Son Dakika

Türkiye'de Suriyeli girişimci olmak: Yaman Halawi'nin hikayesi

Yaman Halawi
Yaman Halawi
Metin boyutu Aa Aa

Yaklaşık 3.6 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye'de sığınmacıların savaş bittiğinde ülkelerine dönüp dönmeyecekleri yıllardır tartışılıyor. Kimilerine göre Suriyelilerin Türkiye'de çok geniş bir yelpazede kurdukları binlerce şirket ve yarattığı ekonomik potansiyel, ev sahibi toplumla kaynaşma ve yeni hayatını Türkiye'de kurgulama isteğini ifade ediyor.

Resmi rakamlara göre, Türkiye'de yaşayan Suriyeliler yaklaşık on yıldır 1,5 milyar liraya yakın yatırım yaparak farklı sektörlerde 15 bin 159 şirketi ya kurdular ya da ortak oldular; binlerce kişiyi istihdam ediyorlar. Ancak bu sığınmacıların büyük bir kısmı yoğun bir mücadele ve azim sonucu Türkiye'deki yeni hayatlarına tutunuyorlar.

İstanbul'da girişimcilik, dijital tasarım ve çeviri alanında 33 yaşındaki Mohamed Yaman Halawi'nin ismi son dönemde yeni nesil girişimciler arasındaki yerini aldı.

Biz de euronews Türkçe olarak Yaman'ın tek başına imza attığı projeyi ve bu projenin kendisi ve yaşadığı toplumla ilişkileri üzerindeki etkiyi mercek altına aldık.

Beş kardeşin ortancası olarak doğan Yaman, 12 yaşında babasını kaybettikten sonra annesi tarafından yetiştirilmiş. Yaman, omuzlarındaki sorumluluklar sebebiyle erken yaşta olgunlaşmış İdlib doğumlu bir Suriyeli.

Ülkesinde iç savaş patlak vermeden önce, üniversitede kimya, ardından da pazarlama okumuş; daha sonra ailesine destek olmak için de Halep’te bir yazılım şirketinde grafik dizaynı ve satış alanında çalışmış. Dubai’deki bir İtalyan şirketinden iş teklifi aldığı sırada iç savaş şiddetlendiği için vize alamamış ve kendini savaşın ortasında bulmuş. Çatışmalar sebebiyle ne üniversiteye ne de iş yerine gidebiliyormuş, gelir kaynakları sıfırlanmış.

41 saatlik Türkiye yolculuğu

Zorunlu askerlik görevini yapmak istememesini “arkadaşımı, komşumu öldürmek, bu savaşa taraf olmak istemedim” ifadeleriyle anlatıyor.

“Evde oturup yaşanan krizi sessizce izleyemezdim. Yerel STK’larda, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve UNICEF’te gönüllü olarak çalışmaya ve yerlerinden edilmiş kişilere destek olmaya başladım” diyen Yaman’ın yolu Halep-Şam-Lübnan-Adana güzergahı üzerinden 41 saatlik yorucu bir yolculuğun ardından 2015 yılı Ağustos ayında İstanbul’la kesişti ve artık ailesiyle birlikte burada yaşıyor.

İstanbul'a varışının ardından ona katılan annesi ve kız kardeşinin yepyeni bir ülkede ve toplumsal ortamda yabancılık çekmemeleri için Suriyeli akranlarının sıklıkla yaşadığı Avcılar semtinde ev tutmuş.

Son rakamlara göre İstanbul’un 39 ilçesi temel alındığında düzensiz göç kapsamında en çok yabancının bulunduğu ilk 10 ilçe arasında 50 bin mülteciyle Avcılar da var. Kayıtsız Suriyelilerin en çok tercih ettikleri ilçelerden olan Avcılar’da 23 bin kadar Suriyelinin yaşadığı tahmin ediliyor.

Suriyelilerin çalışma hayatına katılmalarının önündeki en büyük engellerden biri kuşkusuz dil bilmemek. İlk başlarda kendisi de Türkçe bilmemesinden dolayı istihdam sektöründe kendisine oldukça zor yer edinmiş olan Yaman, önce bir ihracat şirketinde pazarlama görevlisi, bir gayrimenkul firmasında yardımcı olarak çalıştıktan sonra, sözleşmesi bitene dek Hayata Destek Derneği’nde Suriyelilere psiko-sosyal destek ve toplumsal uyum alanındaki projelerde 4,5 yıl boyunca görev almış. Ancak çalışma izniyle ilgili sorunlardan dolayı sözleşmesi yenilenememiş.

