Filmin çekim mekanları olarak Cannes, Saint-Tropez ve Monako'nun seçildiği resmen açıklandı.
HBO'nun ses getiren dizisi The White Lotus, Fransız Rivierası'nda çekimlere başladı.
Yapımcılara göre dördüncü sezonda, Cannes Film Festivali sırasında geçen bir haftalık süreçte, White Lotus otelinin yeni bir misafir ve çalışan grubuna odaklanılacak.
Çekim mekânları olarak Cannes, Saint-Tropez ve Monako doğrulandı. Hikâye ışıltılı Côte d'Azur kıyılarında geçmeye devam edecek olsa da çekimlerin bir bölümü Paris'te de yapılacak.
Bu sezon için seçilen oteller arasında White Lotus du Cap'e ev sahipliği yapacak görkemli Airelles Château de la Messardière ile White Lotus Cannes olarak yer alacak ikonik Hôtel Martinez bulunuyor.
İşte bu ultra lüks tesislere içeriden bir bakış.
Saint-Tropez'de masalsı bir şato
Saint-Tropez'de yer alan Airelles Château de la Messardière, sanki doğrudan bir masal sayfasından çıkmış gibi görünüyor.
Akdeniz villasını andıran çizgiler ile ortaçağ kalesi unsurlarını birleştiren yapıda, burçlarla yükselen merkezi bir kuleyi çevreleyen revaklı teraslar bulunuyor.
Saray, 19. yüzyılda ünlü bir süvari subayının gelinine armağan ettiği görkemli bir düğün hediyesi olarak inşa edildi.
Bu romantik başlangıçların ardından 1920'lerin gösterişli, Gatsby tarzı partilerine ev sahipliği yaptı ve sonrasında muhteşem deniz manzaralı bir otele dönüştü.
Sinematik atmosfere sahip otel, şemsiye çamları ve servi ağaçlarıyla bezenmiş 13 hektarlık bir parkla çevrili.
İç mekânlarda sarı ve turuncunun pastel tonlarındaki ferah alanlar ile İtalyan terakotasından ilham alan parke zeminler, Akdeniz ışığını içeriye taşıyor.
Bu otel vahasının dinginliğinden, The White Lotus oyuncuları her türlü dramatik olayın yaşanabileceği Saint-Tropez'in plajlarına ve efsanevi gece kulüplerine yalnızca bir taş atımı uzaklıkta olacak.
Cannes'da sinema yıldızlarının gözdesi bir otel
Hyatt'ın Unbound Collection zincirinin bir parçası olan Hôtel Martinez, Cannes'ın deniz kıyısındaki ünlü sahil yolu La Croisette'in adeta tacındaki bir mücevher.
1929'da inşa edilen otelin geniş fildişi cephesini Art Deco üslupta kabartmalar ve süslemeli balkonlar süslüyor. 2017'de yenilenen iç mekânda ise beyaz lake mobilyalar, geometrik desenli halılar ve lobideki devasa şelale avizeyle Belle Époque havası sürüyor.
Otelde bir plaj kulübünün yanı sıra 600 m²'lik L’Oasis Spa by Carita ve Cannes Film Festivali'nin en büyük ödülünden adını alan, bir Michelin yıldızlı Palme d’Or restoranı bulunuyor.
The White Lotus ekibi, Grace Kelly, Uma Thurman, Bruce Willis, Clint Eastwood ve Scarlett Johansson'un da aralarında bulunduğu uzun ve yıldızlarla dolu bir müdavimler listesine eklenmiş olacak.