Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

İstanbul'da gece yarısı deprem paniği: Neden yanlış alarm çaldı?

Arşiv görüntüsü
Arşiv görüntüsü ©  Unsplash
© Unsplash
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Deprem uyarı sistemlerinin dün gece İstanbul'daki sarsıntının büyüklüğünü neden abarttığı merak konusu oldu. İşte muhtemel nedeni.

İstanbul'da gece yarısı akıllı telefon kullanıcılarına giden deprem uyarı bildirimi korkuya neden oldu.

REKLAM
REKLAM

Bildirimde Silivri ve Çatalca ilçeleri dolaylarında 4,0 büyüklüğünde deprem olacağı ve orta şiddette sarsıntı meydana geleceği ifade ediliyordu.

Ancak bu büyüklükte bir deprem gerçekleşmedi. AFAD'ın duyurusuna göre 00:18 civarında Çatalca merkezli 2,6'lık bir sarsıntı yaşandı.

Deprem uyarı sistemlerinin sarsıntının tahmini büyüklüğünü neden abarttığı ise merak konusu oldu.

Deprem uyarı sistemleri nasıl çalışır?

Deprem uyarı sistemleri deprem anında ilk algılanan P dalgaları üzerinden çok hızlı bir şekilde depremin yeri ve büyüklüğünü tahmin etmeye çalışıyor.

Bu tahmini büyüklük, saniyeler içinde gelen az sayıda veriyle hesaplandığı için hatalı olabiliyor veya gerçek büyüklüğün altında/üstünde tahmin edilebiliyor.

Bu sistemler deprem henüz büyümesini tamamlamadan ilk sinyalleri kullanıyor. Özellikle sarsıntı başladığında, deprem henüz tam enerjisini salmamış olabiliyor; bu da tahmini büyüklüğün gerçek değerden farklı çıkmasına yol açıyor. Bu durum bilimsel açıdan iyi bilinen bir sınırlama, zira gerçek zamanlı tahminlerde belirsizlik kaçınılmaz.

Yanlış uyarı nasıl gidiyor?

Bir deprem olduğunda yerin altından iki ana dalga yayılıyor: Birincil dalgalar olan P dalgaları, çok hızlı hareket ediyor ama yıkıcı olmuyor. Sadece hafif bir sarsıntı veya "tık" sesi gibi hissediliyor. İkincil S dalgaları ise daha yavaş geliyor ama asıl yıkımı ve şiddetli sallantıyı gerçekleştiriyor.

Erken uyarı sistemleri, en yakındaki sismik istasyon aracılığıyla ilk gelen P dalgasını yakalıyor. S dalgası henüz ulaşmadan, P dalgasının özelliklerine bakarak depremin büyüklüğünü tahmin etmeye çalışıyor.

Sistem P dalgasını yakaladığında elinde çok az veri oluyor. Bu kısa sürede sistem şu parametrelere bakıyor: P dalgasının yüksekliği ne kadar ve dalga ne kadar hızlı titreşiyor?

Sorun da burada başlıyor. Fiziksel açıdan, çok büyük bir depremin ilk 1-2 saniyesi ile orta ölçekli bir depremin ilk 1-2 saniyesi birbirine çok benzeyebiliyor. Sistem, "Akasından dev bir S dalgası geliyor" mantığıyla alarmı tetikliyor. Ancak bazen o "sert" başlangıç, sadece yerel ve küçük bir kırılma oluyor ve arkasından büyük bir yıkım gelmiyor.

Sistemlerin alarmı tetiklerken bir çeşit "fayda-risk analizi" yapması gerekiyor. Yani veriden yüzde 100 emin olana kadar beklemek yerine -zira bu durumda deprem çoktan gelmiş oluyor- ilk emareyi yakaladığı anda en kötü senaryoya göre hareket edip uyarı yolluyor. Bu durumda saniyeler kazandırabiliyor ama bazen yanlış/gereksiz alarm veriyor.

Dünyadaki çoğu modern sistem, can kaybını önlemek için ikinci seçeneği tercih ediyor.

Yanıltıcı diğer faktörler

Bilim dünyası uzun süredir "yalancı çoban" etkisi nedeniyle yanlış deprem alarmlarının halkın sisteme yönelik güvenini sarsabileceğinden endişe ediyordu.

Ancak yakın zamanda hakemli bilimsel dergi Nature'da yayımlanan bir makalede kullanıcıların sistemleri kullanmaya devam ettiği ve yanlış alarmlardan çok fazla etkilenmediği görüldü.

