Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Küresel LNG krizi: Asya bölgesinin kritik rolü nedir?

ARŞİV. Liberya bandıralı LNG tankeri Umm Al Ashtan, Japonya'da Tokyo'nun güneybatısındaki Yokohama'da bir limana yanaşıyor.
ARŞİV. Liberya bandıralı LNG tankeri Umm Al Ashtan, Tokyo’nun güneybatısındaki Yokohama’daki bir limana yanaşıyor. ©  AP Photo/Koji Sasahara
© AP Photo/Koji Sasahara
By Toby Gregory & AP
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Orta Doğu'daki gerginlikler ve enerji altyapısındaki kesintiler, küresel LNG piyasalarını sarsıyor.

Basra Körfezi çevresindeki savaş, küresel petrol ve doğal gaz sevkiyatlarını aksatarak fiyatları sert şekilde yükseltiyor.

REKLAM
REKLAM

Analistler, özellikle Asya’nın bu durumdan en fazla etkileneceğini belirtiyor. Bölge, ithal yakıta büyük ölçüde bağımlı ve bu yakıtın çoğu, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor.

ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne (EIA) göre, 2024’te boğazdan geçen LNG’nin yüzde 80’den fazlası Asya pazarlarına yönelmişti.

Ancak analistler, krizin yalnızca nakliye yollarıyla ilgili olmadığını vurguluyor. Küresel LNG piyasasının yapısı, yaşanan aksaklıkların etkisini daha da artırıyor.

Londra Enerji Ekonomisi Koleji Başkanı Yousef Alshammari, krizin, enerji piyasalarının zaten kısıtlı arz, oynak fiyatlar ve değişen talep koşullarıyla boğuştuğu bir dönemde patlak verdiğini söylüyor.

İlginin büyük kısmı Hürmüz Boğazı'na çevrilmiş olsa da onun gözlemi, petrol piyasalarına kıyasla gaz piyasalarının çok daha sert tepki verdiği yönünde.

“Gördüğümüz, gaz fiyatlarında yaklaşık yüzde 50'lik bir artış,” diyor.

Güçlü arz ve stratejik stoklama sayesinde petrol piyasaları ise daha dirençli kaldı.

Alshammari, “ABD şu anda günde 13 milyon varilden fazla üretim yapıyor; son dönemde 13,5 milyon varilin de üzerine çıkıldı,” diye konuştu.

“Çin ise stoklarını 1,2 milyar varilin üzerine çıkararak 90 günü aşkın tüketime yetecek bir seviye oluşturdu.”

Yükü en çok Asya piyasaları çekiyor

Küresel LNG ticaretinin merkezinde yer alan Asya, kesintilerin etkisini en sert hisseden bölge konumunda.

Alshammari, “Katar'dan çıkan LNG'nin nereye gittiğine baktığınızda, yaklaşık yüzde 80'inin Asya'ya yöneldiğini görürsünüz,” dedi.

Bu bağımlılık, Körfez'deki arz şoklarının Asya enerji piyasalarına hızla yansıması anlamına geliyor.

Çin ve Hindistan baskı altında

Asya'nın iki büyük ekonomisi, enerji fiyatlarındaki kalıcı artışlara karşı özellikle kırılgan.

Çin dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı, Hindistan ise üçüncü sırada yer alıyor. Yükselen enerji fiyatları, her iki ekonomide de ulaşım, sanayi ve hanehalkı maliyetlerini yukarı çekerek geniş bir etki yaratabilir.

Hindistan'ın indirimli Rus petrolü alımlarına geçici olarak yeniden başlaması, ülkelerin alternatif tedarik kaynaklarını güvence altına alma konusunda üzerlerindeki baskıyı gözler önüne seriyor.

Doğu Asya'nın LNG bağımlılığı

Dünyada çok az bölge, Doğu Asya kadar ithal enerjiye bağımlı.

Japonya, Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre ocak ayında günde yaklaşık 2,34 milyon varil ham petrol ithal etti. Bu, o ayki toplam ithalatının yaklaşık yüzde 95'ine karşılık geliyor. Japonya aynı zamanda dünyanın en büyük LNG ithalatçıları arasında.

Güney Kore neredeyse tamamen ithal enerjiye dayanıyor. Kore Uluslararası Ticaret Birliği'nin verilerine göre, ülkenin ham petrolünün yaklaşık yüzde 70'i, LNG'sinin ise yaklaşık yüzde 20'si Orta Doğu'dan geliyor.

Neredeyse tüm LNG'sini ithal eden Tayvan, tedariki çeşitlendirmeye çalışıyor. Ancak LNG arzının geleneksel olarak yaklaşık üçte biri, tesislerine yönelik saldırıların ardından üretimi durduran Katar'dan karşılanıyordu.

Güneydoğu Asya dalgalı LNG fiyatlarına açık

Güneydoğu Asya'daki birçok ekonomi de LNG fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız.

Örneğin Tayland, uzun vadeli tedarik anlaşmaları yerine büyük ölçüde spot piyasadan LNG alımlarına dayanıyor.

Brüksel merkezli araştırma kuruluşu Zero Carbon Analytics'ten Amy Kong'a göre bu durum, ülkeyi “fiyat ve jeopolitik oynaklığa son derece açık” hale getiriyor.

Spot alımlara bağımlı ülkeler, arzın daraldığı dönemlerde LNG yükleri için çoğu zaman daha varlıklı ülkelerle rekabete zorlandıkları teklif savaşlarının içine çekilebiliyor.

Daha geniş ekonomik riskler

Yükselen gaz fiyatları ve jeopolitik gerilim, daha geniş çaplı ekonomik sonuçlar doğurabilir.

Alshammari, “Oynaklık, tüccarlar dışında kimseye yaramaz,” dedi.

“Aşırı yüksek enerji fiyatları enflasyonu körükleyebilir, durgunlukla enflasyonun birlikte seyrettiği stagflasyona yol açabilir ve resesyon riskini artırabilir.”

Sert fiyat dalgalanmaları talebi zayıflatıp ekonomik belirsizliği derinleştirebilir.

“Bu da nihayetinde enerji talebini zedeleyerek oynaklığı büyütür; çok yüksek fiyatlar resesyonu tetikleyebilir, çok düşük fiyatlar ise piyasaları istikrarsızlaştırabilir,” diye ekledi.

Alshammari, 1973 petrol kriziyle paralellikler kuruyor.

“Bu durum uzarsa küresel bir resesyonla karşı karşıya kalabiliriz,” uyarısında bulundu.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim Rusya’ya nasıl ekonomik avantajlar sağlayabilir?

ABD’den Hindistan’a Rus petrolü için 30 günlük muafiyet

Hürmüz gerilimi Asya piyasalarını vurdu