Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Yeni AB Komisyonu başkanı olacak Von der Leyen'i bekleyen 7 büyük mücadele alanı

Yeni AB Komisyonu başkanı olacak Von der Leyen'i bekleyen 7 büyük mücadele alanı
Telif hakkı
REUTERS
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

750 sandalyeli Avrupa Parlamentosu'nda (AP) gerekli olan 374 oydan sadece 9 oy fazla alarak 383 oy ile Avrupa Komisyonu başkanlığına seçilen Alman siyasetçi Ursula von der Leyen, eğer seçeceği 28 komiser adayı da AP tarafından kabul görürse bu yıl 31 Ekim itibarı ile görevine başlayacak.

Bu olduğunda, Von der Leyen Avrupa Komisyonu tarihindeki ilk kadın ve ikinci Alman başkan olacak ve aldığı kararlar kıtadaki 500 milyon insanı doğrudan ve dünyanın çeşitli yerlerinde Avrupa ile siyasi ve ekonomik ilişkileri olan başka milyonlarca insanı da dolaylı olarak etkileyecek.

Bu noktada öne çıkan bazı meseleler birliğin geleceği ve Von der Leyen'in kariyeri açısından oldukça hayati önem arz ediyor. Von der Leyen'in başarısını ölçebileceğimiz yedi büyük mücadele konusundan bahsedilebilir:

1) Demokratikleşme

Von der Leyen isminin kapalı kapılar arkasında belirlenmiş olması ve seçim süreci de bir kez daha gösterdi ki AB mekanizmalarında daha fazla şeffaflık ve demokratikleşme gerekiyor.

Bu sürecin reforme edilmesi ve kurumların kendine olan güveninin artması AB vatandaşlarının ve o kurumlarda çalışanların en önemli beklentileri arasında.

Bir diğer önemli nokta da; var olan yasama sürecine göre Avrupa Parlamentosu yasa tekliflerinde bulunamıyor. Bu da AP'yi batı dünyasında yasa teklifi yapamayan tek parlamento yapıyor. Von der Leyen seçimi sonrası kabul konuşmasında bu konuya ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olacağını belirtti ancak AP'ye tanınabilecek bu yeni ayrıcalıkların ne seviyede olacağını yada Von der Leyen'in sözünü tutup tutmayacağını zaman gösterecek.

2) Uyum

Uyum konusunda ise Von der Leyen'i ciddi sınavlar bekliyor çünkü bazı AB üyeleri ile Komisyon arasında AB yasalarının uygulanması noktasında ciddi bir mücadele söz konusu. Örneğin Polonya ve Macaristan'ın yasaları ve uygulamaları şimdiki Komisyon yönetimi tarafından birkaç kez Adalet Divanı'na götürüldü.

Bu noktada birliğin beraberliğini ve devamını sağlamak ile birliğin prensiplerini ve yasalarını uygulatmak arasında önemli bir denge kurmak zorunda olan Von der Leyen özellikle yükselen AB karşıtı popülist siyasi dalga ile baş etmek zorunda kalacak.

3) Brexit

Von der Leyen göreve başladığı gün aynı zamanda İngiltere'nin AB üyeliğinden ayrılması planlanan gün olacak. Komisyon başkanı olarak ilk görevlerinden biri belirlenen geçiş süreci içerisinde bu ayrılığın olabilecek en ağrısız ve problemsiz şekilde gerçekleşmesi.

Eğer Brexit anlaşmasız şekilde gerçekleşirse Von der Leyen'in işi daha da zor olacak çünkü alınan çok sayıda acil durum önlemini uygulaması gereken ve bu sert önlemler nedeniyle eleştirilere maruz kalacak olan kişi kendisi olacak.

Anlaşmasız bir ayrılık sadece İngiltere değil AB ekonomisi ve AB bütçesi için de son derece olumsuz bir gelişme olacağı için bunun etkileri ve sonuçları Von der Leyen'in diğer alanlarda atacağı adımları dolaylı olarak etkileyecek. Bu alanların en önemlilerinden biri de güvenlik politikaları olacak.

4) Dış politika ve güvenlik

Avrupa Birliği küresel bir aktör olarak dünya sahnesinde bir etki yaratabilmek ve ciddiye alınmak istiyorsa önemli konularda birlikte hareket etmek zorunda olduğunu biliyor. Rusya, Çin ve ABD gibi devlerle rekabet etmenin başka bir yolu bulunmuyor.

