Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Türkiye’de siyaseti kuşatan sorun: Suriyeli göçmenler

Türkiye’de siyaseti kuşatan sorun: Suriyeli göçmenler
Telif hakkı
Reuters
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

15 Mart 2011’de başlayan Suriye iç savaşından en fazla etkilenen bölge ülkelerinin başında gelen Türkiye, bu çok boyutlu sorunun siyasal, toplumsal ve ekonomik etkilerini sıcak biçimde yaşamaya devam ediyor.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi’nin verilerine göre, iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısı 2019 Ağustos ayı itibarıyla 3 milyon 649 bin 750. Ağustos ayında yaşanan İdlib krizi ile birlikte İstanbul başta olmak üzere yüzde 98.24’ü şehirlere dağılmış olan Suriyeli varlığına bir o kadarının daha eklenme tehlikesi tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Her konuda olduğu gibi Suriyeli göçmenler konusunda da Türk kamuoyunda homojen bir yaklaşım yok. Halkın bir kesimi onları “misafir”olarak görüp ülkelerine dönene kadar ‘anlayışlı’ davranılması gerektiğini savunurken, bir diğer kesimi, büyük bir çoğunluğu belirli bir işte çalışmayan Suriyeliler’in (Çalışma iznine sahip Suriyeli sayısı 31 Mart 2019 tarihi itibarıyla sadece 31 bin) asayiş ve güvenlik sorunu yarattıklarını düşünüyor.

Peki iktidar partisi ve Meclis’te grubu bulunan diğer siyasi partiler Suriyeli sığınmacı sorununa nasıl yaklaşıyor?

Sosyal medyanın etkin kullanımı, kamuoyunun Suriyelileri ‘yakın takibine’ olanak sağlıyor. Aritmetik bir artışla paylaşılan olumsuz örnekler, siyasi tarafların da konuya dahil olmasını tetikliyor. İktidar ve muhalefet partileri toplumun duyarlı olduğu bu soruna çözüm üretmekten çok “kavram üretmeyi”cazip bulurken, kullanılan dil de giderek daha keskin ve çatışmacı bir hal alıyor. Örneğin, muhafazakar kitlenin ”misafir” nitelemesi, iktidar partisinin dilinde “Ensar”a, muhalif kitlenin “asayiş sorunu” algısı; CHP ve İyi Parti sözcülerinin dilinde “Milli güvenlik sorunu” kavramına dönüşüyor. Suriyeli sorununa etnik temelde yaklaşılmasından rahatsız olan bir diğer muhalefet partisi HDP ise bu kavramlar çarpışmasına “ırkçılık”, “faşizm”, “insan hakları”gibi siyasi terimlerle katkıda bulunuyor.

CHP: “40 Milyar dolarlık harcamanın hesabı verilmiyor”

Ana muhalefet partisi CHP’nin özellikle üzerinde durduğu boyut, Suriyelilere harcanan para. TBMM Başkanlığı’na bu konuda araştırma önergesi veren CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, Suriyeli sığınmacılara bugüne kadar kamu kaynaklarından 40 milyar dolar harcama yapıldığını belirterek, bu harcamaların şeffaf olmadığını, parlamento denetiminin sağlanamadığını ve iktidar partisinin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini öne sürdü.

Geçtiğimiz ay Suriye Ordusu’nun İdlib’i kuşatması üzerine yüzbinlerce kişinin Türk sınırına yığılmasıyla Ak Parti ile CHP arasındaki sığınmacı polemiği yeniden alevlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Güvenli bölge kurulmazsa sınırı açarız” açıklamasını “hukuki dayanaktan yoksun bir talep” olarak niteleyen CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına veya Suriye devletinin rızasına dayanmaksızın kurulacak bir güvenli bölge, hukuki dayanaktan yoksundur” dedi.

İdlib’in Rusya’nın desteğinde Suriye ordusunca kuşatılması, CHP sözcülerini Erdoğan-Putin yakınlığını sorgulamaya da yöneltti. Yine Ünal Çeviköz, konuyla ilgili olarak düzenlediği basın toplantısında “Rusya, Suriye ordusunun hareketini desteklediğini açıkladığına göre Soçi mutabakatı çökmüştür. Türkiye bu mutabakattan çekilmelidir” derken, CHP Genel Başkanvekili Özgür Özel, twitter hesabında konuyla ilgili olarak, “Putin kendi kayığını yürütüyor, bunlarda filikanın yanından çaresizce yüzüyor”ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi, sadece Suriyelilerden Türk toplumuna yansıyan asayiş ve uyumsuzluk sorunlarına değil, sığınmacıların yaşadığı sorunlara da insan hakları boyutundan bakmayı önceliyor. Örneğin, CHP milletvekili Canan Yüceer, Suriyeli mülteci sorunu içerisinde dikkatlerden uzak kalmış çok önemli bir konuyu gündeme getirerek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Türkiye’de kaç sığınmacı çocuğun kayıp olduğunu, kaçının hayatını refakatçisiz sürdürdüğünü sordu. Yüceer’in Meclis’e sunduğu soru önergesi Süleyman Soylu tarafından henüz yanıtlanmadı.

