Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye'de mülteci çocukların 'kayıp kuşak' olmaması için yol gösteriliyor

Ankara'da yaşayan Iraklı mülteci aile
Ankara'da yaşayan Iraklı mülteci aile   -   ©  SGDD
Metin boyutu Aa Aa

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde, 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’de mülteci çocuklar da çocuk olmalarından kaynaklı haklarını kullanıyorlar. Zira bu çocukların kayıp kuşak olmalarının önüne geçmenin tek yolu, haklarını kullanmaları ve ev sahibi toplumun buna uygun bir zemin hazırlaması.

Mülteci çocukların emek piyasasında, özellikle de tekstil sektöründe ve tarım işçiliğinde kötü koşullarda, çoğunlukla kaçak olarak ve düşük ücretlerle çalıştıkları ve ayrımcılığa uğradıkları örnekler oldukça fazla.

Bununla birlikte, sivil toplum eliyle yürütülen hak temelli projeler gerek çocukların aileleri gerekse kendileri üzerinde farkındalık yaratarak, savaşın açtığı derin yaraları mikro adımlarla da olsa tedavi etmeye çabalıyor.

13 yaşındaki iki kız çocuk olan Ehlem ve Fatma gibi kimisi Irak’taki savaştan aileleriyle kaçarak Türkiye’ye geldikten sonra, Ankara Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi’nin 3 Kasım’da gerçekleştirdiği seçimler neticesinde 150 üyesi arasına giren iki mülteci üye olurken, kimisi çocuk işçilikten kurtulup eğitim çarkı içine giriyor, kimisi de başka koşullar altında “lüks” sayılabilecek temel sağlık hizmetlerinden yararlanıyorlar.

UNICEF destekli Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Ankara Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi bu açıdan Suriyeli, Iraklı ve diğer çatışma bölgelerinden gelen mülteci çocukların haklarının farkına varmaları için yoğun bir çaba içerisinde.

Eğitim ve sağlık hakkı

Euronews Türkçe’nin ulaştığı Iraklı mülteci bir aile, bu örneklerden sadece biri. Yakın dönemde eğitim ve sağlık haklarına kavuşmanın verdiği mutluluğunu yaşıyorlar.

“Çocuk geleceğin çiçeğidir, okumak onun en temel hakkıdır.” Bu sözler, 40 yaşındaki Iraklı İbrahim Hamid Salih’e ait. İbrahim ve ailesi, Irak’taki savaşta 1,5 yıl önce evleri yıkılınca, 5 çocuğu ve karısıyla birlikte Türkiye’ye sığındılar ve burada kendilerine tüm zorluklarına rağmen yeni bir yaşam kurmaya çabalıyorlar.

Bir taraftan ailesini ayakta tutmaya çalışan İbrahim, diğer taraftan çocuklarının haklarına erişebilmeleri için özen gösteren bir baba. 4 oğlu ve 1 kızı var.

İbrahim, birkaç ay önce destek almak için Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Ankara Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi’ne başvurdu. Aileyle yapılan görüşmeler sonrasında Merkez, özellikle iki çocuğa özel ilgi göstermeleri gerektiğini tespit etti.

SGDD
AliSGDD

Zira, çocuklardan biri 13 yaşındaki Ali, Irak’ta 5. sınıfa kadar okuyabilmesine rağmen, Türkiye’ye gelince ailenin geçimine katkı sağlamak zorunda kaldığından dolayı katı atık toplayıcılığı yaptı. Birkaç hafta çalıştıktan sonra babası İbrahim’in, Al Farah’a bu durumu bildirmesi üzerine Ali’nin tekrardan okula başlayabilmesi için aile ile yakından çalışıldı.

Eğitime geri kazandırıldı

İbrahim, “Merkeze geldiğimde çocuk koruma uzmanı ile görüştüm, bana çocuk haklarından ve Türkiye’deki yasalardan bahsetti. Okula kaydının yapılmasına yardımcı oldular. Çocuğumun Türkiye Cumhuriyeti’ne ve içinde bulunduğu topluma yararlı olması lazım, bunun için de eğitime ulaşması şart” diyor.

