Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Online nefret gruplarına dair bilinenler: Okul saldırıları Telegram'da mı örgütleniyor?

Arşiv görüntüsü.
Arşiv görüntüsü. ©  Unsplash
© Unsplash
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Nefret ve şantaj grupları neden Discord ve Telegram'dan çıkıyor? Peki bu platformları tamamen yasaklamak çözüm olur mu?

Emniyet Genel Müdürlüğü Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarına ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında, 940 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini, 93 Telegram grubunun kapatıldığını duyurdu.

REKLAM
REKLAM

Emniyet güçleri ayrıca saldırılar sonrası hesaplarından "yeni saldırı tehdidi" yaptığı iddia edilen bir grup çocuğu da gözaltına aldı.

Kamuoyunda en çok tartışılan örneklerden biri ise C31K adlı bir Telegram grubunda konuşulduğu iddia edilen konular oldu. Bazı grup üyelerinin sosyal medyada ifşa ettiği yazışmalarda, "Öğrencilere indirimli okul taranır fiyat bilgisi için dm" gibi ifadelerin yer aldığı görüldü.

Emniyet güçlerinin kapattığı gruplar arasında bu grubun da yer aldığı belirtiliyor.

Nefret ve şantaj grupları neden Discord ve Telegram'dan çıkıyor?

Dünya genelinde bu tür gruplara genellikle Telegram ve Discord platformlarında rastlanması dikkat çekici. Bu platformlar dünya genelinde aşırı sağ hareketlerin ve kadın düşmanı toplulukların şiddet eylemlerine ilişkin haberlerde sıklıkla adından söz ettiriyor.

Söz konusu toplulukların sıklıkla Telegram ve Discord'daki propaganda gruplarına üye oldukları, saldırıların övüldüğü ve hatta yer yer planlandığı kanallarda örgütlendikleri biliniyor.

Platformlar aynı zamanda bizzat suç mahalli görevi de görebiliyor. Telegram'da ve Discord'da daha önce intikam pornosu, şantaj ve dolandırıcılık amacıyla kullanılan pek çok kanal açığa çıkarılmıştı.

Uzmanlar, Discord'un genç kullanıcı tabanı, doğrudan bir merkezden yönetilmeyen dağınık yapısı ve metin tabanlı, sesli veya görüntülü görüşmelere olanak tanımasının yanı sıra son zamanlarda popülerliğinin de artmasının, onu çocuk istismarcıları için özellikle çekici bir yer haline getirdiğini düşünüyor.

Discord toplulukları aslında işyerleri için geliştirilen iletişim uygulaması Slack'e benziyor. Platformun tıpkı Slack gibi ücretsiz sunulan topluluk sunucuları var. Özel veya herkese açık olabilen bu sunucular sadece iki kişiye veya binlerce kullanıcıya ev sahipliği yapabilir. Buralarda bireyler hem mesajlaşabiliyor hem de canlı toplantılar veya yayınlar düzenleyebiliyor.

Bu sunucuların kendi yöneticilerinin ve kurallarının olması da X, Facebook ve diğer uygulamaların aksine kullanıcıya daha büyük bir ekosistem içinde kendi sosyal medyacıklarını kurma imkanı sağlıyor. Bu yarı merkeziyetsiz yapı, sansüre karşı önemli bir direnç sağlayıp topluluk yönetimini kolaylaştırırken, aynı zamanda kötü niyetli aktörlerin de kendi sistemlerini kurmalarına ve gizlenmelerine olanak tanıyabiliyor.

Nitekim söz konusu Discord gruplarına davet linki olmadan girilemiyor ve kullanıcılar gerçek adlarını kullanmak zorunda kalmıyor. Bu da belli bir miktar gizlilik sağladığı için illegal faaliyet ve örgütlenmeler açısından işlevli olabiliyor.

Telegram'ın ise 700 milyonluk küresel bir kullanıcı tabanı var ve özellikle 2019-2020 aralığında COVID-19 kısıtlamalarına yönelik protestoların örgütlendiği ana araç haline gelip, güvenli bir sohbet platformu olarak ün kazandı.

Bu ün, büyük ölçüde grup sohbeti işlevinden kaynaklanıyor. Bir Telegram grubunun 200 bin kadar üyeye ev sahipliği yapabilmesiyle bu uygulamadaki gruplar devasa büyüklüklere ulaşabiliyor.

"Kanallar" özelliği de ayrıca grup organizatörlerine güncelleme yayınlamaları için alan sağlıyor. Bu kanallarda haber paylaşımları, makaleler ve daha birçok gönderinin binlerce kullanıcıya ulaşması mümkün. Bu, platformu geniş kitlelere yönelik propaganda için de kullanışlı hale getiriyor.