Öte yandan gözler, CHP’nin önümüzdeki hafta düzenleyeceği uluslararası Suriye Konferansı’nda. Hazırlıkları tamamlanan konferansa kimlerin davet edileceği tartışma konusu oldu. Spekülasyonlara cevap veren Kemal Kılıçdaroğlu, “Yeni bir Cenevre Konferansı” olarak nitelediği programa YPG’nin çağrılmayacağını, ancak Esad yönetiminin davetli olduğunu açıkladı. Esad tarafının davet edilmesi AK Parti iktidarının tepkisini çekiyor.

En radikal söylemler İyi Parti’den

Türkiye’de Suriyeli sığınmacılar sorunu ile yakından ilgilenen politikacılardan birisi de İyi Parti İstanbul milletvekili Ümit Özdağ. İyi Parti’nin dış politika konusunda “tek patronu” olarak bilinen Özdağ, aynı zamanda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da etnik sorunlar üzerine araştırmalar yapan bir akademisyen. Özdağ’ın Suriyeli sığınmacılar konusundaki temel tezi, “Ülkeye siyasi amaçlarla enjekte edilen bu mültecilerin toplumun dokusuna zarar verdiği, ulusal güvenliği tehdit ettiği, dolayısıyla derhal ülkelerine dönmelerinin sağlanması”

Konuyla ilgili olarak sosyal medyada da hararetli bir mücadele sürdüren Özdağ, kontrolsüz bir şekilde büyük illere dağılan Suriyeliler arasında çok sayıda cihatçı selefiler olduğuna, bu grupların Türkiye için milli güvenlik sorunu haline geleceğine dikkat çekiyor.

Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’nin Suriyeliler konusunda gizli bir ajandası olduğunu savunan Özdağ, “AKP Suriyeliler üzerinden ümmet- hilafet modeli kuruyor” iddiasını gündeme getiriyor.

MHP’de taban rahatsız, yöneticiler temkinli

Yaklaşık dört yıl önce muhalefet partisi kimliğini terk ederek AK Parti iktidarıyla birlikte Cumhur İttifakı’nda yer alan Milliyetçi Hareket Partisi, bütün temel konularda olduğu gibi bu konuda da AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan ile çatışmaktan uzak duruyor. Suriyeli sığınmacıları “misafir”olarak adlandıran Genel Başkan Devlet Bahçeli, tabandan gelen Suriyeli rahatsızlığına uzun süre kulak tıkadıktan sonra, bu konudaki sessizliğini önceki ay ilk kez bozdu. Amasya’da halka seslenen Bahçeli, Türkiye’nin güney sınırında yaşanan sorunlardan ABD’nin sorumlu olduğunu söyledi, güvenli bölgenin bir an önce kurulmasını istedi ve sözü Suriyeli sığınmacılara getirdi. Güvenli bölge ile oluşturulacak yerleşim alanlarına Suriyeli “misafirlerin” “peyder pey” yerleştirilmesi gerektiğine işaret eden Bahçeli, “Artık başka bir seçenek kalmamıştır” dedi.

Bahçeli’den sonra açıklama yapan MHP Kayseri milletvekili İsmail Özdemir ise, parti tabanındaki rahatsızlığı biraz daha net sözlerle ifade ederek,”Dört milyon Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yapıyoruz. Ev sahibinin de bir imkanı var. Biz bu imkanımızı fazla fazla aşmış durumdayız”sözleriyle Suriyeli sığınmacılara kibarca “gidin” mesajı verdi.

Devlet Bahçeli ve MHP sözcüleri AK Parti’nin himayesindeki Suriyelilere karşı dikkatli bir dil kullanmaya özen gösterirken, geçen yıl Bahçeli’nin talimatıyla parti bünyesinde kurulan Sınır Aşan Göçler Komisyonu, çalışmasını geçen ay tamamladı ve Suriyeliler konusunda çarpıcı tespitlere yer veren bir rapor hazırladı.

Kamuoyunun yüzde 86.2’sinin Suriyelilerin dönmesini istediği belirtilen raporda, yüzde 88.9 oranında MHP seçmeninin ise Suriyelilerin ülkelerine dönmesinden yana olduğuna dikkat çekildi. Raporda, Türk erkeklerinin genç Suriyeli kadınlarla evlenme eğilimine değinilerek, özellikle Kilis, Şanlıurfa ve Hatay’da yaşanan bu sorunun sosyal dokuya zarar verdiğine dikkat çekildi.

