Son Dakika

Son Dakika

AB'nin eski Türkiye Büyükelçisi Pierini: Muhalefet kazanırsa AB-Türkiye ilişkileri yeniden şekillenir

Okunan haber:

AB'nin eski Türkiye Büyükelçisi Pierini: Muhalefet kazanırsa AB-Türkiye ilişkileri yeniden şekillenir

AB'nin eski Türkiye Büyükelçisi Pierini: Muhalefet kazanırsa AB-Türkiye ilişkileri yeniden şekillenir
Metin boyutu Aa Aa

Carnegie Europe adlı düşünce kuruluşunda görev yapan Avrupa Birliği'nin eski Türkiye Büyükelçisi Marc Pierini, 24 Haziran'da Türkiye'de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerde bu kez muhalefetin gündem yaratarak oldukça aktif olduğunu bu yüzden gözlemcileri oldukça şaşırttığını ifade etti.

Euronews Türkçe'nin sorularını cevaplayan Pierini, seçim kampanyasının geçtiğimiz yıl düzenlenen referandumda olduğu gibi bu kez da demokratik bir şekilde yapılmadığını savundu. Siyasi uzman ve eski diplomat Pierini, muhalefetin kazanması halinde AB-Türkiye ilişkilerinin yeniden şekilleneceğini aksi taktirde değişiklik olmayacağını belirtti. Pierini durumu şu sözlerle değerlendirdi:

"Seçim ile birlikte Türkiye'nin yönetim sistemi radikal bir şekilde değişecek ve süper başkanlık sistemine dönüşecek. Mevcut cumhurbaşkanının talebi süper başkanlık sistemi yönündeydi. Muhalefetten biri kazansa bile süper başkanlık sistemi her halukarda yürürlüğe girecek. Muhalefet kazanırsa süper başkanlık sistemi ile neler yapacaklarını şu anda bilemiyoruz. Türkiye her durumda önemli kurumsal değişikliğe gidiyor."

"Mutlak güç sisteminde parlamento ve basının önemi kalmayacak"

Pierini "Avrupa Birliği standartlarına göre değerlendirildiğinde mutlak güç sistemine doğru gidildiği görülüyor. Ne parlamento, ne adalet, ne sivil toplum örgütü ne basın kuruluşları karşı güç teşkil edemeyecek. Son aylarda seçim kampanyasının nasıl gerçekleştiğini gördük, bu durum geleceğe yönelik bir öngörü sunuyor" dedi.

"Seçim kampanyası demokratik değil. Manipülasyon endişesi var."

"Seçimler demokratik bir şekilde gerçekleşirse, sistem seçmenler tarafından belirlenmiş olacak. Ancak geçtiğimiz yıl referandumun nasıl gerçekleştiğine bakılacak olursa, seçim merkezlerinin kapanmasından 5 dakika sonra oyların sayımına yönelik kuralların değiştiği görüldü. Bu durum manipülasyona yönelik endişelerin artmasına neden oluyor. Seçim kampanyası demokratik değil. Venedik Komisyonu geçtiğimiz yıl referanduma yönelik seçim kampanyasının neden demokratik değerlere uymadığını gösterdi. Şu anda da aynı durum içerisindeyiz. Mayıs ayının ikinci yarısında sunulan istatistikleri hatırlıyorum. Cumhurbaşkanına televizyonda 68 saat verilmişti. Muhalefet liderlerine 2 saat, Demirtaş'a ise sıfır. Avrupalı siyasetçilerin bu durumu onaylamasını bekleyemeyiz. Bekleyip göreceğiz."

"Muhalefet gündem oluşturuyor. Gözlemcileri şaşırtıyor."

Seçim tarihinin erkene alınmasının muhalefet için 'sürpriz' olduğunu öne süren Pierini şöyle devam ett:

"Muhalefet bu kez oldukça iyi organize olmuş durumda ve demokratik gündem yaratmayı başarıyor. Ekonomi, Kürt konusu, OHAL, bütün sorunlar enine boyuna tartışılıyor. Enteresan bir olay. Ancak sonuçlar konusunda bir şey söyleyemeyeceğim"

Kürt sorununa da değinen Pierini, "Mevcut cumhurbaşkanı bundan bir kaç yıl önce Kürtler ile barış sürecini başlattı. İçeride ve dışarıda herkes mutluydu. Ancak PKK ile ilgili iç politikaya bağlı sebeplerden dolayı süreç 2015 yılında durduruldu. Ancak bu kaçırılan bir fırsat niteliğindeydi. Buna benzer bir süreç yeniden yaşanabilecek mi ? Avrupa'da herkes bu sürecin yeniden başlatılmasını istiyor. Avrupalı biri için seçim kampanyasındaki en büyük olağanüstü tezatlığın henüz yargılanmamış bir parti başkanının aday gösterilmesi ve seçim kampanyası yürütmeye çalışması. Hiç bir şekilde dengeli bir seçim kampanyası değil. Oysa Sayın Demirtaş Türk halkının bir kısmını temsil ediyor. Sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz" dedi.

3 farklı senaryo yaşanabilir

Pierini seçimlerinin ardından yaşanabilecek farklı senaryolarıysa şöyle sıraladı:

"Mevcut cumhurbaşkanı yeniden seçilip parlamentoda çoğunluğu elde edebilir. Karşı güç olmadan süper başkanlık sistemi yürürlüğe girecek. Avrupa Birliği'nin tutumu referandumdan bu yana fazla değişmeyecek. Bu durumda Türkiye Avrupa Birliği'ne göre tamamen farklı bir yönde ilerleyecek. Avrupa Birliği'nden büyük onay beklememeli. Tabii ki Avrupa Birliği sonuca dikkat çekecek. Ama ani bir balayı olmayacak. Muhalefet kazanırsa Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri yeniden şekillenecek. Parlamenter sisteme dönüş mekanizması başlatılacak. Avrupa Birliği durum değerlendirmesinde bulunacak. Muhalefetten biri cumhurbaşkanı seçilirse ve parlamenter çoğunluk elde edilirse, AB-Türkiye ilişkilerinde yatışma gözlenecek. Diyalog kapıları açılacak. Mevcut cumhurbaşkanı yeniden seçilirse ve parlamentoda muhalefet bulunursa, belirsizlik sürecine girilecek. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetim sistemini bu şekilde düşünmediğini ifade etmişti."

Bu haberlerimizi de okuyabilirsiniz:

Erdoğan: AB Türkiye'yi oyalamasın

Belçikalı Türkler arasında referandum gerilimi sürüyor

AB Türkiye fonlarında kesintiye gidiyor