Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Dini gerekçeyle sünnet: Nasıl yapılıyor, yasa ne diyor

Solda görülen mohel Manachem Fleischmann, Berlin'deki Chabad Lubawitsch Ortodoks Yahudi sinagogunda sünnet töreninin ardından Mendl Teichtal'i kucağında tutuyor. Mart 2013
Mohel Manachem Fleischmann (solda), Berlin'deki Chabad Lubawitsch Ortodoks sinagogunda sünnet töreninin ardından bebek Mendl Teichtal'ı kucaklıyor. Mart 2013 ©  AP Photo/Markus Schreiber, file
© AP Photo/Markus Schreiber, file
By Lauren Walker
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Anvers'te üç haham-sünnetçi hakkında açılan soruşturma, Brüksel ile Washington arasında diplomatik gerilime yol açtı. Belçika'da kurallar ne, başka ülkelerde nasıl? Dini toplum nasıl tepki verdi?

ABD'nin Belçika Büyükelçisi Bill White'ın, sünneti düzenleyen yasaları nedeniyle ev sahibi ülkeyi antisemitizmle suçlamasının ardından Belçika hükümeti, kendini kamuoyu önünde yaşanan sert bir tartışmanın ortasında buldu.

REKLAM
REKLAM

White'ın eleştirilerinin fitilini, geçen yıl mayıs ayına uzanan bir yargı dosyası ateşledi. Anvers polisi, Yahudi dini ritüellerine göre sünnet yapan kişiler olan üç mohelimin, lisanslı bir tıp profesyonelinin müdahalesi olmadan bu işlemi gerçekleştirdiklerinden şüphelenildiği için evlerinde arama yapmıştı.

Brüksel merkezli VUB Üniversitesinde aile hekimliği profesörü olan Dirk Devroey, Euronews'e “Belçika'da yasa, sünnet ya da benzeri her türlü müdahaleyi yalnızca doktorların yapabileceğini açık biçimde hükme bağlıyor” dedi.

Kültürel ya da tıbbi gerekçelerin ötesinde sünnet, hem Yahudilikte hem İslam'da temel bir dini uygulama. İslam'da sünneti eğitimli sağlık profesyonelleri gerçekleştirebilirken, Brit Mila ya da kısaca bris olarak bilinen Yahudi sünnetinde işlemin geleneksel olarak özel eğitim almış bir mohel tarafından yapılması gerekiyor.

Çoğu mohel ya doktordur ya haham – kimi zaman her ikisi birden – ancak Yahudi inancının gerektirdiği özel sünnet yöntemine dair sıkı bir eğitimden geçmeleri beklenir.

Yahudi geleneğine göre bir erkek çocuk doğumdan sekiz gün sonra sünnet edilmelidir. Bris sırasında mohel, prepusu yani sünnet derisini mümkün olduğunca glansa yakın bir noktaya kadar bir aletle kavradıktan sonra, deriyi neşterle kesip çıkarır.

Uygulamanın savunucuları, dini usullere göre yapılan sünnetin tıbbi sünnete kıyasla yenidoğan için daha az ağrılı ve daha az invaziv olduğunu savunurken, eleştirmenler lisanslı bir tıp profesyoneli bulunmadığında tüm tıbbi prosedürlere titizlikle uyulup uyulmadığını sorguluyor.

Devroey “Sünnet steril olmayan koşullarda ve anestezi olmadan yapıldığında tehlikeli olabilir” diyor. “Ağrı geçer, ama enfeksiyon riski vardır ve bazı vakalarda bunun sonucu olarak penisin bir kısmı kaybedilir.”

Uygulamayı kimin gerçekleştirmesi gerektiği sorusu, Belçika'daki Yahudi toplumu içinde de tartışma yarattı.