Makalede erken uyarı sistemlerindeki yanlış veya "gereksiz" alarmlar birkaç temel faktöre dayandırılıyor:

Askeri patlamalar: Makalenin odaklandığı bir olayda, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından Lübnan sınırında gerçekleştirilen yaklaşık 370 tonluk devasa bir askeri patlama, sistem tarafından yanlışlıkla 5,2 büyüklüğünde bir deprem olarak sınıflandırılmıştı. Bu tür büyük ölçekli kontrollü patlamalar, yer kabuğunda doğal depremlere benzer sismik dalgalar yaratarak algoritmaları yanıltabiliyor.

Hız ve gereklilik dengesi: Sistemlerin çalışma prensibi gereği, halka sarsıntı gelmeden önce zaman kazandırmak için çok hızlı karar vermesi gerekiyor. Depremin ilk aşamalarındaki bu belirsizlikler, sistemin bazen yıkıcı olmayan küçük sarsıntıları "büyük ve tehlikeli" olarak değerlendirip erken uyarı vermesine neden oluyor.

Düşük uyarı eşiği: Makale, politika yapıcıların "hiç uyarı vermemektense, hissedilen ama zarar vermeyen bir depremde bile uyarı vermeyi" tercih ettiğini belirtiyor. Bu durum teknik bir hatadan ziyade, hiçbir depremi kaçırmamak adına bilinçli olarak seçilen "ihtiyatlı" bir strateji.

Doğal olmayan titreşimler: Erken uyarı sistemlerinde, deprem kaynaklı olmayan ancak P dalgalarını taklit eden "mikro-titreşimlerin" (bazı durumlarda kalibrasyon sinyalleri veya diğer gürültüler) sistemi tetikleyebildiği ifade ediliyor.

Maraş depremlerinde neden milyonlarca kişi uyarılmadı?

Google, 2023'te Kahramanmaraş ve Hatay merkezli yıkıcı depremler sırasında Android deprem uyarı sisteminin beklentilerin çok altında kaldığını resmen kabul etmişti.

Şirket, başlangıçta sistemin "iyi çalıştığını" savunsa da, yayımlanan yeni veriler sistemin felaketin boyutunu büyük ölçüde hafife aldığını göstermişti.

Sistemin algoritmaları, saniyeler içinde karar vermeye çalışırken kritik bir hata yapmıştı. BBC'nin o dönemki araştırmasına göre 7,8 büyüklüğündeki ilk deprem, sistem tarafından yalnızca 4,5 ila 4,9 büyüklüğünde sarsıntı olarak algılanmıştı.

Merkez üssüne 158 km mesafedeki 10 milyon kişiye en yüksek seviyeli "Harekete Geç" (Take Action) uyarısı gönderilmesi gerekirken, bu uyarı sadece 469 kişiye ulaşmıştı.

Yaklaşık yarım milyon kişiye ise sadece "hafif sarsıntı" uyarısı gönderilmişti.

Google araştırmacıları, daha sonra hakemli Science dergisinde yayımladıkları makalede hataların nedenlerini şöyle sıralamıştı:

- Sistemin verileri değerlendirme süresi çok kısaydı ve depremin tam gücünü yakalayamadı.

- Sarsıntı sırasında yere düşen veya savrulan telefonlardan gelen "gürültülü" veriler, algoritmanın depremin büyüklüğünü doğru analiz etmesini zorlaştırdı.

Google, o depremlerden elde edilen verilerle algoritmasını güncellemişti. Sonrasında yapılan simülasyonlarda, güncel sistemin aynı depremde 10 milyon kişiye yüksek seviyeli uyarı gönderebildiği görülmüştü. Şirket, bu sistemi dünya genelinde 98 ülkede bir "güvenlik ağı" olarak sunmaya devam ediyor.

Brezilya'da da korkutan uyarı

Google'ın Android Deprem Uyarı Sistemi, 14 Şubat'ta Brezilya genelindeki kullanıcılara da yanlışlıkla 5,5 büyüklüğünde bir deprem uyarısı göndermişti.

Hiçbir sismik hareketin kaydedilmediği bu olay, sistemin 2020'deki açılışından bu yana yaşanan ilk geniş çaplı yanlış alarm olarak kayıtlara geçmişti.

Yerel saatle gece 02:00 sularında binlerce kullanıcı, telefonlarına gelen şiddetli sarsıntı uyarısıyla uyanmıştı. Ancak bölgede herhangi bir deprem gerçekleşmediği kısa sürede anlaşılmıştı. Google, olayın ardından Brezilya'daki deprem uyarı sistemini geçici olarak askıya aldığını duyurmuştu.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

6 Şubat'ın üçüncü yılı: Kayıplar, sorular ve süren tartışmalar

AFAD: 'Balıkesir Sındırgı'da 5,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi'

Sındırgı'da '17 bin' sarsıntı: 3 soruda deprem fırtınası nedir?