Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye Covid-19'a bağlı can kaybını azaltmak için geç kaldı mı? Ülkeler hangi aşamada önlem aldı?

New York'da bir hastane önü, 2 Nisan 2020
New York'da bir hastane önü, 2 Nisan 2020   -   ©  AP Photo/Mary Altaffer
Metin boyutu Aa Aa

Covid-19 salgınının bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor; hastalığa bağlı olarak can kaybı artıyor.

Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler ülkeden ülkeye değişirken, bu boyutta bir salgına hazırlıklı olmayan sağlık sistemleri, can kayıplarının da önüne geçmekte zorlanıyor. Covid-19 vaka sayılarında olduğu gibi ölümler de eksponansiyel (Üst sınırı sabit bir oranla yükselerek) çoğalıyor.

Bu nedenle birçok ülke için benzer grafikler çizilebiliyor. Ülkelerin çoğu birbirini sadece birkaç gün arayla takip ediyor. 3 Nisan tarihine kadar en fazla vaka görülen ülkelerin can kaybı grafiğini oluşturduğumuzda birçoğunun benzer eğilimlere sahip olduğunu görebiliyoruz.

Ancak grafikte en fazla dikkat çeken ülke Güney Kore olarak karşımıza çıkıyor. 10'uncu can kaybının üzerinden 35 günden fazla süre geçmiş olmasına rağmen ülkede ölümler çok kısıtlı sayıda duruyor.

Diğer ilgi çeken örnekler de Çin ve İran. Çin'de uygulanan katı sokağa çıkma yasakları, hayatını kaybedenlerin sayısındaki artışı durdurmuş gibi görünüyor.

Can kaybının ülkeler üzerindeki etkisi aynı mı?

Diğer yandan yukarıdaki grafik, ölümlerin ülkeler üzerindeki etkisini anlayabilmemiz için yeterli değil çünkü her ülkenin nüfusu birbirinden farklı. Etkiyi anlamak için 10'uncu can kaybının açıklandığı günden itibaren belli bir aralık seçip, o aralıkta hayatını kaybedenlerin sayısını nüfusa oranlayabiliriz.

Türkiye'de 10'uncu can kaybının açıklandığı günden itibaren 13 günü geride bıraktık. Bu nedenle yukarıda grafikte tüm ülkelerin 13'üncü gündeki can kayıplarını nüfusa oranlarsak, Covid-19 salgınının ülkelere etkisini bir nebze daha iyi anlayabiliriz.

Elbette 13'üncü gündeki veriler bu karşılaştırma için biraz erken sayılabilir. Ama bu grafik aynı zamanda ülkelerin sağlık sisteminin salgın karşısında ne denli sorun çekebileceğini gösteriyor.

Yaklaşık 46 milyon nüfusa sahip İspanya'da durumun ileride İtalya'ya göre daha ağır olabileceği anlaşılıyor. Koronavirüs yayılımını daha iyi kontrol altına alan İsviçre ise ölümlerin artmasının önüne geçerek büyük bir trajediyi şimdilik atlatmış gibi görünüyor.

Salgının ilerleyişine göre oranlar artsa da en sonda çıkacak tablonun belirleyicisi, ülkelerin ne kadar erken ve etkili önlem aldığı olacak.

Can kaybı oranı niye her ülkede aynı değil?

Bu sorunun cevabını tam anlamıyla verebilmek için de henüz çok erken. Çünkü salgının bilançosu ancak sonuna ulaştığımız zaman karşımıza çıkacak.

Fakat elimizde olan bilgiler arasında örneğin yapılan test sayılarının bu oran üzerindeki etkisini gösteriyor. Çoğu ülke sadece belli semptomları taşıyan insanlara test uyguluyor. Ancak hiçbir semptom göstermeyip Covid-19 hastalığını taşıyan ve başkalarına bulaştırabilen insanlar olduğunu biliyoruz.

Yani örneğin İtalya'da veya Fransa'da ölüm oranının Almanya'ya göre yüksek olmasının sebebi, gerçek anlamda vaka sayısının tespit edilememiş olması. Gerçekte çok daha fazla vaka olduğu ancak bunlar kayıtlara geçmediği için vaka sayısına oranla ölüm oranı yüksek çıkıyor.

Bir diğer etken de bu ülkelerdeki yaşlı nüfusu ve bu nüfusun gençlerle ne kadar etkileşim içinde olduğu olabilir.

Salgın sona erdiğinde geriye dönük yapılacak projeksiyonlarla gerçek ölüm oranına ulaşmak mümkün olacak.

Türkiye'de grafik nasıl ilerleyecek?

Yukarıdaki grafik incelendiğinde Türkiye'nin bir ayrım noktasında olduğu anlaşılabiliyor. Türkiye'nin bu noktada çizmeye devam edeceği grafik büyük değişiklikler gösterebilir.

Bunun en önemli etkenlerden birisi yukarıda da belirttiğimiz gibi alınan önlemler ve bu önlemlere halkın ne kadar riayet ettiği.

Aşağıda bazı ülkelerin hangi noktada sokağa çıkma kısıtlaması getirdiğini görebilirsiniz.

"Sokağa çıkma yasağı" olarak da adlandırılan bu önlemler, farklı ülkelerin halkları tarafından da farklı şekilde karşılandı. Örneğin İtalya'da ilk günlerde kısıtlamalara çok fazla riayet edilmedi. Aynı durum Birleşik Krallık ve Fransa için de geçerli.

Bu ülkelerde salgının boyutları halk tarafından daha geç anlaşıldı ve önlemler gerçek anlamda karardan birkaç gün sonra uygulanmaya başladı.

Çin'de ise kısıtlamalar en başından beri daha sıkı tutuldu. Halkın sokağa çıkması daha ağır şekilde cezalandırıldı.

Türkiye'de önlemler için geç kalınıp kalınmadığını söylemek belki bu aşamada mümkün değil. Ancak kesin olan şey, salgının halk tarafından ciddiye alınarak önlemlere riayet edilmesi gerektiği.