Euronews Türkçe'ye konuşan anne Baydaa ise “sadece benim çocuklarımın değil, bütün çocukların eğitime erişmesi lazım. Okula gitmeleri, cahil kalmamaları gerekiyor” şeklinde düşüncelerini belirtiyor.

UNİCEF Türkiye verilerine göre, Türkiye’de yaşayan takriben 4 milyon kayıtlı mültecinin yaklaşık 1,74 milyonu çocuk. Ocak 2019 rakamlarına göre, okula kayıtlı olan 645 bin mülteci çocuğa rağmen, yaklaşık 400 bin çocuk hala okul süreçleri dışında kalıyor. Mülteci çocukların eğitim hakkına erişimin önündeki bariyerler arasında; çocuk işçiliği, küçük yaşta evlilikler, ekonomik gerekçeler, okul masrafları, dil sorunları gibi temel sorunlar bulunuyor.

Avrupa Birliği Sivil Koruma ve İnsani Yardım kuruluşunun (ECHO) finansal desteği ile okula devam eden mülteci çocuklara “Şartlı Eğitim Yardımı” sağlanıyor; böylelikle okul kaydı teşvik edilerek okul terk oranlarının azaltılması hedefleniyor.

SGDD
ObaidaSGDD

Ailenin bir diğer ferdi 5 yaşındaki Obaida’da ise savaşın travması görme bozukluğu ile birleşerek çocuk yaşta hayata bakışında derin bir yara açmış; zira 1,5 yıl önce evlerine düşen bomba nedeniyle gözde kayma, şaşılık oluşmuş. Sağlık hizmetlerine erişim konusunda SGDD diğer sivil toplum kuruluşlarıyla irtibate geçerek devreye girmiş. Hastaneye yatırılan Obaida'nın ameliyatı yapılmış, şimdi de ücretsiz olarak kontrolleri yapılıyor.

Hak temelli atölye çalışmaları

SGDD Ankara Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi Yöneticisi Emine Engür Özkurt, 2016 yılından bu yana bine yakın çocuk ve yetişkine çocuk hakları konusunda atölyeler düzenlediklerini vurguluyor.

Çocukların özellikle sağlık ve eğitime erişim hakkının önemine değinen Özkurt, çocuk haklarının tamamının çocukların iyilik hali ve refahı için vazgeçilmez olduğunu belirtiyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan Özkurt, “Merkezimizde çocuk işçiliğinin bertaraf edilmesi ve erken yaşta evliliğin önlenmesi için çalışmalar yapıyoruz. Engelli çocuklarımıza sağlık danışmanlığı veriyoruz. ‘Mutluluğum’ anlamına gelen Al Farah merkezimiz, çocukların kendilerini güvende hissettiği, doğuştan sahip oldukları hakların hayata geçirilmesi için profesyonel çalışmaların yürütüldüğü çocuk dostu bir merkezdir” diyor.

Türkiye de dahil olmak üzere 197 ülkenin tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edildiği 20 Kasım 1989’un yıl dönümü her yıl dünya çapında ‘Dünya Çocuk Günü’ olarak kutlanıyor.

Türk mülteci mevzuatında sığınmacı çocuklara özel haklar tanıyan herhangi bir düzenleme olmasa da, yabancı çocuklara tanınan eğitim, sığınma, sağlık ve her türlü kötü muameleden korunma gibi temel haklardan sığınmacı çocuklar da yararlanabiliyor.

Devlet hastanelerinde mülteci çocuklar ücretsiz tedavi görebiliyor ve bu çocuklara psikolog yardımı sağlanıyor.

Anayasa’nın 10. maddesine göre ise, vatandaş, mülteci ayrımı yapılmaksızın herkesin kanun önünde eşitliği esastır.