Macaristan Başbakanı Orban, Slovakya Başbakanı Fico ve Çekya’dan Babis, Trump yönetiminin tehditlerine karşı Avrupa Birliği’nin ortak bir yanıt üretmesinde kilit rol oynayacak.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden yönelttiği tehditler karşısında AB’nin ortak bir tutum belirlemesi yönündeki baskı artarken, Trump ile yakın ilişkiler içinde olan AB liderleri henüz sert bir karşı duruş sergilemiş değil.
Trump, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Arktik adanın ABD’ye satışına karşı çıkan Avrupa ülkelerinden gelen ürünlere yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulanacağını, ABD’nin 1 Haziran’a kadar Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesine izin verilmemesi halinde bu oranın yüzde 25’e çıkarılacağını duyurdu
AB krizi nasıl yöneteceğini tartışırken, ortak bir pozisyonun oluşması özellikle üç ülkenin tutumuna bağlı görünüyor: Slovakya, Macaristan ve Çekya.
Slovakya Başbakanı Robert Fico, Trump’ın son tarife tehditlerini sosyal medyada paylaştığı gün, Mar-a-Lago’da Trump ile bir araya geldi. Ülkesine dönüş yolunda konuşan Fico, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri överken, hem kendisinin hem de Trump’ın AB’ye eleştirel yaklaştığını söyledi.
“AB’nin rekabet gücü, enerji ve göç politikalarının değerlendirilmesinden kaçınmadık. AB’nin derin bir kriz içinde olduğu konusunda tam bir görüş birliği vardı,” diyen Fico, Grönland’a değinmedi ve Trump’ın doğrudan tehdit ettiği ülkelerle dayanışma mesajı vermedi.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise pazar günü Trump’tan, Gazze’de savaş sonrası yönetim ve yeniden yapılanmaya katkı sağlamayı amaçlayan “Barış Kurulu”na katılma daveti aldığını açıkladı.
Orban X'te yaptığı paylaşımda, “Başkan Donald Trump’la birlikte barış geliyor. Bir mektup daha geldi. Macaristan’ın barış çabaları takdir ediliyor. Başkan Trump, Macaristan’ı Barış Kurulu’nun kurucu üyeleri arasına davet etti,” ifadelerini kullandı.
Buna karşın Macar hükümeti, Trump’ın son Grönland tehditleri hakkında sessizliğini koruyor. Orbán daha önce Grönland meselesinin NATO içinde ele alınabileceğini ve bunun uluslararası bir krize dönüşmemesi gerektiğini söylemişti.
Çekya Başbakanı Andrej Babis de pazartesi günü X’te yaptığı paylaşımda, Grönland’ın Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olduğu konusunda şüphe bulunmadığını belirtti ancak Trump’ın tehditlerine karşı açık bir tepki çağrısında bulunmadı.
“Bundan kuşku yok. Ancak biz açıklamaları değil, diyaloğu destekleyeceğiz,” diyen Babis, “Dış politika, sosyal medyada kimin daha sert açıklama yaptığıyla değil, diplomasiyle yürür,” ifadelerini kullandı.
Babis daha önce Macaristan’daki muhafazakâr Mandiner sitesine verdiği röportajda ise Trump’ın Avrupa’ya değil, ‘Amerika’yı yeniden büyük yapma’ programıyla ABD’ye hizmet ettiğini söylemişti. Kendini Avrupa’daki en büyük Trump destekçilerinden biri olarak tanımlayan Babis, Orban ve Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin de adını anmıştı.
Trump’a yakın Avrupa sağında bu çizgiden ayrılan isim ise İtalya Başbakanı Giorgia Meloni oldu. Meloni, pazar günü Trump’ın tutumunu “bir hata” olarak nitelendirerek, bunun bir yanlış anlamadan kaynaklanmış olabileceğini söyledi.
Güney Kore ziyareti sırasında konuşan Meloni, “Grönland’ın güvenliğine katkı sunmayı seçen ülkelere karşı tarife artışı öngörülmesi bir hatadır ve buna katılmıyorum,” dedi.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, perşembe akşamı Grönland konusunu ele almak ve ortak bir yanıt üzerinde uzlaşmak üzere özel bir AB zirvesi topluyor. Bu süreçte Macaristan, Slovakya ve Çekya’nın onayı gerekecek; ancak bu ülkelerin nihai tutumları henüz netleşmiş değil.
Avrupa Politika Merkezi Direktörü Fabian Zuleg’e göre ise birlik vurgusu, Grönland konusunda hareketsizliğin bahanesi haline gelmemeli.
“Birlik sağlanamıyorsa, Macaristan gibi ya da duruma göre diğer isteksiz hükümetler sürecin dışında bırakılmalı ve bunun sonuçları olmalı,” diyen Zuleg, ortak Avrupa eylemini engelleyen ülkelerin savunma, güvenlik işbirliği ya da sanayi yatırımlarından tam olarak yararlanmaması gerektiğini savundu.
“Dayanışma tek yönlü ve koşulsuz bir yol değildir,” diye ekledi.