İBB’nin 1 TL'lik giriş kararı sonrası Yerebatan Sarnıcı’nda ziyaretçi akını yaşanırken, sarnıcın Vakıflar’a devri tartışmaları da büyüyor.
İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Meclisi’nde yaptığı faaliyet raporu sunumunda, İBB Miras ile gerçekleştirilen restorasyon sürecini rakamlarla anlatırken, Yerebatan Sarnıcı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine tepki göstermiş, "Biz onardık, biz sahip çıktık. Şimdi 15 günde boşaltın diyorlar. Bu hukuksuzluğa karşı bugünden itibaren Türk vatandaşlarına Yerebatan Sarnıcı ziyaretini sadece 1 TL yapıyoruz" demişti.
Kararın ardından sabah saatlerinden itibaren Yerebatan Sarnıcı’nda uzun kuyruklar oluştu. Ziyaretçiler hem tarihi yapıyı görmek hem de tartışmaların odağındaki mekâna sahip çıkmak için sarnıca akın etti. İlk 5 saatlik veriye göre 5 bin yerli ziyaretçi sarnıcı ziyaret etti. Gün içinde ve ilerleyen günlerde bu sayının katlanarak artması bekleniyor.
Nuri Aslan, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada yalnızca bir fiyat düzenlemesi değil, aynı zamanda bir “kamusal sahiplenme” çağrısı yaptıklarını vurguladı. Aslan, İBB Miras çalışmalarıyla İstanbul’un tarihi dokusunda “adeta bir restorasyon devrimi” gerçekleştirdiklerini belirtti.
Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un en etkileyici Bizans yapılarından biri olarak 6. yüzyılda İmparator Justinianus I döneminde inşa edildi. Yapının temel amacı, şehre su temin etmek ve olası kuşatmalarda su ihtiyacını güvence altına almaktı.
İnşası yaklaşık 532 yılında tamamlanan sarnıç, yaklaşık 9 bin 800 metrekarelik bir alanı kaplar ve 80 bin metreküpe yakın su depolama kapasitesine sahiptir. Yeraltında yer alan bu devasa yapı, yüzlerce mermer sütunla taşınır ve iki ünlü Medusa başı sütun kaidesiyle de dikkat çeker.
Bizans döneminde sarayın ve çevredeki yapıların su ihtiyacını karşılayan Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinin ardından da bir süre daha aktif şekilde kullanıldı. Ancak zamanla işlevini yitirdi ve unutulmaya yüz tuttu.
16. yüzyıldan itibaren farklı amaçlarla kullanılan yapı, özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda yerel halk tarafından yeniden keşfedildi. 20. yüzyılda ise restore edilerek kültürel bir miras alanı haline getirildi ve günümüzde müze olarak ziyaretçilere açıldı.