Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Trump’ın Grönland tehdidi Avrupa’yı Ukrayna denklemine sıkıştırdı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'te Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'i ağırladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'te Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'i ağırladı. ©  Yoan Valat/AP
© Yoan Valat/AP
By Jorge Liboreiro
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Avrupalılar, Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etme tehditlerine karşı adayı savunmaya çalışırken, ABD’nin Ukrayna savaşında desteğini kaybetme korkusuyla son derece hassas bir denge kurmaya çalışıyor.

Son 1 yıldır ABD Başkanı Donald Trump’la iyi ilişkileri sürdürmek, Avrupa liderleri için öncelikli hedeflerden biri haline geldi.

Avrupalılar, öngörülemez çıkışlarıyla bilinen ABD başkanını yatıştırmak, en sert adımlarını sınırlamak ve Avrupa için hayati önem taşıyan Ukrayna savaşına bağlı kalmasını sağlamak amacıyla ekstra çaba gösterdi.

Avrupa, Ukrayna’ya en fazla mali ve askeri destek veren taraf olsa da kıtada kimse, ABD silahları olmadan Rus işgaline direnilebileceğine ya da Washington masada olmadan savaşın sona ereceğine inanmıyor.

Bu stratejik hesap, pratikte ağır bedeller doğurdu. Bunların başında, Trump’ın Avrupalılara kabul ettirdiği yüksek gümrük vergileri geliyor.

AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic, Haziran 2025'te AB ürünlerine yüzde 15 gümrük vergisi getiren anlaşmayı savunurken, “Bu sadece ticaretle ilgili değil. Güvenlikle, Ukrayna’yla ve mevcut jeopolitik belirsizlikle ilgili,” ifadelerini kullanmıştı.

Aynı yaklaşım, şimdi Grönland krizi etrafında da kendini gösteriyor.

Beyaz Saray, gerekirse askerî güç kullanarak yarı özerk Grönland’ı ele geçirme tehditlerini artırırken, Avrupalılar bir yandan Danimarka’nın toprak bütünlüğünü savunma sorumluluğu, diğer yandan Trump’ı kızdırma korkusu arasında son derece ince bir çizgide ilerliyor.

Bu kırılgan durum, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Ukrayna için güvenlik garantilerini görüşmek üzere Paris’te topladığı “Gönüllüler Koalisyonu” toplantısında açıkça görüldü.

Toplantı, Trump’ın baş müzakerecileri olarak görevlendirdiği Steve Witkoff ve Jared Kushner’in ilk kez yüz yüze katılımıyla dikkat çekti.

Toplantı sonrası Macron, Ukrayna’da barış konusunda Avrupa ile ABD arasında “operasyonel uyum” sağlandığını söyledi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer da “mükemmel ilerleme” kaydedildiğini belirterek benzer bir iyimserlik sergiledi.

Sert dönüş

Grönland’a yönelik tehditler ışığında Avrupa’nın ABD’ye hala güvenip güvenemeyeceği tartışılan konular arasındaydı. Macron verdiği yanıtta, ABD’nin güvenlik garantilerine katılımını özellikle vurguladı.

“Bu taahhüdün samimiyetinden şüphe etmem için bir neden yok,” diyen Macron, ABD’nin BM Şartı’nı imzalayan ve NATO üyesi bir müttefik olarak Avrupa’yla birlikte hareket ettiğini söyledi.

Macron gibi Starmer da olumlu bir ton benimsedi. İngiltere ile ABD arasındaki ilişkinin savunma, güvenlik ve istihbarat alanlarında son derece yakın olduğunu ve bu konularda ABD ile sürekli temas halinde olduklarını söyledi.

Starmer ayrıca Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya, İngiltere ve Danimarka liderlerinin Grönland’ı savunan ortak bildirisini hatırlattı.

Bildiri, BM Şartı’nda yer alan “egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı” ilkelerine dolaylı bir vurgu yapıyordu. Bunlar, Rusya’nın Ukrayna’da ihlal ettiği ilkelerle aynıydı.

Ancak bildiride Grönland’ın zorla ilhak edilmesine yönelik açık bir kınama yer almadı ve Avrupa’nın olası bir karşılık vereceği de belirtilmedi.

Bildiri, “Grönland Grönland halkına aittir. Danimarka ve Grönland’la ilgili kararlara yalnızca Danimarka ve Grönland karar verir,” ifadesiyle sona eriyordu.

Dikkat çekici sessizlik

Bu temkinli yaklaşım, Avrupa’nın kısa süre önce ABD’nin Venezuela’da Nicolas Maduro’yu iktidardan uzaklaştıran operasyonuna verdiği tepkiyi de hatırlattı.

İspanya müdahaleyi uluslararası hukukun ihlali olarak kınarken, diğer Avrupa ülkeleri hukuki boyut konusunda sessiz kaldı ve odağı Venezuela’daki demokratik geçişe çevirdi.

Yetkililer, Ukrayna için güvenlik garantileri üzerinde çalışılan bir dönemde Trump’la açık bir çatışmaya girmenin riskli ve sonuçsuz olacağı görüşündeydi.

Ancak bu “dikkatli sessizlik” stratejisinin, hem AB hem de NATO üyesi bir ülkeye bağlı Grönland söz konusu olduğunda sürdürülebilir olup olmadığı tartışmalı.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen olası bir ilhakın, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ve müttefiklerin Rusya’ya karşı savunduğu tüm güvenlik mimarisini çökertme riski taşıdığını söyledi.

German Marshall Fund’dan Markus Ziener’e göre Avrupalılar açık bir çıkmazın içinde.

“Bu durum AB açısından bir güvenilirlik sorunu yaratıyor mu? Evet,” diyen Ziener, “Ancak tamamen çıkar odaklı bir ABD başkanıyla karşı karşıyayken başka bir seçenek de görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

ABD ordusu: Venezuela bağlantılı, yaptırım altındaki 2 petrol tankerine daha el konuldu

Trump'ın Venezuela baskınını gerekçelendirdiği 'Monroe Doktrini' nedir?

Trump’ın danışmanı, Grönland tehdidini daha da ileri taşıdı: Kimse ABD ile savaşmayacak