Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye'nin yok olmaya yüz tutmuş kiliseleri kurtarılmayı bekliyor

Ağtamar Kilisesi'nde eylül ayında yapılan ayin
Ağtamar Kilisesi'nde eylül ayında yapılan ayin   -   ©  AA   -  
 Deniz Kılıç

Van Gölü üzerindeki Akdamar Adası'nda 921 yılında inşaa edilen ve yirminci yüzyılın başlarına dek önemli bir dini merkez görevini sürdüren Ağtamar Kilisesi, restore edilerek yeniden ayine açıldı. Ancak Türkiye'de harabe halde birçok kültürel miras bulunuyor. Van'daki Garmırag Manastırı (Kırmızı Kilise) ve Surp Tovmas Manastırı kurtarılmayı bekleyen yapılar arasında. 

Ağtamar'da bölgede on yılı aşkın süredir rehberlik yapan Serkan Tağrikulu'na kilisenin önemini sorduk.

Halk arasında Ahtamar Efsanesi olarak bilinen hikayenin gerçeği yansıtmadığını söyleyen Tağrikulu, kilisenin yapımında dönemin kralı I. Gagik'in etkisinin olduğunu vurguluyor:

"İlgiyi arttırmak açısından hikayeler her zaman anlatılagelir. Kilisenin adını toplumdaki şekliyle de bunu ilişkilendirebiliriz ama kiliseye ve tarihe bakıldığında tabii her zaman dönemin güçlü kralları adını yaşatacak veya gelecek kuşaklara aktarabilecek binalar yapmak ister. Bu günümüzde de aynıdır."

Tağrikulu, kilisenin Kral Gagik tarafından "müthiş bir işçilikle yaptırıldığını" belirtiyor.

Ağtamar neden önemli?

Ağtamar bugün dünyanın birçok noktasından turist çeken bir kilise. 

1950'li yıllarda yıkılması planlanmış ancak yazar Yaşar Kemal'in çabalarıyla yıkımı durdurulmuştu. Son yıllarda hükümetin Ermenistan ile girilen ikili ilişkiler ve Avrupa Birliği'nin de çabalarıyla yeniden restore edildi. 

Tağrikulu, kilisenin kubbesindeki haccın da özel bir anlam ifade ettiğini söylüyor:

"Her kilisede kubbe kısmında haç bulunur, camilerde alem bulunduğu gibi. Ama Ağtamar Kilisesi için kutsal haç kilisesi deniyor. Ermenilerin kutsallaştırdığı bir nokta. Kudüs'te putperestlerin elinen haccın İran ve oradan Ağtamar'a getirilme süreci anlatılagelir. Dolayısıyla o kutsallığı da buraya veren budur. İsa'nın çarmıha gerilme sürecinde, gerildiği haç, ondan bir parça bütün Hristiyanlar için kutsal kabul edilmekteydi. Bunun da bir kiliseye mal edilmesi, orada korunuyor olması, o kiliseyi diğer kiliselerden daha fazla yücelten bir durum olur. "

Ağtamar'ın mimari olarak birçok kültürel varlıktan ayrıldığının altını çizen Tağrikulu, kiliseyi "mimari açıdan o dönem zirveye uluşan bir nokta" olarak tarif ediyor.

Kilisenin betimlemeler yönüyle çok zengin olduğunu belirten Tağrikulu, "12 Havari kilisesi var, bugün Kümbet Camii dediğimiz. Orada betimleler var ama hiçbirisi bu görkemde değil." diyor.

Ağtamar'ın diğer kiliseler arasında 'özel bir yerinin olduğunu' sözlerine ekleyen Tağrikulu, kilise için İncil'den sahnelemeler olduğu gibi Tevrat'tan veya paganizmde görülen karma motivlerin de olduğunu söylüyor.

Bölgeyi gezmeye gelen turist Neslihan Tunçsözen, kilisenin aynı zamanda yerli ve yabancı turistler için de bölgede gözde mekanlardan biri olduğu görüşünde:

"Az önce gezerken Kanadalı bir aileyle karşılaştım. İki çocuğuyla Kanada'dan gelmişler. Ben bu yaşımda bile ilk defa Van'a gelmişken, Kanada'dan onların buraya gelmesi çok enteresan değil mi. Yeniden ibadete açılması çok güzel. Çünkü Türkiye'de birçok Hristiyan veya Ermeni yaşıyor. Elbette gelsinler ibadet etmek istiyorlarsa etsinler."