Şikayetleri söz konusu soruşturmaya yol açan Anversli haham Moshe Friedman, Flaman kamu yayıncısı VRT NWS'ye, ritüel sünnet sonucunda ciddi hastalıklar kapan çocuk vakaları bulunduğunu söyledi; bazı durumlarda çocukların hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Avrupa Yahudi Derneğinin kurucusu ve başkanı Haham Menachem Margolin ise bu endişeleri reddediyor. Euronews'e “Bu işlem, son derece ciddi bir eğitimden geçen uzman kişiler tarafından yapılıyor” dedi.

Haham Margolin “Yetkililerin her şeyin gerektiği gibi yapılıp yapılmadığını denetlemesi elbette çok önemli” diye konuştu.

“Ama 4 bin yılı aşkın süredir var olan ve milyonlarca çocuğun başından geçmiş bir uygulamadan söz ederken – babam bunu bana yaptı, ben de kendi çocuklarıma yaptım – aslında şunu söylemiş oluyorsunuz: ‘Çocuklarınıza iyi baktığınıza güvenmiyoruz’” diye vurguladı.

Euronews, Haham Friedman'ın iddialarını destekleyecek kanıtlar konusunda savcılıkla temasa geçti. Savcılık, kendisinin bir hukuk davası kapsamında şikâyette bulunduğunu, ancak bunun mahkeme tarafından daha önce kabul edilemez bulunduğunu doğruladı. Açıklamada, temyiz sürecinin hâlen devam ediyor olabileceği belirtildi.

Ayrıca, doktor olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilen tıbbi müdahalelere odaklanan “yasadışı sünnetlere” ilişkin ayrı bir adli soruşturmanın da yürütüldüğü kaydedildi.

Euronews, hastanelerden bebeklerde görülen enfeksiyonlara ya da buna bağlı ölümlere dair rapor alınıp alınmadığını sormak için Belçika Halk Sağlığı Hizmetleriyle de irtibata geçti. Kurumun sözcüsü “Federal Halk Sağlığı Servisinin (FPS Public Health) bu tür komplikasyonlara dair herhangi bir verisi yok” dedi.

Öte yandan Belçika'daki Yahudi toplumundan bazı isimler, Anversli mohelim hakkında yürütülen soruşturmanın bris üzerinde fiili bir yasakla sonuçlanmasından endişe ediyor.

Yasa ne diyor?

Şimdilik hiçbir Avrupa ülkesinde, tıbbi gereklilik bulunmayan erkek çocuk sünnetine yönelik yasal bir yasak yok. İzlanda, 2018'de bu uygulamayı yasaklayan ilk ülke olmayı tartışırken gündeme oturmuştu, ancak söz konusu tasarı henüz yasalaşmadı.

Pek çok ülke, sünnetin eğitimli profesyoneller tarafından yapılmasını şart koşan Belçika'ya benzer düzenlemelere sahip. Bazıları anestezi uygulanmasını ya da mümkün olan en etkili ağrı gideriminin sağlanmasını zorunlu kılıyor. İskandinav ülkeleri ise geçmişte, çocukların rızasının alınabilmesi için asgari bir yaş sınırı getirilmesini talep etti.

Yasak getirilmemesinin gerekçelerinden biri, sünnetin bu durumda tıbbi ortamların dışında yapılacağından duyulan kaygı. Ancak önleyici çalışmalar yürüten Droit au Corps derneğinin eş başkanı Nicolas Maubert, bunun daha çok siyasi ve dini baskılardan kaynaklandığını savunuyor.

Maubert Euronews'e “Bir ülke sünneti yasaklamaya yeltendiği anda, şu sıralar Büyükelçi Bill White örneğinde olduğu gibi, dini ve/veya Amerika kaynaklı baskılar devreye giriyor” dedi.

Maubert, Almanya'yı örnek gösterdi. Köln'deki bir mahkeme, 2012'de aldığı kararla küçük erkek çocukların dini gerekçelerle sünnet edilmesini “bedensel zarar” sayarak yasa dışı ilan etmiş, bu da Yahudi ve Müslüman topluluklarda büyük tepkiye yol açmıştı.

