Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Hip-hop ve göç kültürü Fransızcaya yeni bir ses getiriyor

Rap ve hip-hop sanatçıları Fransız dilini yaygınlaştırıyor.
Rap ve hip-hop sanatçıları Fransız dilini yaygınlaştırıyor. ©  Credit: QLF Records, AP Photo, Canva.
© Credit: QLF Records, AP Photo, Canva.
By Anushka Roy
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Paris banliyölerinden Abidjan sokaklarına uzanan çokdilli müzik kültürü, Fransızcayı dönüştürüyor. Rap ve hip-hop sanatçıları, Arapça, Afrika dilleri ve şehir argosunu harmanlayarak yeni bir Fransızca yaratıyor — sınırları aşan, melez ve yaşayan bir dil.

1996’da rap ikilisi Lunatic, çıkış şarkıları “Le Crime Paie”de “Wesh, wesh, ecoute fils” diyerek sesini duyurmuştu. Yaklaşık 30 yıl sonra, Londralı rapçi Central Cee, “Bolide Noir” adlı parçasında Paris’teki deneyimini şöyle anlatıyor: “Paris’teyim, rizz atmaya çalışıyorum ama anlamıyorlar çünkü Fransızca konuşuyorlar. Neden sürekli wesh deyip duruyorlar?”

REKLAM
REKLAM

Bu iki şarkı arasında geçen yıllar, “wesh” kelimesinin sokaklardan sözlüklere uzanan yolculuğunu özetliyor. Kuzey Afrika’da Arapça’nın bir lehçesi olan Darija’dan türeyen ve “ne haber” ya da “nasılsın” anlamında kullanılan bu kelime, önce Fransa’daki göçmen topluluklar arasında yayıldı. Zamanla Paris banliyölerinden tüm ülkeye yayılan “wesh”, artık Fransız şehirlerinin gündelik konuşmalarında sıkça duyuluyor ve Le Robert sözlüğüne de girmiş durumda.

“Wesh”in hikâyesi, sadece bir kelimenin değil, kültürel dönüşümün de hikayesi. Fransa ve Frankofon Afrika’daki müzisyenler, dillerin ve kimliklerin kesiştiği noktada yeni bir Fransızca biçimi yaratıyor. Bu müzikal ve dilsel karışım, sömürge geçmişi, göç hareketleri ve çokkültürlü yaşamın iç içe geçtiği modern Fransız kimliğinin sesini yansıtıyor.

Central Cee x JRK - Bolide Noir

Paris’in banliyölerinin Fransız rap dili ve dolayısıyla Fransız argosu üzerindeki etkisi artık tartışmasız kabul ediliyor. PNL ve Kery James gibi liste başı sanatçılar, Paris’in çok etnikli ve uzun yıllar ihmal edilmiş banliyölerinde edindikleri deneyimlerden yalnızca anlattıkları hikâyelerde değil, kullandıkları dilde de besleniyor.

Bu dilsel evrimin en çarpıcı örneklerinden biri “verlan”. Fransızca kelimelerin hecelerinin ters çevrilmesiyle oluşan bu konuşma biçimi, yaygın dile karışmadan önce banliyölerde kullanılmaya başlanmıştı. Böylece banliyö gençliği, kendine özgü bir kimlik ve direniş dili yaratmış oldu.

HAL Open Science’ta yayımlanan bir makaleye göre, bu söz varlığı yalnızca Fransızca’nın içinden değil; Arapça, Romanca ve diğer göçmen dillerinden de kelimeler ödünç alıyor. Özellikle PNL’nin şarkılarında, Fransızca cümlelerin içine serpiştirilmiş Arapça ifadeler sıkça duyuluyor. Bu karışım, banliyö kültürünün hem müzikal hem de dilsel bir sınır tanımazlıkla nasıl şekillendiğini gösteriyor.

ARŞİV: PNL, Nyon, İsviçre'de düzenlenen Paleo Festivali'nde sahne alıyor, 2022.
ARŞİV: PNL, Nyon, İsviçre'de düzenlenen Paleo Festivali'nde sahne alıyor, 2022. AP Photo

Fransızca artık sadece Fransa’nın değil, birçok kültürün sesi haline geldi.

Makalede, “Verlan, sabit temsillerin hâkim olduğu bir toplumda aidiyet duygusu yaratmanın bir aracı olarak görülüyor ve göçmen torunların nihayet olumlu melez kimlikler inşa etmelerine olanak tanıyor” ifadesiyle özetlendiği gibi, Fransız banliyölerinden yükselen dilsel dönüşüm çokkültürlü bir kimliğin ifadesine dönüştü. Banliyöde yetişen sanatçılar, kesişen kimliklerini aktarabilecekleri çok dilli, çok etnikli ve diasporik bir Fransızcayı popülerleştirdi.

