Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Dramatikten pragmatiğe: ABD ve İsrail'deki yeni yönetimler yeni politikaların önünü açabilecek mi?

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile İsrail Dışişleri Bakanı yair lapid Roma'da biraraya geldi
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile İsrail Dışişleri Bakanı yair lapid Roma'da biraraya geldi   -   ©  Andrew Harnik/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved
Metin boyutu Aa Aa

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve İsrail'in yeni Başbakanı Naftali Bennett'in seleflerinin tercih ettiği dramatik girişimlerden ziyade daha pragmatik bir diplomasiye odaklanmaya hazırlandığ bir dönemde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid bugün Roma'da bir araya geldi.

Dramatik ilişkiler içerideki muhalifleri kışkırtırken, daha öncelikli konular geri planda kaldı. Oysa pragmatik diplomasi, örneğin Hamas ve İsrail arasında geçtiğimiz ay varılan ateşkes gibi daha küçük başarılar peşinde koşmak anlamına geliyor.

İsrail ile Filistin arasındaki barış sürecinin yeniden canlandırılması için büyük bir atak yapılmasının hassas dengeyi sarsabileceği belirtiliyor. Amerikalı güvenlik uzmanları durumu iyileştirmek için yerinde, gözden uzak ve sessizce yapılabilecekler olduğu görüşünde.

Çatışmaların yönetilmesinde Biden'ın "sessiz" diplomasisi öne çıkabilir

Sorunların tamamen çözülmesinden çok çatışmaların yönetilmesi yaklaşımı içteki bölünmelerin hasır altı edilmesine yarayabileceği belirtiliyor. Ancak bu yaklaşım, Filistinlilerin giderek daha baskıcı ve umutsuz bulduğu ve sayısız ayaklanın alevlenmesine neden olan statükonun korunmasına yardımcı olabilir.

Amerikalılar ve İsraillilerin kamuoyunun dikkatinden uzakta farklılıklarını giderebilmesi mümkün. Bunun bir örneği, Biden'ın "sessiz" diplomasisi ile Hamas-İsrail arasında 21 Mayıs'ta yürürlüğe giren ateşkes öncesi Netanyahu'yu kişisel olarak uyarmasında görüldü.

Lapid, İsrail'in Biden ve Demokratlarla bozulan ilişkilerini tamir eden kilt rolü oynayabilir

Her iki hükümet de İsrail'in hassas koalisyon hükümetini korumak için çabalaması bekleniyor. 254 Filistinli'nin ve 13 İsrailli'nin hayatını kaybetmesine yol açan 11 günlük savaşın kıvılcımlanmasında rol oynayan provokasyonları önlenmesi bu çabaların bir kısmını oluşturacağı dile getiriliyor.

İsrail'deki yeni koalisyon, Netanyahu'nun gitmesi gerektiğinin ötesinde fazla bir ortak görüş içinde değil. Yeni koalisyon, her biri kararlarda veto yetkisi taşıyan sekiz partiden oluşuyor. Yani bir parti karar değiştirse hükümet ciddi bir çöküş riskiyle karşı karşıya kalabilir, böyle bir durumda da Netanyahu hemen kuliste bekliyor.

İsrail tarafından bakıldığında Demokratlarla barış yapmak daha öncelikli görünüyor. En azından kısa vadede merkezdeki siyasetçi Lapid, İsrail'in Biden ve Demokratlarla bozulan ilişkisinin onarılması noktasında İsrail'in adamı olacaktır.

Kongrenin iki kanadını da kontrol eden Demokratlar özellikle Ortadoğu'daki çatışmalar konusunda giderek artan şekilde bölünmüş durumda ve ilerici üyeler ABD'nin İsrail üzerinde daha fazla baskı kurması için çağrıda bulunuyor.

İran, iki ülkenin gündeminin en üst sırasında

İki ülke gündeminin en üst sırasında İran ile 2015'te Viyana'da imzalanan ve Tahran yönetiminin nükleer silah geliştirme kaabiliyetini sınırlamayı amaçlayan anlaşmanın yeniden canlandırılması bulunuyor. Trump, Netanyahu'nun da desteği ile 2018'de anlaşmadan çekilmiş ve İran'a yönelik yaptırımlar başlatmıştı. Biden ise anlaşmanın yenilenerek genişletilmesini taahhüt ediyor.

İsrail'in yeni hükümeti her ne kadar İran'la yeni bir anlaşmaya karşı çıksa da görüşmeleri bozmaktan ziyade etkileme niyetinde gibi görünüyor.

Lapid yakın zamanda iletişim kanallarını açık tutma çabalarının bir parçası olarak Blinken'le "sürprizsizlik" politikası üzerinde anlaştıklarını açıklamıştı.

Netanyahu destekli Trump'ın Filistinlileri yabancılaştıran politikalarından uzaklaşan Biden ve yönetimi İsrail ve Filistinlilerin eşit ölçüde güvenlik ve refahtan yararlanmaları gerektiğini dile getiriyor. Ancak ABD bunu İsrail'in yarım yüzyıldır Batı Şeria'da süren işgalini, Gazze'deki Hamas'a karşı ambargosunu ve Kudüs'reki ayrılıkçı politikalarını sonlandırmadan nasıl hayata geçirmeyi amaçladığını açıklaması gerekiyor.