Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler sonsuz kimyasallarla mücadeleye girişiyor. Peki İngiltere ve AB’nin önlemleri yeterli mi?
İngiltere, 'sonsuz kimyasallar' olarak bilinen maddelerle mücadeleye yönelik bir plan açıklayan son ülke oldu. Hükümet, bu kimyasalları “zamanımızın en acil çevre sorunlarından biri” olarak tanımladı.
Ülkenin Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA), hafta başında halk sağlığını ve çevreyi yaygın olarak kullanılan bu kimyasallardan korumaya yönelik ilk çerçeve planını yayımladı.
Plan kapsamında, İngiltere’deki kamu suyu tedarikine ilişkin düzenlemelere PFAS için yasal bir sınır getirilmesi amacıyla bu yılın ilerleyen dönemlerinde bir istişare süreci başlatılacak. Hükümet, su kaynaklarında “güvenli seviyelerin üzerinde” sonsuz kimyasallar bulunduğuna dair bir kanıt olmadığını savunurken, bu adımın izin verilen sınırların aşılması durumunda kirletici şirketlerin “kuralları ihlal ettikleri” gerekçesiyle daha kolay hesap vermesini sağlayacağını belirtiyor.
Bu gelişme, Avrupa Birliği’nin içme suyundaki sonsuz kimyasallara yönelik kuralları zorunlu izleme sistemi getirerek sıkılaştırmasından sadece birkaç hafta sonra geldi. Ancak her iki adım da eleştirilerle karşılandı; bir uzman bu girişimleri “yarım kalmış bir yol haritası” olarak nitelendirdi.
Sonsuz kimyasallar nedir, neden kullanılıyor?
Per- ve polifloroalkil maddeler (PFAS), özellikle sularımızda olmak üzere dünyanın neredeyse her yerinde tespit edilen 10 binden fazla sentetik kimyasaldan oluşan bir grup.
Doğal ortamda bozulmalarının bin yıldan fazla sürmesi nedeniyle yaygın olarak 'sonsuz kimyasallar' diye anılan PFAS, Everest Dağı’nın zirvesinden insan kanına kadar her yerde tespit edildi.
Bu kimyasallar, 1940’larda suya ve yağa dayanıklı özellikleri sayesinde büyük popülarite kazandı ve ağırlıklı olarak yapışmaz mutfak gereçleri, su itici kumaşlar ve gıda ambalajlarının üretiminde kullanılıyor.
Ancak PFAS’a kronik maruziyetin, belirli kanser türlerinin oluşumunu teşvik etme ve doğurganlığı azaltma dahil çok sayıda sağlık sorunuyla bağlantılı olduğu gösterildi. Avrupa’da yaklaşık 12,5 milyon kişi, PFAS ile kirlenmiş içme suyuna sahip bölgelerde yaşıyor.
İngiltere, 'sonsuz kimyasallara' karşı nasıl harekete geçiyor?
İngiltere'nin eylem planı üç temel üzerine kurulu: PFAS kaynaklarını anlamak, yayılmalarını önlemek ve maruziyeti azaltmak.
DEFRA, çevrimiçi açıklamasında, bu kapsamda İngiltere’nin nehir ağızları ve kıyı sularındaki sonsuz kimyasalların ilk kez tam olarak değerlendirileceğini, böylece bu habitatların karşı karşıya olduğu risklerin “daha net görülebileceğini” belirtti.
Bakanlık, bunun ileride ek düzenleyici önlemler için kanıt teşkil edebileceğini söylese de, bu önlemlerin nasıl olacağına dair herhangi bir ayrıntı vermedi.
Çerçeve plan, PFAS’ın varlığını tespit etmek ve daha “güvenli alternatiflerin” geliştirilmesini desteklemek amacıyla gıda ambalajı gibi günlük ürünlerde testler yapılmasını da kapsıyor. Hükümet, PFAS kullanımının sona erdirilmesinin İngiltere’deki işletmelere “milyarlarca sterlin değerinde fırsat” sunabileceğini belirtiyor, ancak bu geçiş sürecine herhangi bir yatırım yapılıp yapılmayacağına dair bilgi vermiyor.
Plan, yakın komşu Fransa’nın yaptığı gibi PFAS üretimini tamamen yasaklama hedefini ise içermiyor. Hükümetin tartışacağını söylediği tek kısıtlama, bilimsel analiz ve kamu istişaresinin ardından itfaiye köpüklerindeki PFAS kullanımı ile sınırlı.
Eylem planının bir parçası olarak ayrıca, kamuoyunun farkındalığını artırmak ve şeffaflığı sağlamak amacıyla PFAS ile ilgili yeni bir hükümet web sayfası oluşturulması da öngörülüyor.