Kullanıcılar aynı zamanda Telegram'daki mesajlaşmalarının gizlilik ayarlarını değiştirebiliyor. Örneğin takma isimler kullanabiliyor, telefon numaralarını gizli tutabiliyor ve mesajlarını uçtan uca şifreli hale getirebiliyor.

Ayrıca, Telegram’ın sunucularının dünyanın farklı yerlerinde dağınık olması, belirli bir devletin veya kuruluşun yaptırım uygulamasını zorlaştırıyor.

Tüm bu özellikler, Discord'la benzer biçimde sansür mekanizmalarına karşı kullanıcıya direnç ve mahremiyet sağlarken, aynı zamanda online taciz ve aşırılıkçı hareketlerin örgütlenmesi için de zemin sunabiliyor.

Elliot Rodger övgüsü

Diğer yandan sosyal medya, olası faillerin ve saldırıları destekleyenlerin belirli semboller üretip bunlar etrafında bir araya gelebildiği de bir ortam.

Bu durum özellikle aşırı sağ forumlarda, nihilist meme kültüründe ve istemsiz bekarlar (incel) veya kadın düşmanı topluluklarda açığa çıkıyor. Bu ağlar, geleneksel “bireysel saldırgan” modelini değiştiriyor: Fail yalnız hareket etse bile kültürel olarak kolektif bir ortamdan beslenebiliyor.

BBC'ye konuşan ve adı açıklanmayan bir incel, "Bu topluluklar böyledir," diyor: "Sizi içine çeker, böylece benzer sorunlar yaşayan insanların yankı odasına girersiniz. Küçük bir şey düşünürsünüz... sonra diğer insanların çok daha radikal şeyler düşündüğünü görürsünüz. Böylece küçük şeylerin kabul edilebilir olduğunu zannedersiniz."

Nitekim Kahramanmaraş'taki okul katliamında saldırganın WhatsApp profilinde ABD'de 2014'te katliam yapan Elliot Rodger'ın görselinin bulunduğu görüldü.

Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Yapılan ilk incelemelerde şahsın WhatsApp profilinde 2014 yılında ABD'de saldırı gerçekleştiren Elliot Rodger'a atıfta bulunan bir görsel kullandığı tespit edilmiştir," dendi.

Kaliforniya'nın Isla Vista kentinde gerçekleştirdiği silahlı saldırıda 6 kişiyi öldürdükten sonra kendini de vuran ve arkasında kadınlara karşı kökleşmiş nefretini anlatan 141 sayfalık bir belge bırakan Elliot Rodger, bugün söz konusu online topluluklarda adeta kahramanlaştırılmış durumda.

'Online topluluklara geldiklerinde zaten fikirlerden etkilenmiş oluyorlar'

Öte yandan uzmanlar, şiddet eğilimli, nefret düşüncelerini taşıyan veya kadın düşmanı erkek topluluklarının bu türden sosyal medya gruplarını gördüklerinde sıfırdan bir değişim geçirmediğini, zaten belirli fikirlere ikna olarak bu topluluklara geldiklerini vurguluyor.

Konu üzerine araştırmalar yürüten Dalhousie Üniversitesi'nden Michael Halpin ve Finlay Maguire, konuyla ilgili The Conversation'da yazdıkları makalede şu ifadelere yer veriyor:

"Çalışmamız, incel'lerin incel topluluğu içinde kadın düşmanı olmadıklarını gösteriyor. Onlar topluluğa geldiklerinde zaten kadın düşmanı. Bulgularımız, erkeklerin Men Going Their Own Way gibi erkek hakları grupları ve Andrew Tate gibi fenomenler (influencer) etrafında oluşan topluluklarda kadın düşmanı olmaya başladığını gösteriyor. Bu topluluklar incel'ler için bir kanal görevi görüyor olabilir."

Platformları yasaklamak işe yarar mı?

Halihazırda Discord platformu Türkiye'de yasaklı. 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağı öngören tasarılar da son dönemde hem Türkiye'de hem de dünyada yoğun tartışılıyor.

Bu durum akla şu soruyu getiriyor: Sadece suç içerikli grupları değil de, Discord ve Telegram gibi platformları da tamamen kapatmak saldırganlıkla mücadelede işe yarar mı?

