Hollywood’un dışladığı Brett Ratner’ın yönettiği ve Amazon’un milyonlarca dolar ödeyerek satın aldığı 'Melania' belgeseli, sığ bir gösteriş projesine dönüşüyor.
Hollywood’un dışladığı Brett Ratner’ın yönettiği ve Amazon’un milyonlarca dolar ödeyerek satın aldığı "Melania" belgeseli, Amerika’nın en donuk yüzlü First Lady’sini anlamaya çalışırken, sonunda 'hiçbir şeyin ardında hiçbir şey olmadığını' kanıtlayan bir kozmik fars (kaba güldürü) hâline geliyor.
ABD’nin tanıdığı en göçmen karşıtı başkanla evlenen Slovenyalı eski model hakkında gerçekten yeni bir şey öğrenebileceğimize dair belki ufak bir umut vardı; ama Melania’nın “içerikten yoksun” olduğunu söylemek, içerikten yoksun şeylere yapılmış bir haksızlık olurdu.
Pahalı tasarımcı şapkalarının ardına gizlenen bu sözde muamma, ne evliliğinin gerçek dinamiklerine ne de kişiliğinin gölgelerine dair tek bir fikir kırıntısı veriyor. Bunun yerine sadece, daimi bir çatık kaşla, açılış yemeği için havyarlı altın yumurtalar seçen, “gerçekten keskin” kıyafetlerle moda tasarımcılarına danışan bir figür görüyoruz. Ve ardından, “Hepimiz aynı insanlığa bağlıyız” ya da “ailenize ve sevdiklerinize değer verin” gibi, sanki ruhsuzluğunu kanıtlama görevindeki bir yapay zekâ tarafından üretilmiş boş aforizmalar sıralıyor.
En sevdiği sanatçının Michael Jackson olduğunu da öğreniyoruz.
Yüzeyin ötesine geçmeye hiç niyeti olmayan bu gösterişli ayrıcalık portresindeki tek insani an, Melania Trump’ın Ocak 2024’te hayatını kaybeden “sevgili annesi” Amalija Knavs’ın yasını hâlâ tuttuğunu paylaşması oluyor.
Bu detay, karaktere biraz derinlik kazandırabilecek potansiyel bir içgörü sunarken, duygusallık katmak yerine Melania’nın empati yoksunluğunu daha da belirginleştiriyor. Belgeselde, eski First Lady’nin Başkan Jimmy Carter’ın cenazesinde en ufak bir merhamet ifadesi göstermediğine tanık oluyoruz. Ne kaybedilen kişiyi ne de yakınlarının acısını düşünen bir Melania var; odağında yalnızca kendi hikâyesi bulunuyor.
Filmin belki de en ironik yanı, Melania Trump’ın duygusuzluğunun ve cansızlığının, kocasını neredeyse karizmatik göstermesi. Donald Trump zaman zaman sahneye giriyor ve çiftin aralarındaki mesafeye rağmen bu bölümler izleyici için adeta “taze bir nefes” etkisi yaratıyor.
Ancak bu beklenmedik yan etki kısa sürüyor. Trump, karısının annesinin ölümünden bahsederken acımasızca, “Zor zamanlar geçirdi” diyerek, empati konusunun onun da güçlü yönlerinden biri olmadığını bir kez daha hatırlatıyor.
Her tencere bir kapak bulur.
Pek çok kişi "Melania"yı daha gösterime girmeden, değersiz bir propaganda aracı olmakla suçladı. Ancak bu bile fazla iyimser bir değerlendirme olurdu. Çünkü propagandanın en azından bir amacı vardır. "Triumph of the Will" ve "Birth of a Nation" gibi nefretin araçları, kötü de olsa net bir hedefe yönelmişlerdi.
"Melania" ise bu filmlerle aynı cümlede anılabilir, ama yalnızca sahnelenmiş bir abartı klişe olarak kalır. Jeff Bezos’un Trump’a yaranmak için giriştiği alaycı bir yatırım gibi duran bu yapım, paradan başka bir şeyle ilgilenmeyen, Trump markasını beslemeye adanmış boş mitolojileri yücelten kişiler tarafından hazırlanmış bir "anti-belgesel" niteliğinde. Film, Melania Trump’ın First Lady olarak öne sürdüğü –ancak belgesel boyunca tanık olamadığımız– başarılarını uzun bir liste hâlinde sıralayarak sona eriyor. O noktada izleyici, ne bu listeyi ne de Trump davasını umursayacak kadar dikkatini koruyabiliyor.
Sonuç olarak "Melania", 104 dakikalık, zamanlaması kötü ayarlanmış, sığ bir gösteriş projesi.
Belgeselin yayımlanma dönemi ise ironik biçimde, Trump yönetiminin eylemleri sonucu masum insanların öldüğü, Amerika’da korku, öfke ve yasın hâkim olduğu bir döneme denk geliyor. Bu atmosferde, Melania Trump’ın lüks kıyafetler içinde "ortak insanlık" üzerine sözde bilgelikler sıralaması ve izleyicilerden kendi kederine empati beklemesi, rahatsız edici bir tezat oluşturuyor.
Filmden uzak durmak için başka nedenler de mevcut. Yönetmen koltuğunda, 2017’de birden fazla kadın tarafından cinsel saldırıyla suçlanan –bir tecavüz iddiasını da reddeden– Brett Ratner oturuyor. Üstelik film, ABD Adalet Bakanlığı tarafından kısa süre önce yayımlanan görüntülerde Ratner’ın, seks suçlusu Jeffrey Epstein ile birlikte genç bir kadını kucaklarken görüldüğü sırada vizyona girdi.
Sonunda "Melania", tıpkı First Lady’nin ünlü "Umurumda değil, ya sen?" yazılı ceketi gibi, tam olarak bu hissin vücut bulmuş hâli.