Kendi işini kurdu

“Kendi işimi kuramazsam, kendi kendimin patronu olamazsam her şey çok daha zor olacaktı” diyen Yaman, nihayet kendi projelerini hayata geçirmesi gerektiğine karar vermiş.

Bunun üzerine HABİTAT Derneği'nin gerçekleştirdiği ve UNHCR Türkiye ofisinin desteklediği İMECE Projesi'nden 15.000 TL'lik bir hibe alarak şirketi için gerekli malzemeleri edindi. İMECE Projesi, Türkiye'ye gelen girişimci adayı mültecilerin sosyal uyum sürecine destek olmak ve onlara iş piyasası, çalışma hukuku ve kariyer planlama konusunda eğitimler vererek, en iyi 25 kişinin girişimcilik fikrini hayata geçirmeleri için hibe fırsatı sunan bir proje.

Şu anda 32 yaşındaki Yaman, bir sene önce Avcılar’da YELLA İletişim ve Ticaret isimli bir limitet şirketi kurdu ve İstanbul Ticaret Odası'na kaydını gerçekleştirdi. Ayrıca www.yamanhalawi.com isimli kişisel web sitesinde de girişimcilik ve dijital trendlere dair kendi deneyimlerini paylaşıyor.

Yaman'ın şirket kurmasıyla birlikte mahallesindeki ve sosyal çevresindeki Türklerle ilişkileri de bir dönüşüm geçirdi.

"Beni patron diye çağırmaya başladılar" diyor Yaman ve ekliyor: "Bu da beni çok motive etti. Ne alanda şirket kurduğumu, vergilerimi ödeyip ödemediğimi, kar edip etmediğimi sordular ve başkalarıyla konuşurken benim bir Suriyeli sığınmacı olarak yaptıklarımı bir rol model gibi göstermeye başladılar. Bu da yoluma devam etmemde itici güç oldu."

Yaman, şirketiyle sosyo-ekonomik alanda kendisine bir yer edinmeye çalışsa da, Suriyeli mültecilere yönelik nefret söyleminden de sık sık nasibini alıyor; niçin halen Türkiye’de olduğu, Suriye’ye dönmediği, Avrupa’ya gidip orada çalışmayı düşünüp düşünmediği gibi sorularla her gün karşılaşıyor.

Arapça ve İngilizce bilen Yaman, YELLA isimli şirketinde müşterilerine simültane, ardıl ve yazılı çeviri hizmeti ve dijital pazarlama ve iletişim, sosyal medya yönetimi, web sitesi tasarımı ve danışmanlık desteği veriyor.

Çeviri hizmetleri havuzunda, İstanbul’da yaşayan ve en az iki dil bilen kişiler ve Erasmus ve benzeri burslarla İstanbul’a gelen yabancı öğrenciler var. Sayıları şimdilik 53. Yüzde 70 kadarı Suriyelilerden, yüzde 15’i farklı Arap ülkelerinden (Filistinli, Iraklı, Yemenli, Faslı) ve yüzde 15’i de Türklerden oluşuyor.

Modül aslında şu zamana dek pek denenmemiş bir şeyi yapıyor: Örneğin 3 günlüğüne İstanbul’a gelen bir iş insanı veya turiste, ihtiyaçları temelinde havuzdan o alanda uzman ve dil bilen çevirmenleri yönlendiriyor. Böylelikle yabancılar ile yerel halk ve Suriyeli mülteciler arasında hizmet arzı ve talebi üzerinden köprüler inşa etmiş oluyor. Havuza üye olan Suriyeli mültecilere, öğrencilere iş imkanı sağlarken, topluma kaynaşmaları için de aracılık yapıyor.

Çeviri modülünü globalleştirecek

Yaman, bu iş modelini Almanya ve Fransa gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletmeyi ve zaman içerisinde farklı hizmet biçimlerini de (örneğin bakıcılık) içine katmayı planlıyor.

