Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Kobani eylemlerine ilişkin davada sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi

 Euronews
Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ
Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ   -   ©  Okan Özer/
Metin boyutu Aa Aa

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, Kobani eylemlerine ilişkin davada sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Savunma avukatlarının beyanlarının ardından ara karar açıklayan mahkeme, somut neden bulunmadığı gerekçesiyle reddi hakim taleplerini geri çevirdi.

Delillerde değişiklik olmadığı için sanıkların tahliye talebini reddedip, tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, davayı 14 Haziran'a bıraktı.

Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu, toplam 108 kişinin yargılandığı Kobani davasında dün ve bugün iki duruşma düzenlendi.

Sanıklar, Kobani olayları sırasında 6-8 Ekim 2014'te düzenlenen eylemlere ilişkin yargılanıyor.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya tutuklu sanıklardan bazıları bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı, diğer sanıklar ve taraf avukatları ise salonda hazır bulundu.

Duruşmanın başında avukatlar reddi hakim taleplerini iletmek üzere söz aldı ve duruşmanı adil bir şekilde gerçekleşmediğini ve savunma haklarının ihlal edildiği şikayetinde bulundu. Avukatlar, "Torba yasalardan torba yargılamalara geldik, Türkiye Cumhuriyeti artık genelgeler devleti oldu" şeklinde sert eleştirilerde bulundu.

Avukatlar, iddianamenin hazırlanmasına ve sunumuna yönelik da bir dizi eleştiri getirdi.

“Türkiye Cumhuriyeti artık genelgeler devleti olmuştur”

Avukat Cemile Turhallı Balsak, yaptığı savunmada, 3 bin 530 sayfalık iddianamenin özetinin 68 sayfa olmasını eleştirdi ve bunun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne (UYAP) konmamasını da eleştirdi.

Avukat Cemile Turhallı Balsak, savunmasında şunları söyledi: "İddianamenin özeti roman özetler gibi çıkarılmış. 3530 sayfa iddianamenin özeti nasıl 68 sayfa olur? Henüz UYAP’a da eklenmemiş. Avukatlar ilk gün salona da alınmadığı için biz duruşmada ne okunduğunu bilmiyoruz. Sizin bağlı olduğunuz HSK, siyasi iktidarın belirlediği üyelerden oluşuyor. Kanun yargıya müdahalenin önünü açmış. Türkiye Cumhuriyeti artık genelgeler devleti olmuştur. Heyetinizden adil karar verme talebimiz yok fakat sizin dürüst yargılama yapma yükümlülüğünüz var. Peki heyetiniz tarafsız mı? Objektif tarafsızlık bizlerin ve kamuoyunun ikna edilmesidir. Hiçbirimiz ikna değiliz." dedi.

Yine sanık avukatlarından Ruken Gülağacı yine iddianamenin hazırlanmasına yönelik eleştiriler getirerek şu görüşleri dile getirdi: “Müvekkillerimizin tutukluluğunu esas aldığınızı biliyoruz. Bunu gizleme gereği bile duymuyorsunuz. Tutuk incelemesini kopyala yapıştır yapmışsınız. Benim müvekkillerimden Figen Yüksekdağ 4,5 yıldır tutuklu. İncelemek zorundasınız! Çünkü özgürlük esastır.”

“Torba yasalardan, torba yargılamaya geldik”

Duruşmada usul olarak ciddi ihlaller yaşandığını ifade eden Avukat Nuray Özdoğan ise “Acelenizden usulü yara yara gidiyorsunuz. Torba yasalardan torba yargılamalara geldik. Müvekkillerimizle ilgili sunduğumuz öznel durumları değerlendirmek zorundasınız. Her yargılanan için iddialarınızı ayrı ayrı sunmak zorundasınız. Bağımsız olduğunuza bizi ikna etmek zorundasınız. Sizin göreviniz hukukçu gibi davranmak. Başka ülkelerin faşizm dönemi uygulaması olan “kolektif yargılama” ile bu ülkeyi bir yere taşıyamayız. Bizim karşımızda bir yargılama heyeti yok, verilen kararı uygulayan bir heyet var. Bu duruşma tutanakları bizim delillerimizdir. Burada yaşananlar ileride yargılama gerekçesi olacak" dedi.

İddianameden

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlarını Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianameye göre, Suriye'deki iç savaş nedeniyle IŞİD’in Kobani'ye (Ayn el-Arap) saldırması üzerine Ekim 2014'te HDP yönetimi ile PKK, sokağa çıkma çağrısında bulundu.

Yapılan çağrılarla aralarında İstanbul, Ankara, Bursa ve Diyarbakır'ın da olduğu 35 il ve 96 ilçede yasa dışı gösteriler başlatıldı, kolluk güçlerinin yanı sıra siviller de hedef alındı.

Olaylarda 37 kişi hayatını kaybetti, 761 kişi yaralandı, 197 okul yakıldı, 269 kamu binası tahrip edildi, 1731 ev ve iş yeri yağmalandı, 1230 araç kullanılamaz hale getirildi.

Aralarında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile PKK'nın üst düzey yöneticilerinin de olduğu 75'i firari 108 sanığın ülke genelindeki bütün eylemlerden sorumlu tutulduğu iddianamede, sanıkların tamamının 38'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve süreli hapis cezasına çarptırılması isteniyor.