliyeti 50 euro (2 bin 600 TL).
AB ülkeleri arasında restoran ve otellerin en pahalı olduğu ülke ise Danimarka. Burada standart bir sepet 148 euro (7 bin 696 TL) ile AB ortalamasının yüzde 48 üzerinde.
AB içinde en ucuz ülke ise Bulgaristan. Sepet maliyeti 53 euro (2 bin 756 TL).
Bölgesel farklar
Kuzey Avrupa ülkeleri genel olarak restoran ve otellerde daha pahalı. Batı Avrupa ülkeleri de çoğunlukla AB ortalamasının üzerinde seyrediyor.
İrlanda, Hollanda, Belçika, Almanya ve Fransa, AB’nin 100 euro (5 bin 200 TL) olarak belirlenen ortalamasında ya da bu seviyenin üzerinde yer alıyor.
Buna karşılık Doğu Avrupa ve Balkanlar, AB ortalamasının oldukça altında kalıyor.
Güney Avrupa’da ise Portekiz, İspanya ve Yunanistan AB ortalamasına kıyasla belirgin şekilde daha ucuzken, İtalya bu grubun pahalı istisnası olarak öne çıkıyor.
Akdeniz kıyısına sahip diğer ülkelerde ise Hırvatistan, 100 euro referans seviyesine yakın seyrederken, Kıbrıs ve Malta biraz daha ucuz olsa da benzer ülkelerin çoğundan hâlâ daha pahalı konumda.
Avrupa genelinde fiyatlar neden farklı?
Varşova Üniversitesi’nden Kristof Gyodi’ye göre bu maliyet farklarını açıklarken iş gücü maliyetlerini dikkate almak gerekiyor.
Gyodi, Euronews Business’a yaptığı açıklamada, "Konaklama ve yeme-içme sektörü yüksek ölçüde emek yoğun olduğu için, ülkeler arasındaki ücret düzeylerindeki farklılıklar doğrudan hizmet fiyatlarına yansıyor. Enerji ve kamu hizmetleri maliyetleri, KDV ve diğer vergiler ile ticari gayrimenkul fiyatları gibi unsurlar da bu tabloya katkı sağlıyor," dedi.
Avrupa konaklama sektörü birliği HOTREC de işletmelerin ülkeden ülkeye çok farklı maliyet yapılarıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.
Birlikten yapılan açıklamada, "İş gücü, konaklama sektöründeki maliyetlerin en büyük kalemini oluşturuyor. Bu nedenle ücretlerin daha yüksek olduğu ve sosyal katkı paylarının daha sıkı uygulandığı ülkeler, fiyat karşılaştırmalarında doğal olarak üst sıralarda yer alıyor," ifadeleri kullanıldı.
HOTREC ayrıca enerji maliyetleri ve KDV’nin yanı sıra gıda enflasyonu, tedarik zinciri baskıları ve düzenleyici yükümlülüklerin de özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için ciddi bir maliyet unsuru oluşturduğunu vurguladı.
Uyum maliyetlerinin yüksek olduğu ülkelerde bu durumun nihai fiyatlara kaçınılmaz olarak yansıdığı belirtildi.
Fiyat seviyesi, satın alınabilirliği göstermiyor
Eurostat’ın fiyat düzeyi endeksi, gelir seviyelerini hesaba katmadığı için satın alınabilirliği ölçmüyor. Bu nedenle, nominal olarak fiyatların daha yüksek olduğu ülkelerde bile, harcanabilir geliri yüksek olan kişiler restoran ve otel hizmetlerine daha rahat erişebiliyor.
Seyahat söz konusu olduğunda ise bu farklar önem kazanıyor. Gelir düzeyi yüksek ülkelerden gelen turistler, Doğu Avrupa ya da Güney Avrupa’nın bazı bölgeleri gibi daha ucuz destinasyonlarda daha uygun fiyatlarla tatil yapabiliyor.
Buna Kuzey Avrupa ülkelerinden Doğu Avrupa’ya seyahat edenler örnek gösteriliyor.
HOTREC, "Gezginler için asıl önemli olan, paranın karşılığını almak. Fiyatlar satın alma gücinden daha hızlı arttığında, insanlar tatillerini kısaltma, sezon dışı seyahat etme ya da daha uygun algılanan destinasyonları tercih etme eğilimine giriyor," değerlendirmesinde bulundu.
Gyodi ise fiyat farklarının turizm akışlarını etkilediğini ancak tek belirleyici unsur olmadığını vurgulayarak, mesafe, ulaşım kolaylığı ve destinasyona özgü cazibe unsurlarının da önemli rol oynadığını söyledi.