Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Erdoğan-Putin zirvesine saatler kala: Ankara ve Moskova'nın öncelikleri neler?

Erdoğan-Putin zirvesine saatler kala: Ankara ve Moskova'nın öncelikleri neler?
©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

İdlib’de son haftalarda yaşanan kritik gelişmeler ışığında Ankara-Washington hattında üst düzey kritik bir ziyaretle başlayan yeni hafta, perşembe günü Ankara-Moskova hattındaki bir başka toplantıyla devam edecek.

5 Mart günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile Moskova’da bir araya gelecek.

Ankara’nın zirveden beklentisi rejimin saldırılarını durdurması ve rejim güçlerinin Soçi Mutabakatıyla belirlendiği üzere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konuşlandığı gözlem noktalarının gerisine çekilmesiyken, Moskova’nın masaya hangi teklifle geleceği ve nasıl bir ödünleşim olacağı henüz belirsiz.

Ancak uzmanlara göre, Rusya'nın bir numaralı gündem maddesi İdlib kaynaklı terör tehdidinin sonlandırılması için Türkiye'ye son kez uyarıda bulunmak ve gerekirse inisiyatifi ele almak.

"Mülteci dalgasının yönetilmesi gerekiyor"

Öte yandan, rejim güçlerinin saldırıları sonucu Türkiye sınırına yönelen milyonlarca yeni mülteci karşısında Türkiye de İdlib’de kendisi gibi garantör ülke konumundaki Rusya’dan bir destek talep ediyor.

Dolayısıyla Perşembe günü gerçekleşecek zirvenin sonucu birçok açıdan Rusya, Türkiye ve ABD’nin bundan sonra İdlib özeli ve Suriye genelindeki adımlarını belirleyecek nitelikte olabilir, çünkü son dönemde Suriye’de Türk askerlerine yönelik saldırılar karşısında Erdoğan ile Amerikalı mevkidaşı Donald Trump arasında sık sık görüşmeler gerçekleşmiş, Suriye kaynaklı saldırılar karşısında caydırıcılık unsuru olarak Patriotların geçici olarak İncirlik’e konuşlandırılması ve ABD’den istihbarat paylaşımı gibi işbirliği alanları açılabileceğine dair tartışmalar yaşanmıştı.

euronews Türkçe'ye konuşan Medya Günlüğü yazarı ve Rusya uzmanı Aydın Sezer, Rusya’nın öncelikli beklentisinin bölgedeki terörizmin sonlandırılması olduğunu kaydediyor.

Sezer, “Zirveden uzun vadeli kalıcı bir çözüm çıkmayacak, birçok sorun sürüncemede kalacak. Ancak Rusya’nın İdlib’le ilgili özel hassasiyeti, buradaki teröristlerin bertaraf edilmesi. Zira söz konusu cihatçıların çoğu Rus vatandaşı ve Rusya açısından güvenlik tehdidi doğuruyor” diyor.

Ancak, Sezer’e göre Türkiye’nin son günlerde sınır kapılarını açarak 130 bini aşkın mülteciyi Avrupa’ya göndermesi, Rusya ile müzakerelerde önemli bir pozisyon kaybı yaratabilir.

“Çünkü Türkiye’nin İdlib’le ilgili en temel argümanı sivil göç tehdidiydi ve bu insani dramı Rusya’ya açıklamakta zorlanabilir” diyen Sezer, Rusya-Türkiye zirvesinin sonuçlarının İran’a da kabul ettirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz günlerde telefon görüşmesi yaptığı Erdoğan’a, Suriye’nin de katılacağı bir üçlü zirve düzenlemeyi teklif etmiş ve Astana mutabakatına dikkat çekmişti.

“İdlib’de terör unsurlarının temizlenmesinde Türkiye gerekli adımı atmazsa önümüzdeki dönemde Rusya ya Wagner paralı askerleri, ya İranlı milisler ya da Esad’a bağlı güçleri kullanarak bu önceliğini fiili olarak sahada yerine getirecektir. Çünkü Rusya bölgedeki cihatçıların Libya’ya da yansıması olduğunun farkında” diyor Sezer ve ekliyor:

“Terör meselesi bitince barış koşulları müzakere masasına yatırılacak. Zira Rusya yabancı güçlerin Suriye topraklarında olmasına en başından beri karşı olduğunu net bir şekilde ifade etti.”

