Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Türk ordusu Suriye'ye girdi; YPG bundan sonra ne yapacak, seçenekleri neler?

Türk ordusu Suriye'ye girdi; YPG bundan sonra ne yapacak, seçenekleri neler?
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye, Suriye'nin kuzeydoğusuna, Fırat Nehri'nin doğusunda yer alan bölgeye yönelik askeri operasyonu başlattı. Bölgeyi kontrol altında tutan Suriye Demokratik Güçleri’ndeki öncü güç olan YPG’nin ne yapacağı konusu kilit önem taşıyor.

Kraliyet Birleşik Hizmetler Savunma ve Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (RUSI) bünyesinde kıdemli araştırmacı ve Ortadoğu uzmanı Ziya Meral’e göre YPG’nin bu süreçte seçeneği belli:

“Amerika ile bağlantılarını ve desteğini kesmemek, ama rahatsızlığını da belli etmeye devam etmek.”

Euronews Tükçe’ye konuşan Meral, YPG’nin hem Esad rejimi hem de Rusya ile görüşmelerinin sürdüğünü ve uzun dönemde onlarla bir çerçevede anlaşmalarının kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.

“Şu noktada önemli olan ise, Türkiye’nin ne kadar derin ve büyük bir operasyon yapıp yapmayacağı. Bence YPG’nin dikkatli açıklamaları ve bekleyişi de bu yüzden. Nihayetinde büyük bir çatışma karşısında halen Amerika ve YPG’ye sempatiyle bakan uluslararası bir kamuoyu duruşu var,” diyor Meral.

Operasyon alanı SDG kontrolünde

Türkiye’nin operasyon düzenlemek istediği Fırat nehrinin doğusunda kalan bölge, askeri olarak Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol ediliyor ve SDG’nin askeri açıdan ana omurgasını da Kürtlerin kurduğu Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) oluşturuyor.

Türkiye, söz konusu birlikleri “terör örgütü” ve PKK’nın Suriye uzantısı olarak kabul ediyor.

Merkezi İstanbul'da bulunan düşünce kuruluşu EDAM'ın Güvenlik ve Savunma Araştırmaları Direktörü Dr. Can Kasapoğlu ise, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki yığınağının çok güçlü olduğunu ve Suriye'nin kuzeyine yapılacak operasyonun, jeo-stratejik şartları bakımından, Kuzey Irak harekatları ile karıştırmamak gerektiğini belirtiyor.

“Burada arazi düz, topografya zırhlı ve mekanize birliklerin manevra kabiliyeti için son derece olumlu. Şu anda tek bilinmeyen, Türk Hava Kuvvetleri'nin bölgedeki insanlı platform uçuşları ve yakın hava desteği konusu. Zira, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları, Suriye hava sahasının Rusya kontrolündeki alanında yapıldı, burada ise hava sahası kontrolü ABD'de,” diyor Kasapoğlu.

Mesele askeri parametrelerden ibaret değil

Euronews Türkçe’ye konuşan Kasapoğlu’na göre, YPG’nin nasıl bir strateji izleyeceğini kestirmek çok kolay değil, çünkü mesele sadece askeri parametreler ile açıklanamıyor:

“Taktik düzeyde bakılır ise Suriye iç savaşı boyunca elde ettikleri MILAN, TOW, Javelin gibi güdümlü tanksavar füzeleri bazı tehlikeler oluşturabilir. Yine, açık-kaynaklı veriler ile Rus yapımı SA-18 gibi, gelişmiş personel tarafından kullanılan hava savunma sistemleri (MANPADS) edindiklerini de biliyoruz, hatta önceki yıllarda bu sistem ile TSK'ya ait taarruz helikopterini de düşürmüşlerdi. MANPADS tehdidi hemen hemen 10,000 feet altı irtifaları özellikle döner-kanatlı platformlar (helikopterler) için tehlikeli hale getiriyor.”

