Yüzyılın sonuna gelindiğinde Alpler’deki tüm kayak merkezleri kar yapma makineleri kullanmak zorunda kalabilir. Bunun yerel bölgenin doğası üzerinde ağır sonuçları olabilir.
İtalya'da gerçekleşen 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları doğal kar üzerinde düzenlenen son olimpiyat oyunları olabilir mi?
Oyunlar geniş kesimler tarafından başarılı olarak değerlendirilse de, organizatörlere göre yaklaşık 1,6 milyon metreküp yapay kara ihtiyaç duyulması eleştirilere yol açtı.
Bu miktar, yaklaşık 640 olimpik yüzme havuzuna eşdeğer.
İster beğenilsin ister beğenilmesin, yükselen kış sıcaklıkları gelecekteki Kış Olimpiyatları için en azından Alpler’de yapay karı vazgeçilmez bir zorunluluk haline getirebilir.
Yapay kar, kış sporları sektörünü ayakta tutuyor
Yüzyılın sonuna gelindiğinde, sekiz ülkeye yayılan dağ silsilesindeki kar yağışının yüzde 25 ila 45 arasında azalması bekleniyor.
Bu öngörü, King’s College, Oxford Üniversitesi Saïd Business School ve Trento Üniversitesi’nin ortak çalışması olan “The Snow Must Go On: Theorising the Climate Innovation Conundrum in Expiring Industries (Kar Devam Etmeli: Sona Yaklaşan Sektörlerde İklim İnovasyonu İkileminin Kuramsallaştırılması) başlıklı araştırmaya dayanıyor.
Küresel ölçekte sektörün 2025 ile 2032 arasında yıllık ortalama yüzde 4,4 büyümesi öngörülüyor.
Ancak araştırmacılar, 2050’ye kadar 1.200 metrenin altındaki kayak merkezlerinin karsız kışlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Kış sporları sektörü şimdiye kadar tehdidi savuşturmayı ve sağlıklı kalmayı başardı. Bunda, son Kış Olimpiyatları’nda olduğu gibi yapay kar kullanımının da payı büyük.
Araştırmaya göre İtalya’daki kayak merkezlerinin yaklaşık yüzde 90’ı halihazırda yapay kara bağımlı. Bu oran Avusturya’da yüzde 70, İsviçre’de ise yüzde 54.
Çalışmada, "Bir zamanlar geçici bir çözüm olarak görülen teknik kar üretimi artık yapısal bir zorunluluk haline geldi, çünkü düşük kar yağışlı yıllarda bile tesislerin faaliyetini sürdürmesini sağlıyor. Kar üretim teknolojisinin yaygınlaşması, doğal kar yağışının tek başına kış turizmini sürdüremeyeceği yönündeki artan görüş birliğini yansıtıyor," denildi.
İtalya’da az sayıdaki istisnalardan biri, en yüksek buzullara yakın kayak merkezleri. Örneğin 3.343 metre rakımdaki Marmolada Buzulu. Ancak onun da 2040’a kadar tamamen yok olabileceği öngörülüyor.
Yapay karın mali, enerji ve çevresel maliyeti nedir?
Bilim insanlarına göre yapay kar kış tatillerini kurtarabilir ancak çevre açısından ciddi sorunlar yaratıyor.
Kar topları pistleri karla kaplamak için büyük miktarda suya ihtiyaç duyuyor.
Sadece bir hektarlık (0,01 km²) alanı 30 santimetre kalınlığında yapay karla kaplamak için yaklaşık 1.000 metreküp su gerekiyor. Bu da yaklaşık 20 bahçe yüzme havuzuna eşdeğer.
Su, yerel kaynakları tüketerek yakındaki nehir ve göllerden pompalanıyor ya da geniş çaplı arazi düzenlemeleri gerektiren yapay havzalardan sağlanıyor. Bu yöntem de en az diğeri kadar etkili sonuçlar doğuruyor.
2023 itibarıyla sektör yalnızca İtalya’da toplam bir milyon metrekareyi aşan alanı kaplayan 142 yapay havza inşa etti.
Üstelik yapay kar daha yoğun ve sert olduğu için daha yavaş eriyor. Bu durum toprağın sıkışmasına ve bitki büyümesinin gecikmesine yol açıyor.
'Yerel bir sorunu ertelerken küresel ölçekte büyütmek'
Karbon ayak izi de dikkate değer. King’s College, Oxford ve Trento Üniversitesi’nin çalışmasına göre İtalya’da yalnızca kar üretiminden kaynaklanan elektrik bağlantılı emisyonlar 24 kiloton CO₂ eşdeğerine ulaşıyor.
Küresel sıcaklık artışının +2°C olması halinde bu miktarın yüzde 24, +4°C olması halinde ise yüzde 30 artması öngörülüyor.
Sonuçta maliyet de göz ardı edilemez. Üretim maliyeti metreküp başına 3,50 ila 5 euro (yaklaşık 180 TL - 250 TL) arasında değişiyor.
Çalışmanın yazarlarından ve Said Business School Sürdürülebilirlik Fakülte Direktörü Juliane Reinecke, Europe in Motion’a yaptığı açıklamada, "Yapay kar üretimi kısa vadeli ekonomik dayanıklılık ile uzun vadeli çevresel sürdürülebilirlik arasındaki gerilimi somut biçimde ortaya koyuyor," dedi.
Yapay kar üretimi, tesisler için iklim riskine karşı gerekli bir uyum aracı olarak görülse de su ve enerji yoğun yapısı nedeniyle uzun vadeli sürdürülebilirlik sorunları yaratıyor
Kayak merkezlerinin sürdürülebilir kalabilmelerine dikkat çeken Reinecke şöyle konuştu:
"Tesis yöneticileri için kar üretimi hayatta kalma meselesi. İklim riskine karşı rasyonel ve gerekli bir uyum stratejisi. Ancak uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından soru işaretleri yaratıyor: su ve enerji yoğun bir süreç ve kapsamlı altyapı gerektiriyor.”
"Sıcaklıklar arttıkça daha fazla kar üretilmesi gerekecek. Ancak bir noktada bu da sezon boyunca kar örtüsünü garanti etmeye yetmeyebilir."
"Şirketler operasyonel sürekliliği ve kısa vadeli dayanıklılığı önceliklendirmeye teşvik ediliyor. Toplumlar ise uzun vadeli karbonsuzlaşma ve ekolojik sınırlar konusunda kaygı duymak zorunda. Uyum teknolojileri enerji ve kaynak yoğun olduğunda, yerel bir sorunu çözebilir ya da erteleyebilir; ancak küresel ölçekte sorunu büyütebilir. Vurgulamak istediğimiz paradoks tam da bu."