Araştırmacılara göre, doğuştan gelen bir gen kombinasyonu, Alzheimer riskinde sanılandan çok daha belirleyici bir rol oynuyor.
Yeni bir araştırma, Alzheimer hastalığı vakalarının yüzde 90'ından fazlasının tek bir genin belirli varyasyonları ve bu genin ürettiği proteinle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.
Bulgular, uzun süredir bilinen bu gene yönelik geliştirilecek tedavilerin, Alzheimer’ın ortaya çıkmasını büyük oranda engelleyebileceğine işaret ediyor.
Söz konusu gen, Alzheimer riskiyle yıllardır ilişkilendirilen APOE. Ancak bu çalışmada fark yaratan nokta, genin farklı varyasyonlarının çok daha ayrıntılı biçimde analiz edilmesi ve Alzheimer gelişme olasılığıyla yeniden eşleştirilmesi oldu.
Araştırmacılara göre, doğuştan sahip olunan APOE kombinasyonu, hastalık riskinde sanılandan çok daha belirleyici bir rol oynuyor.
University College London (UCL) öncülüğündeki araştırma ekibi, APOE geninin üç ana varyasyonunu inceledi:
- ε2: Bilişsel gerilemeye karşı koruyucu etkiyle ilişkilendiriliyor.
- ε3: Bugüne kadar “nötr” kabul ediliyordu.
- ε4: Alzheimer riskini ciddi biçimde artırdığı biliniyor.
Yaklaşık 470 bin kişiyi kapsayan dört büyük genetik veri seti üzerinde yapılan analizler, ε3 varyasyonunun aslında nötr olmadığını, aksine önemli bir risk faktörü sayılabileceğini gösterdi. Bu durumun bugüne kadar fark edilmemesinin nedenlerinden biri, ε3’ün toplumda en yaygın APOE varyasyonu olması. Nüfusun yaklaşık dörtte üçünde bu varyasyon bulunuyor.
UCL’den genetik epidemiyolog Dylan Williams, “ε3 ve ε4’ün katkılarını birlikte değerlendirdiğimizde, APOE geninin neredeyse tüm Alzheimer vakalarında rol oynayabileceğini görüyoruz,” dedi. Williams’a göre, ε4’ün zararlı etkisi uzun süredir bilinse de yaygın olan ε3 varyasyonunun etkisi çoğu zaman göz ardı edildi.
Her birey APOE geninin iki kopyasını, birini annesinden birini babasından alıyor. Bu da toplam altı farklı kombinasyon anlamına geliyor. ScienceAlert'e göre, ε2/ε2 kombinasyonu Alzheimer’a karşı en koruyucu yapı olarak öne çıkarken, ε4/ε4 kombinasyonu hastalık riskini en çok artıran yapı olarak biliniyor. Toplumun büyük bir kısmı ise bu iki uç arasında yer alıyor.
Araştırmaya göre, bu genetik kombinasyonlar yalnızca risk oranını değil, APOE geninin ürettiği proteinin yapısını ve işlevini de değiştiriyor. Ortaya çıkan proteinler; nöron onarımı, iltihaplanmanın kontrolü ve Alzheimer’la ilişkilendirilen amiloid-beta plaklarının temizlenmesi gibi kritik beyin süreçlerini doğrudan etkiliyor.
Bilim insanları, APOE genini ya da bu genin ürettiği proteinlerin etkilediği moleküler yolları hedef almanın, Alzheimer’ı daha ortaya çıkmadan engelleyebileceğini düşünüyor. Amaç, mümkün olduğunca çok kişiyi ε2/ε2 kombinasyonuna benzer düşük risk düzeyine çekmek.
Çalışma yalnızca Alzheimer için değil, demans için de önemli olabilir. Verilere göre, tüm demans vakalarının neredeyse yarısı APOE geniyle ilişkilendirilebilir.
Çalışma, bilimsel dergi NPJ Dementia’da yayımlandı.