Pazarlama ve iş yönetimi alanında ise, ağırlıklı olarak start-uplar ve girişimcilikle ilgilenen KOBİ’ler bulunuyor. Bu süreçte karşılaştığı Suriyeli sığınmacıları da hayata tutunabilecekleri işlere yönlendiriyor.

Bir yandan da Habitat Derneği’nde girişimcilik eğitimleri ve dijital iletişim uzmanı olarak çalışan Yaman, daha önce Kanada’ya yaptığı sığınma başvurusuna yakın zamanda yeşil ışık almasına rağmen hayatını Türkiye’de kurmaya karar verdi.

"Burada Suriyeliler uzun çalışma saatleri, uykusuz geceler, psikolojik zorluklarla başa çıkmak zorunda kalıyorlar. Bu yüzden bu tür girişimcilik projeleri hem onlarda bir şey başarabileceklerine dair inancı körüklüyor, hem de aileleri ve çevrelerindeki topluluklar üzerinde olumlu katkı doğuruyorlar, ülkedeki ekonomik ekosistemin aktif katılımcıları haline geliyorlar" diye açıklıyor Yaman.

Yaman'ın şirketi için herhangi bir teşvik yok, zira sadece 29 yaşından küçük olup ilk defa şirket kuracak kişilere şahıs şirketi olması kaydıyla vergi avantajları getiriliyor.

"İlk başta bu kadar vergiyi tek başına nasıl ödeyeceğimi kendi kendime sorup durdum. Daha sonra çok çalışarak ve paramı doğru şekilde yöneterek, etkin şekilde iş peşinde koşarak durumumu iyileştirdim. Halen çok yüksek karlar elde etmesem de şirket harcamalarımı karşılayabiliyorum" diyor.

Şirket kurmanın önünde bürokratik engel yok

Merkezi Ankara'da bulunan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'ndan (TEPAV) göç ve entegrasyon konusunda uzman Omar Kadkoy, Suriyeli sığınmacıların Türkiye'de iş kurmalarının önünde bürokratik engellerin olmadığını ancak şirket kurma sebeplerinin oldukça farklı olduğunu belirtiyor.

euronews Türkçe'ye konuşan Kadkoy, Suriyeli girişimci Yaman'ın durumunda iş gücü piyasasının koşullarının Yaman'ı böyle bir girişime yönelttiğini söylüyor ve "dolayısıyla Yaman zorunluluktan doğan bir girişimci" diyor.

Kendisi de yıllar önce Suriye'de iç savaştan Türkiye'ye sığınmış olan Kadkoy, Yaman'ın başlattığı start-up'ın verdiği hizmetlerin piyasada rağbet gören alanlara yöneldiğini, ancak Yaman'ın aynı zamanda bu sektörde rakiplerinin de olduğunu vurguluyor.

"Yella Global ve ürün ve/veya hizmetlerinde teknolojiye odaklanan benzeri start-upların ayakta kalmak için özel bir desteğe ihtiyaçları var" diyor Kadkoy.

Kuluçka merkezlerinin önemi

İşte tam da bu noktada "business incubator" denen kuluçka merkezleri devreye giriyor. Son dönemde Türkiye'de yaygınlaşan bu uygulamalar, girişimciler açısından en zor ve kırılgan dönem olarak kabul edilen başlangıç aşamasında girişimin hayatta kalabilmesine, gelişip büyüyebilmesine yardımcı olmak için kılavuzluk sağlıyor; "networking" için imkanlar yaratıyor; girişimci ile yatırımcı arasında köprüler kurup yönetim ve pazarlama desteği veriyor.

Bu açıdan Habitat Derneği ve UNHCR ile birlikte yürüttüğü İMECE Projesi, Yaman'ın şirketinin kurulmasında ve bundan sonraki süreçte çeviri hizmetleri için bir kuluçka merkezi işlevi gördü.

Benzer şekilde, girişimcilerin finansman, eğitim, rehberlik desteğiyle kısa süre içerisinde büyümeleri için "accelerator" denen ve çoğu zaman "teknoparklar" eliyle yürütülen hızlandırıcı girişimci programları da benzeri durumlarda oldukça etkili oluyor.

Öte yandan, Kadkoy'un de belirttiği gibi, farklı sektörlerdeki Suriyeli yatırımcılara mevcut teşvikler konusunda bilgilendirmede bulunmak konusunda hükümetin de aktif bir paydaş haline gelmesi gerekiyor.

Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.