Bu tepkinin ardından Alman hükümeti ve muhalefet partileri, uygulamanın yasal olduğunu açıkça belirten bir yasa taslağı hazırladı.

Avrupa Konseyi (AK) ise 2013'te, çocukların bedensel bütünlüğünün ihlallerine dair kaygılarını dile getiren ve tıbbi, ağrısız uygulamaları güvence altına alacak düzenlemeler çağrısı yapan, bağlayıcı olmayan bir karar alarak tartışma yarattı.

Dini gruplardan gelen tepki üzerine, söz konusu kararın bağlayıcı bir yasak anlamına gelmediği yönünde açıklamalar yapıldı.

Din özgürlüğü endişesi

İnanca dayalı topluluklar için, yasaların sıkılaştırılması ya da yasak getirilmesi yönündeki tartışmalar varoluşsal bir hakka dokunuyor.

Haham Margolin “Tüm demokratik dünyanın saygı göstermeye karar verdiği bir haktan, din özgürlüğünden söz ediyoruz” dedi.

“Buna sınırlama getirme girişimleri bize, en temel haklarımıza zarar vermek istediklerine dair son derece güçlü bir mesaj gönderiyor. Elbette bunu kabul edemeyiz.”

İsminin açıklanmasını istemeyen Belçikalı bir Yahudi toplumu üyesi ise bu yaklaşımın nereye kadar uzanabileceğini sorguladı.

“Biri bana ‘Çocuklar 18 yaşına geldiklerinde kendileri karar verebilmeli’ dediğinde, o kişiye her seferinde şunu soruyorum: Yani bana, bir ebeveyn olarak çocuğum adına hiçbir karar veremeyeceğimi mi söylüyorsun?”

Ona göre bu, “devletin daha iyi bilir” tavrı olarak yorumlanabilir. “Ve bu son derece, son derece, son derece tehlikeli bir emsal olur.”

Yılda yalnızca “500 ila 700 erkek çocuğun” sünnet edildiği düşünüldüğünde, tartışmanın neden bu kadar gündem işgal ettiğini de sorguladı.

Buna karşın Devroey'e göre “sünnette dünya şampiyonlarından biri” olarak nitelendirdiği Belçika'daki tartışma, dini boyutun ötesine geçiyor ve kişinin inancından bağımsız olarak doğrudan uygulamanın kendisine odaklanıyor.

Yılda yaklaşık 26 bin sünnet yapıldığını belirten Devroey, “Dünyanın başka hiçbir yerinde Belçika'daki kadar, hem de çoğu kez gereksiz yere sünnet yapılmıyor” diye konuştu. “Bu sünnetlerin yalnızca yüzde 1'i gerçekten tıbben gerekli olabilir.”

Çocukları için dini gerekçelerle sünneti tercih edenlere gelince, Devroey onların “kendi dinlerine sahip olmakta özgür” olduklarını, ancak kendisinin esas kaygısının rıza meselesi olduğunu söyledi.

“Sünneti, kişi yetişkin olana ya da en azından kendi adına karar verebilecek yaşa gelene kadar erteleyin. O zaman o dini seçebilirler” dedi.

Öte yandan Haham Margolin'e göre Belçika hükümeti Yahudi çocuklarının sağlığı ve genel olarak Yahudi toplumunun endişeleri konusunda kaygılıysa, bu konuları doğrudan konuşmak için topluma bizzat başvurmalı.

Haham Margolin “Gerçekten ciddi sorunlarımız, gerçek gündemlerimiz var. Sünnet ve mohelimin hijyen düzeyi kesinlikle bunların arasında değil” dedi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Avrupa genelinde mama toplatıldı: Sağlık kurumlarına göre risk artık düşük

Dini gerekçeyle sünnet: Nasıl yapılıyor, yasa ne diyor

Araştırma: Tetris oynamak travmatik anıların istilacı geri dönüşlerini azaltıyor