HDP, Suriyelilere yönelik tepkilerin etnik tonundan rahatsız

Suriyeli sığınmacı sorununa “insan hakları” üst başlığıyla yaklaşan HDP, konuyla ilgili tavır ve söylemlerine sorunun bölge ülkelerindeki Kürt varlığını etkileme boyutuna veya partinin etnik kimlikleri koruyucu politikalarına göre balans ayarı yapabiliyor. Suriyeli sığınmacı sorununun yükselişe geçtiği 2016 yılında Kahramanmaraş’ta 25 bin Suriyeli için kurulan geçici barınma merkezine bölgedeki Alevi köyleri tepki göstermiş, HDP de bu tepkiyi örgütleyip protesto eylemlerine dönüşmesine öncülük etmişti. O dönem bölgeye Suriyelilerin yerleştirilmesine “Alevi varlığını tehdit ettiği” gerekçesi ile karşı çıkan HDP, aradan geçen üç yıl içerisinde Suriyelilere yönelik tepkileri “ırkçı, milliyetçi ve ötekileştirici”olarak nitelemeye başladı.

Temmuz ayında AK Parti yönetiminin Suriyeli mültecileri kentlerden uzaklaştıracağını açıklamasına ilk tepki HDP’den geldi. İktidarın sığınmacılara karşı “ikiyüzlü”davrandığını öne süren parti sözcüsü Günay Kubilay, iktidarın yarattığı düşmanlık ikliminin Kürtleri ve Suriyelileri ırkçı-milliyetçi saldırıların hedefi haline getirdiğini öne sürdü. AK Parti yönetiminin Suriyelileri Avrupa’ya karşı bir koz olarak kullandığını söyleyen Kubilay, “Türkiye’nin mülteciler için güvenli bir ülke olmaktan çıkması iktidarın umurunda değil” diye konuştu.

Öte yandan, İstanbul Valiliği’nin göç idaresine başka illerde kayıtlı olup da çalışmak üzere İstanbul’a gelen Suriyelileri ülkelerine gönderilmek üzere geri gönderme merkezlerinde toplama faaliyeti HDP tarafından yakından takip ediliyor. Valiliğin faaliyetini “cadı avı” olarak niteleyen HDP Göçmen ve Mülteci Komisyonu Sözcüsü Gülsüm Ağaoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu Suriyeli sığınmacıları İstanbul valiliğine hedef göstermekle suçladı ve “AKP- MHP yönetimi mültecilere karşı düşmanlık politikalarını giderek ağırlaştırıyor. Ülkelerine gönderilecek bu insanlar ölüm tehdidi altnda” dedi.

Suriyeli sorunu AK Parti’nin kapısına dayandı, Erdoğan’ın “ümmet” siyaseti çöküyor mu?

Bütün bu tartışma ve eleştirilerin muhatabı olan AK Parti’de ise sorunu yönetmede tek yetkili kişi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Avrupa Birliği ile yardım fonları konusunda sık sık meydan okuma içeren polemiklere giren Erdoğan, AK Parti tabanını “ümmet” ve “ensar” gibi ideolojik ve dini söylemlerle konsolide etmeye çalışıyor. İslam tarihinde Ensar, Mekke’den Medine’ye göç eden Hazreti Muhamed ve yakınlarına kucak açmış Medinelilere verilen isim. Erdoğan’a göre Suriyeliler Esad’ın zulmünden kaçtı ve Türkiye’deki din kardeşleri (Ensar) onlara kucak açtı.

Suriyeli sorunu tartışmalarında Erdoğan’ın kullanmayı sevdiği kavramlardan birisi de ümmet. AK Parti ve Erdoğan’a göre dünyadaki Müslüman ümmetin bir parçası olan Suriyelilere el uzatmak bir din kardeşliği görevi. Suriye’de bir iç savaş yaşandığı, ‘savaşan tüm tarafların Müslüman olduğu, dolayısıyla neden sadece Suriye yönetimi karşıtlarının ümmetin bir parçası olarak görüldüğü’ sorusu ise AK Parti çevrelerinde cevap bulamıyor.

Peki Erdoğan’ın Ensar- Ümmet söylemi, tabanın Suriyeliler konusunda kemikleştirilmesine faydalı oldu mu? Bu sorunun cevabını İstanbul seçiminin sonuçlarında arayanlar var. Parti içinde eleştiriler yüksek sesle dile getirilmese de seçim öncesi yapılan anketlerde, AK Parti de dahil tüm parti tabanlarında Suriyeliler konusunda yüzde 80’lere varan rahatsızlık tespit edilmiş ve bu araştırmalar Erdoğan’a da sunulmuştu. Erdoğan’ın AK Parti tabanında böyle bir rahatsızlık yokmuş gibi davranması, kimilerine göre “Suriyeli sorununa çözüm bulacağız” diyen İmamoğlu’na zaferi getirdi.

Ülke siyasetinin ana gündem maddelerinden biri haline gelen Suriyeli mülteci sorunu, kamuoyu, siyasi partiler ve devlet kurumları için yeni sıcak gelişmelere gebe.