Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Kobani davası başladı: Suçlamalar neler, sanıklar duruşmada ne dedi?

Access to the comments Yorumlar
 euronews
Kobani davası başladı
Kobani davası başladı   -   ©  AP Photo
Metin boyutu Aa Aa

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, 6-8 Ekim 2014'te düzenlenen Kobani eylemlerine ilişkin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ'ın da aralarında olduğu 108 sanıklı davayı görmeye başladı.

38'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebi

"Azmettirici" sıfatıyla olay tarihinde ülke genelindeki terör eylemlerinden sorumlu tutulan 28'i tutuklu, 6'sı tutuksuz, diğerleri ise firari sanıklar hakkında, "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" ve "nitelikli adam öldürme" suçlarından 38'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

İddianame tutanağının 6-7 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen olaylarla ilgili olarak sanıkların suçla ilgili önceki eylem ve faaliyetleriyle sonradan gösterdikleri ve bu kapsamda gerçekleştirdikleri eylem ve faaliyetleri içerdiği belirtiliyor.

Ayrıca sanıklar 29'ar kez "öldürmeye teşebbüs," 3 bin 777'şer kez "mala zarar verme", 25'er kez "alıkoyma", 395'er kez "hırsızlık", 15'er kez "yağma", 308'er kez "iş yeri ve konut dokunulmazlığı ihlali", 13'er kez "Türk bayrağını yakma", 7'şer kez "Atatürk'ü Koruma Kanununa muhalefet" ile suçlandı.

İddianameye göre Abdullah Öcalan 22 Eylül 2014'te, "Halkımızı topyekun bu yüksek yoğunluklu savaşa karşı direnişe geçmeye çağırıyorum" açıklamasıyla Kobani olaylarının fitilini ateşledi.

İddianame ayrıca kısa süre sonra IŞİD'in Kobani'ye saldırması üzerine HDP yöneticileri de peş peşe açıklamalarda bulunarak terör yandaşlarından sokaklara çıkmalarını istediği ifadeleri de yer aldı.

Selahattin Demirtaş'a yönelik suçlamalar neler?

Mahkemenin iddianame tutanağında Demirtaş'ın tutuklanması kararını alan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin dava dosyasında Demirtaş'ın silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, terör örgütü propagandası yapma, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme, halkı kanunlara uymamaya tahrik etme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, suç işlemeye alenen tahrik etme, halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırtma, toplantı ve yürüyüşün zorla dağıtılması suçlarından yargılandığı ve tutuklandığı görüldüğü belirtildi.

Bu sebeple mahkeme ilk etapta "iki dosyanın olay ve taraflarının aynı olmadığı ve kendisine açılan yeni ve farklı bir dosyanın" varlığının altını çizdi.

HDP Hukuk Komisyonu Başkanı Ümit Dede, iddianamenin iddianame olmadığını, hükümetin yönlendirmesiyle hazırlandığı gerçeğini ortaya koyacaklarını, adeta karşı bir iddianame hazırlayacaklarını belirtti.

Avukat Mahsuni Karaman ise iddianamede iki gizli tanık olduğunu, ikisinin de tanıklıklarının Selahattin Demirtaş’ın ikinci kez tutuklandığı 20 Eylül 2019’dan birkaç ay sonra dinlendiğini ifade etti ve “Yani Demirtaş, önce derdest ettiler, sonra da bir şeyler buluruz dediler. ‘Bu konuda beyan verecek tanık yok mudur’ şeklinde yazışmalar görüyoruz, bula bula iki kişiyi buluyorlar. Onlara ‘Demirtaş 30 Eylül 2014’te Kobani’ye gitti, döndü, çağrı yaptı’ dedirtiyorlar. Basit bir cinayet dosyasında bile ilk yapılacak olan otopsi tutanağıdır. 37 kişiyi öldürmekte azmettirme davası açılmış, evet birileri ölmüş ama bir tek otopsi tutanağı bile yok” diye konuştu.

AİHM kararı

Dava öncesi gazetecilerle bir araya gelen Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş “Hukuk değil aynı zamanda hakikat mücadelesi de yürüttüklerinin altını çizdi. Demirtaş’ın siyasi nedenlerle cezaevinde olduğunu ileri süren Başak Demirtaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararıyla da bu durumun tescillendiğini söyledi.

Fakat iddianame tutanağında "AİHM, Selahattin Demirtaş Türkiye Davası kararında Selahattin Demirtaş hakkında Diyarbakır Savcılığının 39 ayrı ceza soruşturmasını tek bir dosyada birleştirdiğini, hali hazır yerel mahkemeler önünde başvurucu hakkında yedi ayrı ceza davasının devam ettiğini, söz konusu soruşturmalar ve kovuşturmaların bu başvurunun konusunu oluşturmadığını belirterek, verdiği kararın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma ile ilgili olacağı belirtildi.