Ancak Fransızca yalnızca Fransa’da konuşulmuyor. Organisation Internationale de la Francophonie verilerine göre, bugün dünya genelinde Fransızca konuşanların yarısından fazlası Afrika ve Orta Doğu’da yaşıyor. Fransız sömürgeciliği döneminde uygulanan dil politikaları, Fransızcanın yerel dillerin önüne geçirilmesine ve bu dillerin damgalanmasına yol açmıştı. Bağımsızlık sonrası dönemde bile bu miras birçok ülkede varlığını sürdürdü.

Buna rağmen Fransızca, sömürgecilik geçmişinin izlerini taşısa da Afrika’da günlük yaşamın temel parçası haline gelmiş durumda. L’actualite’ye konuşan Felix Houphouet-Boigny Üniversitesi profesörü Jean-Martial Kouame, “Dil Afrika’da hassas bir konu. Bazıları Fransızcayı postkolonyal etkinin bir aracı olarak görüyor, ancak çoğu insan için bu sadece bir Afrika dili,” diyor.

Bugün Fransızcanın Afrika’daki kullanımı giderek yerelleşiyor. Abidjan’da Fildişili gençler, Fransızcayı kendi argoları olan “nouchi” ile harmanlayarak yeni bir ifade biçimi yaratıyor. Bu karışım, 30 yıllık bir dilsel evrim sonucunda “Fildişi Fransızcası”nı ortaya çıkardı.

Fildişili hip-hop sanatçısı Dofy, New York Times’a verdiği röportajda bu dönüşümü şöyle anlatıyor: “Saf Fransızca rap yapmaya çalıştık ama kimse bizi dinlemiyordu. Bu yüzden kendi gerçeklerimizden kelimeler yaratıyoruz ve sonra bunlar yayılıyor.”

Gerçekten de bu kelimeler, Fildişi Sahili sınırlarını aşıp küresel Fransızca konuşan topluluklara ulaştı. Nouchi kökenli “s’enjailler” (eğlenmek) ve “boucantier” (parti insanı) kelimeleri artık Fransa’da sosyal medyada ve gündelik dilde sıkça kullanılıyor; hatta Fransızca Petit Larousse sözlüğünde bile yerlerini aldı.

Fransızca, artık sadece Paris’in değil, Abidjan’ın, Dakar’ın, Cezayir’in ve Montreal’in sokaklarından yankılanan bir ortak dil haline geliyor.

Abidjan sokaklarında gençler, Fildişi Sahili, 2024.
Abidjan sokaklarında gençler, Fildişi Sahili, 2024. Unsplash aracılığıyla Yanick Folly.

Dillerin karışımı, Fransızcanın konuşulma, icra edilme ve dijital ortamda paylaşılma biçimini genişletirken, Académie Française gibi geleneksel kurumlar bu değişimi kabullenmekte yavaş kalıyor. Alternatif dilbilim uygulamaları üzerine yapılan araştırmalara göre, örneğin Verlan —yani kelimelerin hecelerinin ters çevrilmesiyle oluşan argotik dil biçimi— uzun süredir yaygın kullanılmasına rağmen, Academie tarafından büyük ölçüde görmezden gelindi.

Bu dönüşümün sembolik bir yansıması ise 2024 Paris Olimpiyatları’nın açılış töreninde yaşandı. Fransız-Malili şarkıcı Aya Nakamura’nın sahne alması, Fransa’nın çok kültürlü kimliğinin kamusal olarak kabul edilmesi anlamına geldi. Nakamura’nın şarkıları, Fransızca sözlerin içine Arapça, İngilizce ve Afrika dillerinden ifadeleri yerleştiriyor; şehir argosunu müziğin merkezine taşıyor. Birçok yorumcu, onun performansını ve dil kullanımını çağdaş Fransa’nın çeşitliliğinin bir aynası olarak değerlendirdi.

Fransızca rap ve hip-hop artık yalnızca Frankofon dünyaya değil, küresel müzik sahnesine de yön veriyor. Dave ve Central Cee gibi İngilizce rapçilerle yapılan işbirlikleri, bu dilsel ve kültürel etkileşimin sınırlarını daha da genişletiyor. Böylece Fransızca, hem dil hem de kimlik olarak, ulusal sınırların ötesinde yankılanmaya devam ediyor.

Dave X Tiakola - 'Meridian'

Franceinfo’ya konuşan dilbilimci Aurore Vincenti, “Kendini yenileyen, içinde yeni sözcüklerin doğduğunu gören bir dil, iyi durumda olan bir dildir,” dedi. Sanatçılar, müziklerinde Frankofon dünyanın farklı seslerini bir araya getirerek Fransızcanın sınırlarını genişletiyor. Bu dilsel çeşitlilik, yalnızca kültürel bir zenginlik değil, aynı zamanda Fransızcanın geleceği için de hayati bir güç kaynağı olarak görülüyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İspanyolca müzik, yüzyılın ilk çeyreğinde dünya çapında popülerliğini artırdı

Müziğin 2025 panoraması: Rosalía, Kelela ve Annahstasia zirvede

Hip-hop ve göç kültürü Fransızcaya yeni bir ses getiriyor