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı ve emekli albay Erol Bural, Putin-Erdoğan zirvesinde özellikle İdlib’in şehir merkeziyle ilgili görüşülecek konuların olduğuna dikkat çekiyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Bural, “Ankara’nın önceliği, şehir merkezindeki iki milyon sivilin, rejimin yaklaşmasıyla birlikte Türkiye sınırına doğru gelmesi. Dolayısıyla Türkiye, rejim birliklerinin M4 karayolunun kuzeyine, İdlib merkezine yaklaşmamasını talep edecektir” diyor.

Münbiç ve Tel Rıfat'ın durumu

Uzmanlar görüşmede ayrıca Suriye’nin İdlib dışındaki bölgelerine dair de bir mutabakata varılabileceğine veya en azından Ankara’nın bu konudaki taleplerini masaya yatıracağına dikkat çekiyorlar.

Bu açıdan, emekli albay Bural, Türkiye’nin Münbiç ve Tel Rıfat konularını gündeme getirebileceğini, zira söz konusu bölgelerdeki PKK bağlantılı unsurlardan Afrin’e havan atışı gerçekleştiğini söylüyor.

“Bu bölgenin terörden arındırılması, askeri açıdan doğru bir hamle olur” diye açıklıyor Bural.

Bununla birlikte, son dönemde Rus tarafı sıklıkla Soçi mutabakatının yenilenmesi ve yerine Adana mutabakatının devreye sokulması yönünde talepler dillendiriyor.

Erdoğan ile Putin arasında 22 Ekim 2019’da Soçi'de yapılan Suriye konulu zirvenin ardından Suriye için 10 maddelik bir mutabakat imzalanmış, “Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracağı” taahhüdünde bulunmuştu.

Soçi mutabakatı mı Adana mutabakatı mı?

Ancak, Bural’a göre, Soçi mutabakatı Türkiye’ye Adana mutabakatına göre daha büyük bir hareket alanı ve sınırdan daha derin bir bölgeye müdahale yetkisi sağlıyor.

“Bu zirvede gerginliği azaltacak adımlar atılması ve bir orta yol bulunması söz konusu olabilir. Alt kademelerde çözülemeyen şeyleri karara bağlayabilirler” diyen Bural’a göre, orta yol Türkiye’nin mevcut askeri operasyonu sonlandırması, karşılığında ise rejimin mevcut kazanımlarını -yani M4 / M5 karayolunun yüzde 90’ının kontrolünü- elinde tutarak daha fazla bir askeri çatışmaya gidilmemesi şeklinde olabilir.

“Ankara, stratejik öneme sahip M4 / M5 karayollarının birlikte kontrol edilmesini, iki karayolunun kritik yerlerinde ortak kontrol noktaları kurulmasını, devriye güzergahları oluşturulmasını talep edebilir” diye ekliyor Bural.

Ateşkes gündeme gelebilir

İngiltere’nin Birmingham Üniversitesi’nden güvenlik ve Avrasya politikaları uzmanı Kevork Oskanian ise, zirvede ateşkes yönüne müzakereler olacağını tahmin ediyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Oskanian, “Gerginliğin tırmandırılmasının devasa maliyetlerini bir yana bırakırsak, her iki gücün de Suriye dışında kaybedecek çok şeyi var. Bu kayıplar ekonomik bağların yanı sıra Rusya’nın Türkiye’yi kullanarak NATO’yu sekteye uğratma umutları ve Ankara’nın Batı karşısında Rusya ile ilişkisini bir koz olarak kullanma yeteneğiyle alakalı” diyor.

Dolayısıyla Oskanian’a göre, doğrudan bir çatışmaya girilmesi iki tarafın da çıkarına değil:

“Zirveden büyük bir netice yerine gözden geçirilmiş Soçi-tarzı geçici bir anlaşma bekliyorum. Putin, İdlib’in rejime kontrollü bir şekilde devredilmesini istiyor. Ancak bunu gerçekleşmesi pek de olası görünmüyor. Türkiye açısından ise İdlib’i gözden çıkarmak son derece zor, zira bölgedeki birçok cihatçı savaşçıyla ne yapılacağı gibi çetrefilli bir sorunun yanı sıra yeni bir mülteci dalgası da kapıda bekliyor.”