Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Can Dündar: Gezi'yi savunanlar dik durdu; sıkışan Erdoğan için mahkeme kararı 2. geri adım

Can Dündar
Can Dündar   -   ©  AA
Metin boyutu Aa Aa

Gezi davasından çıkan mahkeme kararını euronews Türkçe'ye değerlendiren Gazeteci-Yazar Can Dündar, "En önemli şey hiç kimse 'ben bu süreçte yoktum' demedi, tersine 'ben de oradaydım' dedi." şeklinde konuştu.

Gezi davasının bugün Silivri'de görülen 6. duruşmasında Almanya'da yaşayan Dündar'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın dosyaları ayrılarak haklarındaki yakalama kararı kalktı. Osman Kavala ile birlikte 9 sanık için ise beraat kararı çıktı.

Dündar bu kararlarla ilgili ilk düşüncelerini şu sözlerle paylaştı:

"Gezi direnişinden aslında hükümetin aldığı çok ders var. İlkinde oraya bir iş merkezi yapmak istediler ama toplumun tepkisi üzerine geri adım attılar. Ben bu kararı da ikinci geri adım olarak değerlendiriyorum. Tabi o da hukuki değildi bu da değil. Siyasi bir karar ve siyasi olarak geri adım atmak zorunda kaldılar. Bunun uluslararası nedenleri var; Erdoğan'ın çok sıkışmış olması gibi, Avrupa'ya şirin görünme çabası gibi nedenler. İç politikaya ilişkin nedenleri var; kendi partisinden kopan Davutoğlu ve Gül gibi isimlerin Gezi'ye sıcak bakan mesajlar vermesi gibi. Gezi'ye ilşkin nedenleri de var; hem ortada bir suç bulamadılar hem de Gezi'yi savunanlar dik durdular ve Erdoğan tüm bunların karşısında geri adım atmak zorunda kaldı."

Gül ve Davutoğlu'nun tutumları siyasi

Gül ve Davutoğlu'nun tutumları hakkında ne düşündüğünü sorduğumuz Dündar şöyle yanıt verdi:

"Bütün bunlar siyasi kararlar. Siyaseten bugün işine böyle geldiğini gördü öyle davrandı. Davutoğlu'nu belki ayırmak lazım. Siyasete giren birinin davacılar listesinde adı olması işini güçlelştiriyordu. Gül'ün ise o dönem Erdoğan'a polis şiddeti uygulamamasını tavsiye ettiğini biliyoruz. En azından bugünkü görüşleri o günkü tavrını teyit eder nitelikte."

Beraat çıktı diye kimse özgürce protesto yapabileceğini düşünmüyor
Can Dündar

Bu kararın sonrası insanlara özgürce protesto edebileceklerini düşündürtmeyeceğini belirten Dündar, kimsenin bu karar ile 'adalet işliyor' diye bir sanrıya kapılmadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

"Ortada bir adalet yok. Hukuk olmayan bir ülkede ister istemez ağır cezaları da beraat kararlarını da siyaset iklimi ile açıklamak zorunda kalıyorsunuz. Gezi davasının yarattığı uluslararası ilgi, kanıt bulamamaları şu anda işlerine böyle gelmesinin bir eseri bu karar sadece. Türkiye'de adalet olduğunu kanıtlamaz."

'İfademizi yurt dışında verip öyle beraat edeceğiz'

Yurt dışındakilerin durumuna ilişkin hukuki süreci de aktaran Dündar, kendilerine beraat verilmediğini şimdilik sadece haklarındaki yakalama kararının kaldırıldığını ancak ifade alınması için bir yakalama kararının hala olduğunu kaydetti. Dündar yurtdışında olanların ifadelerini yurtdışında bulundukları ülkelerin savcılıklarına vererek beraat edebileceklerini düşündüğünü şu sözlerle dile getirdi:

Bu davada sizin de adınız geçiyordu ve dosyanız ayrıldı. Sizinle ilgili hukuki durum tam olarak ndir?

"Konsoloslukta değil de Alman savcılara verilecek bu ifade, Mehmet Ali Alabora da İngiliz savcılara verecek ve bu şekilde savcılıklar arasında bir yazışma ile olacak. Bu ifadeler Türk mahkemelerine ulaştığında muhtemelen biz de beraat etmiş olacağız."

'Tüm davalardan beraat çıksa bile dönmem'

Hakkında 10 ayrı dava bulunan Dündar'a "Tüm davalardan yarın beraat çıksa gönül rahatlığı ile Türkiye'ye dönmeyi düşünür müsünüz? diye sorduk:

"Düşünmem çünkü bunlar intikam davaları. Biri kapansa öbürünü açacak potansiyeli var hükümetin. Türkiye'de bağımsız bir adalet sistemi olmadığı sürece ben dahil hiç kimse güvende değil. Ne zaman ki adil yargılanmanını yeniden işlerliğe kavuştuğunu görürüz o zaman gözümüzü kırpmadan döneriz çünkü hiçbir suçumuz olmadığnı biliyoruz."

Kimse orada olduğunu inkar etmedi. Herkes 'ben de oradaydım' dedi
Can Dündar

Dündar Gezi davası süresinde kendisi için en önemli noktayı da şu sözlerle ifade etti:

"Bir kişi olsun 'Ben bu sürecin içinde değildim' demedi. Tersine herkes 'biz de vardık, bizim de adımızı yazın' dedi. Bunu çok önemsiyorum. 12 Mart gibi dönemlerden bir sürü pişmanlık hikayeleri biliyoruz. Cezanın ne kadar ağır olduğu ve iktidarın ne kadar zalim olduğu ortada. Buna rağmen insanların cesaretle çıkıp 'ben de oradaydım' diye yazmasını söylemesini ben bir dönem açısından çok önemli ve tarihi buluyorum."