Garo Paylan: "Van'da 500 tane Ağtamar vardı"

Türkiye'nin birçok noktasında bulunan kiliseler defineciler tarafından 'talan edilmiş' durumda. Bunların bazıları yıkılmış halde veya ahır olarak kullanılıyor.

100 yıl öncesine kadar Anadolu'daki nüfusun önemli bir bölümünün Ermeni olduğunu söyleyen Garo Paylan, euronews'e görüşlerine şu şekilde dile getiriyor:

"Ermeniler 107 yıl öncesine kadar Anadolu'daki nüfusun beşte birini oluşturuyordu. Her 5 kişiden birisi Ermeni'ydi. Türkiye coğrafyasının her yerinde binlerce yıldır yaşıyorlardı, binlerce kültürel varlığı vardı. Ermeni yok edildiği gibi, geriye kalan kültürel yapılar da yok edildi. Sadece Van ilinde 500'e yakın kilise ve manastır vardı. Yani aslında Van'da 500 tane Ağtamar vardı."

"Defineciliğin önü açıldı"

Paylan, kültürel varlıkların eskiden 'bilinçli olarak yok edildiğini' söylüyor. Defineciliğin ve yağma faaliyetlerinin 'önünün açıldığını' ileri süren Paylan, "Van'da bahsettiğiniz kiliseler ve pek çok kilise şu an da yağmalanıyor. Definecilerin vandalizmine terk edilmiş durumda. Ben de yakın zamanda Van'a gittim. Gözyaşlarıyla o kiliselerin manastırların durumunu gördüm." diyor.

Bu yapıların binlerce yılın kültürel varlığı ve tarihin şahitleri olduğunu söyleyen Paylan, bunların "camiye veya kamu binalarına dönüştürüldüğünü, binlerce kilise ve manastırın izinin bile bulunmadığını" belirtiyor.

Paylan ayrıca, bu konuda birçok kez soru önergesi verdiğini belirterek "Maalesef koruma kurallarımız gitmiştir tespit yapmıştır deniliyor ama ben her soru önergesi yaptığımızda koruma kurulundan bir kişi gitmiş gibi yapıyor, belki gitmiyor bile. Gitse oradaki hali görür." diyor.

Ertuğrul Günay: Ayrım yapmadan bu yapılara sahip çıkılmalı

Türkiye'de 2007 - 2013 yılları arasında Kültür Bakanlığı yapan Ertuğrul Günay, görev yaptığı dönemde tarihi yapılar arasında ayrım yapmadığını belirtiyor.

euronews Türkçe'ye konuşan Günay, toplumda tarihi yapılara yönelik koruma bilincinin geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Nüfus azalması nedeniyle bu yapıların yok edilmesinin, hayvan barınağı haline getirilmesinin 'saygısız' ve 'yanlış bir tutum' olacağını belirten Günay, "Eğer bir yörede bir lahit, bir eski yapı varsa, onu bizim insanımız sondajlıyorlar önce. O bizim insanlığımızın müteşebbis ruhunun bir ifadesi ne yazık ki" ifadelerini kullanıyor.

Günay, “Dedektör kullanma gibi konularda sınırlama getirilmesi lazım. Elinde dedektör olan herkes arama yapmamalı. Önemli noktalarda devlet sondaj çalışmaları yapıp bu fırsatçılara izin vermemeli" diyerek önlem alınması gerektiğine dikkat çekti.

Bölgede ikamet eden Sami Yiğit ise dışarıdan gelen definecelerinin kiliseleri 'delik deşik' ettiğini ifade ederek “Ağtamar’ı koruyorlar ama buradaki kiliseler de güzeldir. O bölgeye sürekli keklik avlamaya giderim. Her gittiğimde kilisenin yanından geçerken yeni bir delik, yeni bir enkaz görüyorum. Buralar korunsa herkes için hayırlı olur” diyor.