Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Prof. Dr. Yalçın Karatepe: Yerli ve milli bir acı reçete ile karşı karşıyayız

euronews_icons_loading
Ekonomist Prof. Dr. Yalçın Karatepe
Ekonomist Prof. Dr. Yalçın Karatepe   -   ©  euronews
Metin boyutu Aa Aa

Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden istifası ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Başkanı Murat Uysal’ın görevden alınması üzerine, ekonominin yönetim kadrolarına yeni atamalar yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, AK Parti'nin TBMM'deki grup toplantısında ekonomide ‘şeffaf, öngörülebilir ve istikarlı’ bir döneme geçildiğini söylemesi ise, yeni ekonomi yönetimine yani Lütfü Elvan ve Naci Ağbal’a destek verdiğini ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları ile ekonominin tepe yönetiminde yapılan bu değişiklik, piyasalarda olumlu karşılandı ve Türk Lirası döviz kuru karşısında değer kazandı.

Yönetim modeli değişmeden Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme yoluna gireceğini düşünmüyorum. İnişler çıkışlar olur ama kalıcı bir ekonomik büyüme olmaz.
Prof. Dr. Yalçın Karatepe
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi

Ancak, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Prof. Dr. Yalçın Karatepe’ye göre ; ekonominin yönetim kadrosuna yapılan bu atamalar ekonomide kalıcı anlamda bir olumlu değişim yaratamayacak. Çünkü ekonomi yönetiminde isimler değişse de karar merci Cumhurbaşkanı Erdoğan olacak. Bu nedenle sürdürülebilir ekonomi için yönetim değişikliğinin gerekli olduğuna vurgu yapıyor Karatepe.

‘’Şimdiye kadar Erdoğan’ın bütün ekonomik kurumlar üzerinde büyük bir baskısı vardı. Bunların etkisini de kurların yukarıya doğru yükselmesi ile gördük. Kurların bu kadar yükseliyor olması hem ekonomik olarak olumsuz sonuçlar doğuruyor hem de siyaseten çok ağır bit fatura ortaya koyuyor. Özellikle siyaseten ortaya çıkardığı faturanın da eninde sonunda cumhurbaşkanına kesileceği gayet açık, sonuçta ülkeyi tek başına yöneten kişi. Cumhurbaşkanı siyaseten bir hamle yaparak, sanki uygulanan politikanın sorumlusu ayrılan kişilermiş izlenimi verip, ekonomide yeni bir dönemin başlangıcında olduğunu konuşmasında çok açık bir biçimde verdi. Bundan sonra MB’nin alacağı kararların arkasındayım dedi. Bu değişiklik uzun zamandır piyasaların beklediği bir değişiklikti. Bu nedenle kurların gerilediğini gördük. Yönetim modeli değişmeden Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme yoluna gireceğini düşünmüyorum. İnişler çıkışlar olur ama kalıcı bir ekonomik büyüme olmaz.’’

Yerli ve milli bir acı reçete ile karşı karşıyayız. İnsanların büyük çoğunluğu yoksullaşacak.

İktisatçı Yalçın Karatepe, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “acı da olsa doğru reçeteleri uygulamaktan kaçınmayacağız” sözlerini ise, ‘’Yerli ve milli bir acı reçete ile karşı karşıyayız’’ ifadeleri ile yorumluyor.

‘’Daha önce Türkiye’de acı reçete denildiği zaman hep IMF politikalarından bahsedilirdi. Şimdi görüyoruz ki yerli ve milli bir acı reçete ile karşı karşıyayız. Acı reçetenin anlamı şu ; aslında insanların büyük çoğunluğu yoksullaşacak, daha zor koşullara hayatlarına devam etmek zorunda kalacaklar. Yoksa, siyasi otoritenin ya da önemli ekonomik imkanlara sahip olanların büyük faturalar ödeyeceği anlamına gelmez. Geniş halk kesimlerin daha yoksullaşacağı bir dönemin başlangıcındayız. Bu tedbirler uygulanırken, hepimizin bedel ödemesi gerekiyor algısı ile vatandaşa satılacak. Bu değişim kısa vadede alım gücüne de olumlu anlamda yansımayacak. Çünkü şimdiye kadar gerçekleşen yüksek kurların fiyatlara yansıması gecikmeli oldu. Ancak faizler yüksek seviyede tutulursa ve insanlar biraz daha yoksullaşırsa, satın alma gücü de azalacağı için yurtiçi talep belirgin şekilde düşecek. ’’

''Dövizdeki düşüş MB'nin faiz arttırımına bağlı ancak bu da mevcut ekonomik sorunları çözmez''

Karatepe, dövizdeki düşüşün devam edebilmesini, Merkez Bankası’nın 400-500 puanlık bir faiz arttırımına gitmesine bağlıyor. Fakat faiz oranlarının tek başına arttırılmasının Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmede yeterli olmayacağının da altını çiziyor.

‘’Şu anda Merkez Bankası’nın bankalara borç verdiği kanallar üzerinden uyguladığı ağırlıklı faiz oranı 14.36. Merkez Bankası politika faizini arttırsa, zaten fiili olarak var olan faiz oranlarını seviyesine çekmiş olacak. Yani bu anlamda politika faiz oranlarının değişmesi, piyasadaki faiz oranlarını çok fazla etki etmeyecek. Fakat beklenti şu ki ; cumhurbaşkanın yeni gelen bakan ve başkana alan açması, ilerde ihtiyaç duyulduğunda tekrar bunların özgürce karar vermelerine imkan verecek beklentisi. Ben faiz oranlarının tek başına arttırılmasının Türkiye’nin mevcut ekonomik sorunlarının çözülmesi için yeterli olmadığını düşünenlerdenim. Bugün piyasalarda ‘coşku’ ile karşılanan bu açıklamalar ve gelişmeler aslında ekonomik sorunların azaldığı ya da ortadan kalkacağına ilişkin bir izlenimi de vermesin. Türkiye’nin sorunları dağ gibi önümüzde duruyor. ‘’

Karatepe: Yabancı sermaye için güven inşa edilmeli

Ekonomi aktörlerinin beklentilerini pozitife çevirmenin çok kolay olmadığını ifade eden Karatepe, bu hızlı hareketlerin yanıltıcı olabileceğine de vurgu yapıyor. Semptomlara müdahele eden eden ekonomi yaklaşımlarının uzun vadede sonuç vermeyeceğine inanıyor Karatepe.

Ekonomiyi iyileştirmenin en önemli ayaklarından biri de yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek ve tutabilmek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada ; ‘’ Yaptığımız her reform yerli ve uluslararası yatırımcılara da hitap ediyor. Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için yeni adımlar atacağız. Yapısal reformların içindeyiz. Ülkemiz yatırım hukuku standartlarına sahiptir. Yatırım iklimini olumlu yönde geliştireceğiz" ifadelerini kullandı.

Ancak Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Prof. Dr. Yalçın Karatepe, kısa vadede bu güvenin yeniden inşa edilmesi ve değişikliğin ikna edici olmasının uzun zaman alacağına inanıyor.

Görüntü editörü • Mert Can Yilmaz