Ne var ki, Avrupa çok sayıda ulusal ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği bir birlik olmaya devam ediyor. Örneğin Fransa ve Polonya'nın itirazlarına rağmen Almanya Rusya'ya doğrudan bağlanan bir gaz boru hattı inşa ediyor. Bunun yanı sıra Rusya ve Çin, AB içerisindeki üye ülkeleri belli alanlarda kendi yanlarına çekerek ve üyeler arasında anlaşmazlıklar oluşturarak birliği zayıflatmak istiyor.

İşte bu noktada Von der Leyen'in en önemli sorumluluklarından biri somut anlamda var olabilecek bir 'ortak güvenlik ve dış politikası' oluşturması olacak. Bu meselenin merkezinde ise bir AB ordusu oluşturulması konusu bulunuyor ancak ABD buna sıcak bakmıyor.

AB ülkeleri toplamda 1,6 milyon askeri bulunan bir orduya sahip olabilir. Bu sayı ABD ordusuna eşit ve 1,3 milyon olan Hindistan ordusu ile 1,3 milyon olan Rus ordusundan daha büyük. Ancak tek bir ordu haline gelinmediği sürece pek bir anlam ifade etmiyor.

Avrupa'da her kesim ortak ordu fikrine sıcak bakmıyor ancak Von der Leyen bu fikri destekleyen bir siyasetçi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da aynı şekilde bu fikri destekliyor olması ise Von der Leyen'in bu noktada ciddi destek göreceği anlamına geliyor. Eğer 'AB ordusu' konsepti gerçekleşirse bu Von der Leyen için tarihi bir başarı olur.

5) Göç

Önümüzdeki yıllarda da yüz binlerce kişinin kaçak yollardan Avrupa'ya ulaşmaya çalışacağı öngörülüyor. Başta İtalya olmak üzere Brüksel'in bu konuda insani açıdan alacağı kararlara ciddi şekilde itirazlar getirecek ülkeler mevcut.

İtalya'nın veya Yunanistan'ın kabul etmediği mültecilerin nereye ve nasıl yerleştirileceği konularında önemli çalışmalar yapılması gerekiyor. Henüz bu konuda uygulamaya girmiş evrensel bir otomatik sistem bulunmuyor ve AB üyeleri ciddi anlamda fikir ayrılıkları içerisinde.

Son olarak kabul edilen ortak göç anlaşması ise sadece 14 ülke tarafından imzalandı. Doğu Avrupa'daki üye ülkelerin çoğu göçe karşı çıkarken Kuzey ve Batı Avrupa'daki bazı üyeler daha fazla yardım eli uzatılması gerektiğini ve bunun için AB'nin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini düşünüyor. Yunanistan, İspanya, İtalya gibi Güney Avrupa ülkeleri ise bu mesele konusunda yalnız bırakıldıkları görüşünde.

Von der Leyen'in bu ülkeleri göç konusunda bir araya getirip getiremeyeceği belki de kariyerinin en önemli mücadelesi olacak.

6) İklim

Von der Leyen'i bekleyen en ciddi meselelerden bir diğeri de iklim. Avrupa'nın 2050 yılında dünyanın ilk karbon-nötr bölgesi haline gelmesini isteyen Von der Leyen'in bu arzusu hepsi olmasa da AB ülkelerinin çoğunluğu tarafından paylaşılıyor.

Ekonomik gelişimlerini henüz tam tamamlamamış Doğu Avrupa ülkeleri ise yüksek standartlar koymanın kendilerine haksızlık yaratacağını düşünüyor. Von der Leyen ise bu konuda kesin ve iddialı: İlk 100 gün içerisinde Avrupa için bir 'Yeşil Antlaşma' hazırlanacak.

Bu konuda Doğu Avrupalı üyelere tanınacak bazı tavizler ile bu antlaşmayı hayata geçirebileceği düşünülüyor.

7) Ekonomik ve sosyal durum

Von der Leyen sosyal demokratların oylarını alabilmek için hali hazırda 'AB işsizlik sigortası' ve 'AB asgari ücret uygulaması' gibi vaatlerde bulundu.

Ne var ki, AB üye ülkeleri arasındaki ekonomik uçurumlar çok büyük. Özellikle Güney Avrupa'da işsizlik oldukça yüksek ve buradaki ülkelerin ekonomileri de kemer sıkma önlemleri ile zar zor idare ediliyor ve kriz de henüz geçmiş değil.

Brexit ile birlikte Avrupa'nın nasıl bir ekonomik geleceğe yöneleceği de soru işareti. Bunun yanı sıra ABD ve Çin gibi pazarların AB standartları üzerindeki baskısı sürekli artıyor. Yapay zeka ve robotların her yıl daha fazla insanı işsiz bıraktığı bir dönemde Von der Leyen'i bekleyen en büyük sorunlar ekonomik ve sosyal politikalar alanında olabilir.