Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Taksim'de boğazına bastırılan AFP muhabiri Bülent Kılıç: Orada bir gazeteci öldürülmeye çalışıldı

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
AFP Foto Muhabiri Bülent Kılıç
AFP Foto Muhabiri Bülent Kılıç   -   ©  HACO BISKIN/AFP
Metin boyutu Aa Aa

İstanbul'daki LBGTİ Onur Yürüyüşü'nü görüntülediği sırada polis müdahalesi ile yere yatırılan ve boğazına bastırılan AFP muhabiri Bülent Kılıç olayla ilgili suç duyurusunda bulundu.

Kılıç "Orada bir gazeteci öldürülmeye çalışıldı. Orada o insanlar tepki vermese, yan sokakta olsaydım, benim oradan cesedim çıkardı" diye konuştu.

10 yıldır savaş ve çatışma alanlarında profesyonel fotoğraf çektiğini belirten Kılıç "Ben dün savaş meydanında aldığım riskin aynı düzeyinde bir risk aldım. Çünkü ben öldürülmeye çalışıldım. Bir sniper eline tüfek alır gazeteci seçer, bulduğu gazeteci de çok kıymetlidir, hemen öldürür onu, bu savaş meydanında yaşanır. Ben, dün Mis Sokak’ta canımı sokakta bırakıyordum" dedi.

"Burada bir gazeteci mi eksiltilemeye çalışılıyor?"

Kılıç sonradan videoya baktığında gördükleri üzerinden olay anında yaşananları şu sözlerle aktardı: "Kadıncağızın biri barikatı delmeye çalışıyor ‘bırakın, adam ölüyor’ diye, öbür insanlar polisi ittiriyor, polis kalkanlarla insanları ittiriyor, polis anlıyor ki eyvah, yani bu mesele ciddi oluyor, üstümden kalkmaya başlıyor. Burada bir gazeteci mi eksiltilemeye çalışılıyor? Bir gazeteci hedef haline getirip öldürülmeye mi çalışılıyor? Burada ciddi bir sorun var".

"Bir tanesi boynuma bastırıyor, 'ben gidiyorum' dedim, nefesim kesildi"

Olayda yaşadıklarını Anka Haber Ajansı'na anlatan Bülent Kılıç "Bir anda polis. Kameramı kaldırıyordum, bileğimden tutup kamerayı yüzüme vurunca ben de sinirlenip sakin olması gerektiğini söyledim. O da bana kimliği sordu. Elimi çantama attım, fırsat vermeden bir anda barikatın öbür tarafına, yan sokağa sürüklemeye başladılar. Elimdeki kameraları kırılmasın diye boynuma takmaya çalışırken polis elimden kamerayı alarak yere fırlattı. Kamera yere fırlayınca ben bu işin kontrolden çıkmaya başladığını anladım. Orada kontrolsüz dehşet bir şey var, saldırganlık var. Yere yatırdılar, hava çok sıcak, ağzımda maske var, yerde dört polis üstümde, bir tanesi boynuma bastırıyor, ‘ben gidiyorum’ dedim. Nefesim kesildi. Herhangi bir insan bu yaşananın çok da önemli olmayan, üzerinde düşünülmeyen bir şey olduğunu iddia ediyorsa spor olsun diye dört kişiyi alsın sırtına nefessizlik neymiş, ‘eyvah gidiyorum’ hissi neymiş onu anlatsın bana" diye konuştu.

"Çıkardılar odalarına özür dilediler"

Polisler hakkında suç duyurusunda bulunuğunu belirten gazeteci "Polis, sizi alıyor, kameranızı sokağa fırlatıyor. Bir gazetecinin kamerasının sokağa atılması ne demek? Ben bunu İstanbul Basın Savcısı’na soruyorum. Olay yerine gittik, kamerayı aramaya. Polis, kamerayı tamire götürmüş. Kamera kullanılmaz halde, tamir edilmedi" diyerek şiddet düzeyinin kotrolden çıktığını ifade etti ve polisin bunu anlayarak özür dilediğini şu sözlerle kaydetti:

"Beni otobüsten almaya İl Emniyet Müdürü Yardımcısı, Beyoğlu Emniyet Müdürü geldi. Çıkardılar odalarına özür dilediler. Bu çok tehlikeli bir düzeye geldi, onlar da gördü. Onur Haftası’nda bir gazetecinin öldürülmesinin altından hangi emniyet müdürü kalkabilir? Bunu gördüler, bunu anladılar"

Gazeteci Metin Göktepe'nin İstanbul'da 8 Ocak 1996'da gözaltında öldürülmesinin kendisinde gazetecilik yapma arzusu uyandıran olaylardan biri olduğunu vurgulayan Bülent Kılıç "Burası savaş alanı değil, burası Türkiye Cumhuriyeti, burası Avrupa’nın gözbebeği olması gereken İstiklal Caddesi’nin en güzel sokaklarından biri, Mis Sokak, buradan bir gazeteci cenazesi kaldırmanın altında herkes kalır" ifadeleriyle tepkisini ortaya koydu.