'Yarım yamalak bir yol haritası'
A Plastic Planet ve Plastic Health Council’ün eş kurucusu Sian Sutherland, on yılı aşkın süredir plastik kimyasallara daha sıkı düzenlemeler getirilmesi için kampanya yürütüyor.
Euronews Green’e konuşan Sutherland, İngiltere'nin hamlesinin "kalkandan çok ertelenmiş bir hesaplaşma" olduğunu söylüyor.
"On yıllar boyunca PFAS’ın suya, toprağa ve bedenlere sızmasına izin verdikten sonra bakanlar, kaza çoktan yaşandıktan sonra el yordamıyla hazırlanmış yarım yamalak bir yol haritası açıklamış gibi görünüyor" diye ekliyor.
"Hükümetin ilk PFAS stratejisi, anlama, izleme ve istişareye ağırlık veriyor; ancak zararı bugün durdurmaya yönelik kararlı adımlar söz konusu olduğunda oldukça zayıf kalıyor."
Sutherland, PFAS’ı tamamen yasaklama veya somut teslim tarihlerine bağlama taahhüdünden kaçınmanın, "sağlığın önüne bürokrasiyi" ve "korumanın önüne istişareyi" koyduğunu savunuyor.
AB’nin 'sonsuz kimyasallara' bakışı
Geçen ay (12 Ocak) Avrupa Birliği, PFAS konusunda önlemleri sıkılaştırdı ve tüm üye devletlerin içme suyundaki kirlenme düzeylerini test etmesini ilk kez zorunlu kıldı.
Komisyon, bu bildirim sisteminin önceki İçme Suyu Direktifi’ne kıyasla "daha basit" olduğunu ve toplanması gereken veri miktarını azalttığını belirtiyor.
Sınır değerlerin aşılması halinde üye devletler, PFAS seviyesini düşürmek ve halk sağlığını korumak için "harekete geçmek" ve aynı zamanda kamuoyunu bilgilendirmek zorunda.
Komisyon, "Bu önlemler arasında kirlenmiş kuyuların kapatılması, PFAS’ı gidermek için arıtma aşamalarının eklenmesi veya aşım sürdüğü sürece içme suyu kaynaklarının kullanımının kısıtlanması yer alabilir," diyor.
Sutherland, bu standartların Avrupalılara kimyasalların musluklarına ne zaman ulaştığını gösterdiğini, ancak üretilmesini, pazarlanmasını ya da çevreye salınmasını engellemediğini savunuyor.
"Binlerce sonsuz kimyasal, kirlenmeyi önlemek yerine peşinden koşan bir düzenleyici sistemin koruması altında dolaşımda kalmayı sürdürüyor," diyor ve şöyle devam ediyor: "Uyumlu izleme önemlidir, ancak güçlü ve bağımsız bir uygulama ile üreticiler için gerçek yaptırımlar olmadıkça, üye devletler verileri bildirebilir ama etkili eyleme geçmeyebilir."
İngiltere ve AB politikalarında eksik olan ne?
Çevreciler, hem İngiltere hem de AB’nin sonsuz kimyasallara yönelik politikalarını, esas olarak zorunlu olmayan PFAS kullanımını "kapsamlı, tüm sınıfı hedef alan" bir biçimde aşamalı olarak sonlandırmaması nedeniyle sert biçimde eleştiriyor.
AB şu anda, PFAS içeren tüm ürünleri kapsayan "evrensel kısıtlama" teklifini inceliyor. Bu teklif, 2022’de beş ülke tarafından sunuldu: İsveç, Danimarka, Almanya, Norveç ve Hollanda.
Sutherland, "Düzenleme hâlâ madde madde ilerliyor; oysa aynı derecede kalıcı binlerce madde dolaşımda kalmaya devam ediyor," diyor.
"Tehlike bu maddelerin kalıcılığı; ancak politika hâlâ bu kimyasalları, ‘sonsuz’ kirleticilerden oluşan tek bir aile olarak değil, ayrı ayrı dosyalar gibi ele alıyor."
Sutherland, her iki sıkılaştırmada da hesap verebilirlik açısından ciddi bir boşluk bulunduğunu savunarak sözlerini şöyle sürdürüyor: "Kirleten öder ilkesinin daha güçlü uygulanmasına ihtiyaç var ki PFAS üretiminden sorumlu sektörler izleme, temizleme ve sağlık koruma maliyetlerini üstlensin; bu yük, halkın ve zaten aşırı zorlanan sağlık hizmetlerinin üzerine yıkılmasın."
DEFRA, Euronews Green’in ulaştığı eleştirilere yanıt vermedi. Avrupa Komisyonu’na da yorum için başvuruldu.