Ancak tüm bu tehditlerin, Türkiye’nin harekatını bazı yerlerde yavaşlatabileceğini, zayiat riskini artırabileceğini, ancak topyekun taarruzu durdurmaya yetmeyeceğini düşünüyor Kasapoğlu:

“Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı'ndan öğrenilen dersler ve TSK envanteri için çok kıymetli olan insansız hava araçları avantajları var Türkiye'nin. Yine, kara ateş destek vasıtaları da çok yoğun biçimde sınırda konuşlanmış durumda, ateş gücü üstünlüğü de Türkiye'de.”

Kinetik olan ve olmayan boyutlar var

Kasapoğlu bu noktada “kinetik olan” ve “kinetik olmayan” hususları birbirinden ayırıyor:

Kinetik açıdan YPG’nin, Türkiye'nin zayiatını artırmaya ve belirli yerlerde ilerleyişini kısmen ve geçici olarak yavaşlatmaya çalışacağını, ele geçirilecek yerleşimleri el yapımı patlayıcılar ile donatarak daha tehlikeli hale getirmek isteyeceklerini belirten Kasapoğlu, böylelikle TSK’nın bazı noktalarda kısmen yavaşlayabileceğini ve zayiatının artabileceğini düşünüyor.

Kinetik olmayan boyutu ise, “daha kritik” buluyor Kasapoğlu:

“Burada bizim enformasyon harbi dediğimiz konsept devreye giriyor. Türkiye stratejik iletişim ve enformasyon operasyonları hususunda, özellikle Batı'da, ciddi zorluklar ile karşı karşıya. YPG ise özellikle ABD siyasal çevreleri ve Batı'daki havayı kullanmaya çalışacaktır.”

Buna göre; kinetik konularda -zırhlı ve mekanize birlik harekatı, topçu unsurlarının muharip yeteneği, hava kuvvetlerinin muharip tecrübesi, kara havacılık ağı, komando ve diğer elit ihtisas birliklerinin kalitesi- Türkiye’nin ileri düzeyde olduğunu kaydeden Kasapoğlu, siber-uzayda enformasyon operasyonlarına karşı koyma, lobi, stratejik iletişim gibi konularda Ankara’nın birçok açmazla karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Esad rejimiyle yakınlaşır mı?

Her ne kadar Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad geçmişte YPG'yi "ABD destekli vatan hainleri" olarak nitelendirmiş olsa da, YPG’nin bu süreçte bir müzakere zemini bulmak ve bölgedeki kazanımlarını korumak için Esad rejimiyle yakınlaşabileceği de uzmanların dillendirdiği bir başka seçenek.

Kasapoğlu’na göre, “PKK üzerinden geleneksel olarak Suriye muhaberatı ile organik ilişkilere sahip olduğu bilinen YPG, bu dönemde Esad’a yanaşmaya çalışacaktır.

“Ancak şunu unutmamak lazım,” diye ekliyor Kasapoğlu: “Baas rejimi ve Rusya Federasyonu, Suriye'de, Erbil benzeri bir özerk bölge görmek istemez. Yani, Baas rejimi ve Rusya'ya yanaşarak güvenlik garantileri alacak ise YPG terör örgütü, bugüne kadar edindiği siyasi kazanımlarına da, Arap demografisini zorla değiştirme girişimlerine de, oluşturduğu neo-Maoist komünlere de veda etmek durumunda kalacak.”

Türkiye’nin operasyon düzenlemeyi planladığı alan kapsamında, Kürtlerin özerklik ilan ettiği bölge de yer alıyor. Bölgede Kobani, Tel Abyad, Haseke, Kamışlı gibi özerk yönetim bölgeleri Kürtler açısından stratejik önem arz ediyor. Suriye Demokratik Güçleri ise yaptığı açıklamada, ABD’nin geri çekilmesi ve kurulan güvenlik mekanizmasının bozulmasının neticesinde, “Rusya’nın desteklediği Suriye rejim güçlerinin Menbiç şehrine doğru askeri harekat düzenlemesinin” söz konusu olabileceği uyarısında bulunuldu.