AİHM'in, aynı kararda 4 Kasım 2016 tarihi sonrasında 12 HDP milletvekiline yapılan operasyon sonucu Demirtaş'ın yakalandığını ve tutuklandığını, tutukluluğa itirazın da reddedildiğini belirttiğine yer verilen tutanakta, AİHM'in kararının, halen devam eden değil, ilk tutukluluğuna ilişkin olduğu ifade edildi.

Tutanakta, "Mahkememizdeki tutuklulukla ilgili Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru halen derdesttir. Dolayısıyla mahkememiz dosyasında mevcut olan tutuklulukla ilgili herhangi bir inceleme yapılmamış olduğundan ve bu durum da AİHM tarafından teyit edildiğinden bahsi geçen kararın mahkememiz yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır." denildi.

Meclis tutanaklarının gönderilmesinin istenmesi kararlaştırıldı

Tuanağa göre mahkeme, TBMM'den 2014 itibarıyla sanıklardan hangilerinin milletvekili olduklarının ve 6-8 Ekim 2014 olaylarıyla ilgili Meclis kürsüsünde kimlerin açıklama yaptıklarının sorulmasını ve bu açıklamalarının tam metinlerinin ve Meclis tutanaklarının gönderilmesinin istenmesini kararlaştırdı.

Bu yerine getirildiğinde, iddianamede sanıklara isnat edilen paylaşımlar ile yapılmışsa Meclis'teki konuşmaların karşılaştırılarak aynı içerikte olup olmadıklarının ve hangisinin önce yapıldığının bilirkişiye inceletilmesine hükmeden mahkeme, tanıkların beyanlarının alınması için adreslerindeki mahkemelere talimat yazılmasına, UYAP'tan sorgulama yapılarak sanıklarla ilgili diğer mahkemelerde açılmış ve derdest olan dosyalardan iddianame örneklerinin istenmesine karar verdi.

Çözüm süreci dönemi olduğunun altını çizen Demirtasş tarafı ise, “Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Demirtaş davasında Ahmet Davutoğlu ve süreci yürüten ve 6-8 Ekim’de görevde olan görevlilerin ve bürokratların tamamının dinlenmesinin talep edildiğini fakat bu isteklerinin yanıtsız bırakıldığını ileri sürdü.

Kobani duruşması nasıl başladı?

Duruşmada HDP’liler savunma hakkının gasp edildiğini belirterek bu durumu protesto etti. Mahkeme başkanı alkışlarla protesto eden Sebahat Tuncel ve diğer sanıklar heyete sırtını döndü.

Kim ne dedi?

"Buraya susmaya değil konuşmaya geldik" diyen Selahattin Demirtaş, "Yargılanmaya değil, yargılamaya geldik. Avukatların sayısı belliydi. Her bir sanık için 3 avukat olsa da 100’den fazla avukat olacaktı. Mahkeme salonunun kalabalık olacağı önceden belliydi. Bu sorunu çözebilirdiniz. Gerçekten yargılamanın devam etmesini istiyorsunuz ara verip bu sorunu çözebilirsiniz. Bilgilerimizi tabi ki mahkemeye vereceğiz. Sormak istediğiniz her türlü soruyu sorabilirsiniz, biz de savunmamızı yapacağız. Yıllardır yargılama yapıyorsunuz. Bizi onlarla karıştırmayın. Sesinizi yükseltmeyin. Karşınızda çocuk yok. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin meclis grubu eşbaşkanları karşınızda. Her ne kadar sanık sandalyesinde otursak da halkın iradesini temsil ediyorsunuz. Bizler medeni insanlarız. Daha önce darbecileri yargıladınız, bilemem nasıl yargılarınız. Ama bize o muameleyi uygulayamazsınız. Bir duruşma salonunda avukatların bulunması gerekir. Yargılama usulen uygun gibi gözüksün yapmak istiyorsanız avukatlar girsinler. Ben orada değilim. Yanımda avukat yok, duruşma salonunda avukat yok. Şu anda duruşma salonunda aleyhime bir şey tespit etme şansım yok. Baskı ortamında yargılamayı yapsanız da avukatların buraya girmesi gerekiyor." dedi.

Emine Ayna, avukatların salondan gitmesinde 'mutlaka haklı bir gerekçeleri vardır' diyerek, soruların cevabının iddianamede bulunduğunu söyledi.

Emine Beyza Üstün de "Avukatlarım salona alınıncaya kadar sorularınız yanıtsız kalacak." dedi.

Figen Yüksekdağ ise savunma hakkının eksiksiz biçimde yerine getirilmesi gerektiğini belirterek "Burası, savunma hakkına riayet edilmemesi yoluyla bu davanın nasıl bir rol oynadığı ve oynayacağının işaretlerini gösterdi. Bu husus konusunda hukuk kurallarında biri de savunma haklarının eksiksiz yerine getirilmesidir. Avukatların salonda hazır bulundurulmasını istiyoruz. Bu şekilde yargılamaya geçilemez." ifadelerini kullandı.