Perşembe gecesi ilk saatlerde fırlatılan Artemis II göreviyle 4 astronot -Komutan Reid Wiseman, pilot Victor Glover, görev uzmanları Christina Koch ve Jeremy Hansen- uzayın derinliklerine doğru tarihi bir yolculuğa başladı.
İnsanlık, tam 52 yıl aradan sonra yeniden Ay yoluna çıktı.
Perşembe gecesi ilk saatlerde fırlatılan Artemis II göreviyle dört astronot -Komutan Reid Wiseman, pilot Victor Glover, görev uzmanları Christina Koch ve Jeremy Hansen- uzayın derinliklerine doğru tarihi bir yolculuğa başladı.
Bu görevde Ay’a iniş gerçekleşmeyecek olsa da mürettebat, Orion kapsülüyle uydunun etrafında bir "sapan manevrası" yaparak Dünya’ya geri dönecek.
Ancak bu büyük ilerlemenin ortasında herkesin aklında bir soru belirdi: 1960’larda başardığımız bir şeye geri dönmek neden bu kadar uzun sürdü?
Neden bu kadar gecikti?
Birçok uzmana göre hükümetler Ay’a olan ilgisini kaybetti ve insanlar sonunda oraya nasıl gidildiğini "unuttu."
1960’lardaki Uzay Yarışı, Soğuk Savaş’ın körüklediği bir prestij mücadelesiydi. ABD, Rusya’yı yenmek için devasa bütçeler ayırmıştı. 1966 yılında NASA’nın bütçesi zirve yapmıştı, ancak Apollo programı 1972’de sona erdiğinde öncelikler değişti.
NASA, çarpıcı Ay görevleri yerine bütçe kısıtlamaları nedeniyle Dünya yörüngesinde kalıcı bir varlık göstermeyi amaçlayan Uzay Mekiği programına ve Uluslararası Uzay İstasyonu’na odaklandı.
Bu süreçte Ay bir kenara itildi. Zamanla Ay’a gitmek için gereken özel bileşenleri üreten ustalar emekli oldu ya da hayatını kaybetti, tedarik zincirleri dağıldı. Bir bakıma, Ay’a gitme yeteneğimiz yavaş yavaş "yok olmuş" bir beceriye dönüştü.
Siyasetin değişken doğası
Ay’a dönüşün önündeki en büyük engellerden biri de istikrarlı bir siyasi desteğin olmamasıydı. Her yeni ABD Başkanı, NASA’yı farklı bir yöne savurdu.
Örneğin George W. Bush, ünlü Uzay Mekiği programını emekli edip Ay’a dönme hedefli "Constellation" programını başlatmıştı.
Barack Obama ise bütçe yetersizliği nedeniyle bu programı iptal etti, ancak Orion kapsülünün inşasının devamına ve yeni bir ağır roket (SLS) yapılmasına izin verdi.
Son olarak Donald Trump, odağı tekrar Ay’a çevirdi ve bu dönemde programın adı Artemis olarak belirlendi.
Milyar dolarlık yatırım ve Mars hedefi
Artemis programının nihai amacı sadece Ay’a gitmek değil, orada kalıcı bir üs kurmak. Bu üs, insanlığın Mars’a gitmesi için bir sıçrama tahtası görevi görecek. SpaceX ve Blue Origin gibi özel sektör devlerinin de işin içine girmesiyle, program önceki yarım kalan girişimlerden daha sağlam bir zemine oturdu.
Bugüne kadar 90 milyar dolardan fazla harcanan ve her bir fırlatışı yaklaşık 4 milyar dolara mal olan bu devasa bütçeli görev, uzay yolculuğunun hala ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu hatırlatıyor.
Yakın zamanda Boeing’in Starliner aracında yaşanan teknik sorunlar ve Artemis I görevinde Orion’un ısı kalkanında oluşan beklenmedik hasarlar, uzayın hataya yer bırakmayan risklerini de bir kez daha kanıtladı.