Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin yeniden sağlanmasına yardımcı olmaları için müttefikleri üzerindeki baskıyı arttırırken İspanya Dışişleri Bakanı "NATO bu savaşa katılmayacaktır" dedi.
İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares Bueno, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'nun Hürmüz Boğazı konusunda harekete geçmemesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirmesinin ardından yaptığı açıklamada, boğazın geçişi güvence altına almanın ittifakın görev alanını aştığını söyledi.
Albares cuma günü İspanya Senatosu'nda yaptığı konuşmada, "NATO'nun bu savaşta hiçbir dahli yoktur. Biz müttefikler bilgilendirilmedik ve bize danışılmadı," dedi.
"Ortadoğu NATO'nun hareket alanı içinde değildir ve bu nedenle sadece biz değil, birçok müttefik de aynı düşünceyi dile getirmiştir: NATO bu savaşa katılmayacaktır."
Bu yorumlar İspanya'nın, uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak nitelendirdiği İran müdahalesi konusundaki eleştirel tutumuyla örtüşüyor. Geçen ay ülkenin solcu hükümeti hava sahasını savaşla bağlantılı Amerikan uçaklarına kapatmıştı.
Ancak İspanya bu hafta başında "Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin sağlanmasına katkıda bulunmayı" taahhüt eden ortak bir liderler bildirisi imzaladı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, müttefikleri, Tahran'ın sıkı kontrolü altındaki bu dar nakliye hattından güvenli geçişi garanti edebilecek özel bir misyon oluşturmaya teşvik ediyor.
Ateşkes anlaşmasından sonra da devam eden kapanma, küresel tedarik zincirlerini bozdu, enerji fiyatlarının yükselmesine neden oldu ve stagflasyon korkularını körükledi. Tahminen 2 bin gemi ve 20 bin denizci Basra Körfezi'nde mahsur kalmış durumda.
Bu arada Trump, Hürmüz'e askeri varlıklar konuşlandırmayı reddeden NATO müttefiklerine defalarca ateş püskürdü. Son günlerde, ABD'yi 77 yıllık transatlantik ittifaktan çekme ve Grönland'ı Danimarka'dan alma tehdidini yeniden gündeme getirdi.
Truth Social'da büyük harflerle, "NATO onlara ihtiyacımız olduğunda yanımızda değildi ve tekrar ihtiyacımız olduğunda da yanımızda olmayacak. Grönland'ı hatırlayın, o büyük, kötü yönetilen buz parçasını!!!" diye yazdı.
Rutte gerilimi düşürmek amacıyla çarşamba günü Beyaz Saray'da Trump ile bir araya geldi.
Alışılmadık bir şekilde basına kapalı gerçekleşen toplantı Rutte tarafından "çok samimi, çok açık bir tartışma" olarak tanımlandı. Bir NATO sözcüsü daha sonra Genel Sekreter'in Hürmüz'ün güvenliğinin sağlanması konusunda "müttefiklerle temas halinde olduğunu" söyledi.
Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisini sağlamak için somut taahhütler ve eylemler beklediği açık," dedi.
Bir NATO misyonu için 32 üye ülkenin mutabakatı gerekiyor ki bu da İspanya'nın ve muhtemelen diğer üyelerin muhalefetinin imkansız kılacağı bir eşik. Türk Ticaret Bakanı Ömer Bolat Euronews'e yaptığı açıklamada NATO müttefiklerinin yardım etmek zorunda olmadığını söylemişti.
NATO anlaşması sadece Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye toprakları ile bu ülkelerin yetki alanındaki adaları kapsasa da örgüt geçmişte Afganistan, Libya ve Irak'ta operasyonlar düzenleyerek kapsamının pratikte genişletilebileceğini göstermişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesinin uluslararası bir yetki verilmesi koşuluyla Hürmüz'ün yeniden açılmasına yardımcı olacağını söyledi. Ancak bu hafta BM Güvenlik Konseyi'nden bir karar geçirme girişimi Çin ve Rusya'nın vetosuyla engellendi.
Bu arada İngiltere, kritik su yolunda seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis etmek için dünyanın dört bir yanından 40'tan fazla ülkenin katılımıyla bir istekliler koalisyonu oluşturuyor. Bu gayrı resmi gruplaşma NATO'nun daha katı çerçevesini aşmaya yardımcı olabilir.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer perşembe günü Trump'la "deniz taşımacılığının mümkün olan en kısa sürede yeniden harekete geçirilmesi için pratik bir plana duyulan ihtiyaç" hakkında konuştu. Ancak Londra bu planın neye benzeyeceği konusunda herhangi bir ayrıntı vermedi.