The Conversation'daki makalede akademisyenler, "Çevrimiçi kadın düşmanlığını bozma çabaları, birden fazla topluluğa ve aralarındaki ağlara odaklanmalı," diyor:

"Çevrimiçi forumları veya tartışma panolarını basitçe kapatmak etkili olmayacaktır. Incel'ler ve diğer topluluklar yeni yerlerde ortaya çıkar ve bu gruplar sansürü inançlarının geçerliliği olarak görür."

Tek bir platformda değiller

Telegram ve Discord bu tür operasyonlarda her ne kadar öne çıkmış olsa da, ABD Gizli Servisi'nin okul saldırıları üzerine en kapsamlı raporlarından birine göre okul saldırganları tek bir platforma bağlı hareket etmiyor. Çoğu saldırgan planlarını birden fazla yerde sızdırıyor.

Bunun yanı sıra, bir platform kapatıldığında kullanıcıların başka platformlara kayması da olası. Örneğin aşırılıkçı içeriklerin moderasyonu üzerine yapılan çalışmalar, yasakların kullanıcıları daha küçük ve kapalı ağlara ittiğini ve bu ağların daha zor izlenir hale geldiğini gösteriyor. Günümüzde kullanıcıların kendi yerel sosyal ağlarını kurma yeteneği son derece gelişmiş vaziyette.

Ayrıca çevrimiçi komplo toplulukları üzerine 2023 tarihli ama hakem onayından geçmemiş başka bir çalışma, bazı toplulukların yasak sonrası daha gevşek ama dayanıklı başka platformlara taşınabildiğini gösteriyor.

Saldırganların sosyal medya kullanımı

Diğer yandan, okul saldırılarına karışan kişilerin sosyal medyada saldırılardan hemen önce sergilediği bazı davranış kalıpları erken uyarı işareti olarak kullanılabilir.

2023’te SAGE dergisinde yayımlanan Peterson & Densley çalışması, saldırganların dijital izleri konusunda kapsamlı bir veri setini analiz ediyor. 170 saldırıdan elde edilen bulgular, saldırıdan önce faillerin dijital ortamda şu örüntüyü izlediğini öne sürüyor:

- Saldırı öncesi davranış değişimi: Ya aşırı paylaşım ya da tamamen geri çekilme.

- Önceki saldırganlara referans verme: Önceki okul saldırılarından bahsetme, onlara açıkça referans verme.

- Şiddet ve nefret söylemi: Irkçı, kadın düşmanı ve nihilist içerik paylaşımları

- İntihar eğilimli ve depresif içerikler: Umutsuzluk, yok olma temalarını içeren paylaşımlar

- 'Son mesaj' eğilimi: Bazı failler saldırıyı içerik üretimi gibi kurguluyor.

- Online radikalleşme izleri: Forumlar, meme kültürü, ekstrem gruplarda varlık gösterme.

Saldırılar bulaşıcı

Sosyal medya söz konusu olduğunda akla ilk gelen noktalardan biri de saldırıları "bulaştırma" potansiyeli.

2015'te hakemli bilimsel dergi PLOS One’da yayımlanan ve bu alanın en temel çalışmalarından biri olarak görülen bir analiz, bir okul saldırısından sonra yaklaşık 13 gün boyunca yeni bir saldırı olasılığının arttığını gösteriyor. Makalede her olayın istatistiksel açıdan yeni olayları “tetikleyebildiği” ifade ediliyor.

Bu “bulaşma” mekanizmasının nasıl çalıştığı konusunda sosyal medya kritik görülüyor. Araştırmalara göre klasik medya gibi sosyal medyanın da saldırganı görünür kılması, olayın dramatik anlatısını yayması, manifestoları dolaşıma sokması ve detayların tekrar tekrar verilmesi bu etkiyi büyütebilir.

Daha yeni çalışmalar, sosyal medya konuşmaları (tweetler, paylaşımlar, trendler) ile takip eden günlerde saldırı olasılığı arasında istatistiksel ilişki olduğunu bile öne sürüyor.

Ancak burada önemli bir nüans var: bazı çalışmalar bu etkinin güçlü olduğunu bulurken, bazıları daha sınırlı ya da dolaylı olduğunu belirtiyor. Yani sosyal medya tetikleyici olabilir ama deterministik bir neden değil.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

'Saldırıdan sonra 13 gün kritik': Bilimsel çalışmalar 'okul saldırganları' hakkında ne söylüyor?

Türkiye'de ve dünyada hüküm ve cezalar: 'Suça sürüklenen çocuk' doğru bir kavram mı?

Matrix'ten Dövüş Kulübü'ne, 'incel'ler hakkında ne biliyoruz?