Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Portekiz Başbakanı Costa: Kemer sıkma politikalarını değil, yatırım ve reformu tercih etmeliyiz

Access to the comments Yorumlar
 Sergio De Almeida
euronews_icons_loading
Portekiz Başbakanı Costa: Kemer sıkma politikalarını değil, yatırım ve reformu tercih etmeliyiz
©  euronews
Metin boyutu Aa Aa

Portekiz’in Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığı, salgınla mücadelenin en zorlu dönemlerinden birinde başladı. Tüm çalışmalar kısıtlandı. Aşılama ve dijital sertifikayla ilgili fikir birliği sağlanamaması eleştiri çekmeye devam ediyor.

Öte yandan, Portekiz'in güçlü baskısıyla kurtarma paketinin kabul edilmesi, bu başkanlık döneminin en büyük başarılarından biri olarak görülüyor.

Global Conversation programımızın bu bölümünde, konuğumuz Portekiz Başbakanı Antonio Costa euronews muhabiri Sergio Ferreira Almeida'nın sorularını yanıtladı.

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Portekiz’in dönem başkanlığı, çok gergin bir atmosferin hakim olduğu Avrupa Zirvesi ile sona erdi. Macaristan’daki tartışmalı LGBT karşıtı yasayla başlayalım. Macar Başbakan Viktor Orban’la görüşmeniz nasıl geçti? Bu hassas konuda tarafsızlığı korumak ne kadar önemliydi?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Tabi ki başkanlığın getirmiş olduğu sorumlulukla, her türlü çalışma ortamında ve kamuoyuyla diyaloğunuzda olabildiğince tarafsızlığınızı korumanız gerekiyor. Ancak aynı zamanda toplantılarda da samimi olmalı ve tutumunuzu net ifade etmelisiniz.

Viktor Orban’la yapılan görüşme büyük önem taşıyordu. Tüm AB üyeleri, Avrupa değerlerini açıkça savundu. AB değerlerinin, tek bir toplumun değerlerinden üstün olduğu, gümrük birliğinden, tek pazardan, tek para biriminden ve herhangi bir toplumun kendi değerlerinden önce geldiği net ifadelerle vurgulandı. Bizim her hareketimizin merkezinde bu değerlerin olması gerekiyor".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Viktor Orban ile ne konuştunuz?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Konsey toplantıları gizli. Orada söylediklerimi burada paylaşamam. Şunu söyleyebilirim; sözleşmelerin ne ifade ettiği çok açık ve net. Sadece AB'nin bir parçası olmak isteyenler Avrupa Birliği'nde. Birliğe üye olanlar aynı değerleri paylaştığı için birlikte. Bu değerler koşullara bağlanamaz, tümüyle bu değerlere sahip çıkmalı".

"7’nci madde de tam bu yüzden, yani anlaşmalara uyulmasını güvence altına almak için var. 7’nci madde esas alınarak, biri Polonya diğeri Macaristan’a karşı iki işlem başlatılmıştı. İki hafta önce Polonya ve Macaristan davaları görüldü ve yasal süreç halen devam ediyor. Avrupa Komisyonu, Macaristan'a savunmasını sunması için bildiride bulundu. Komisyon, bu savunmayı inceledikten sonra AB Sözleşmesinin 7’nci maddesinin ihlaline ilişkin bir süreç başlatıp başlatmayacağına karar verecek".

AB üyesi ülkeler, Lizbon Antlaşması onaylandığı zaman sahip çıkılan değerlerin hepsini bugün paylaşmıyor ya da o zamanki birlik vizyonuna sahip değiller

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Bugün Macaristan’ın Avrupa Birliği'nde yeri var mı?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Bizim arzumuz tüm 27 üye ülke halkının Avrupa Birliği'nin bir parçası olarak kalması. Bugün herkes kendi yolunu seçmekte özgür. Hiçbir şeyi saklamaya gerek yok. Çok şükür artık Avrupa’nın geleceğinin konuşulduğu konferanslar var ve bu konuyu daha samimi bi şekilde tartışabiliyoruz.

Üye ülkeler, Lizbon Antlaşması onaylandığı zaman sahip çıkılan değerlerin hepsini bugün paylaşmıyor ya da o zamanki birlik vizyonuna sahip değiller. Toplumlar değişti, siyasi dinamikler değişti, dolayısıyla artık ülkeler farklı bir konuma sahip.

Lizbon Antlaşması, bize bazı hususlarda taviz vermemiz için yeterince esneklik sağlıyor. Örneğin daha hızlı ilerlemek isteyenler, belirli konularda değişiklik yapılmasına izin veren geçit maddelerinden faydalanabilir. Acele etmek istemeyenlerse daha sıkı iş birlikleriyle, çıkmaza girme veya dağılma riski arasında kalmamızı önleyebilir.

Herkes uzlaşırsa ne ala. Ancak bu mümkün olmazsa, bir yanı felç olma diğer yanı dağılma olan bir köprünün ortasında durup bekleyemeyiz. O nedenle, izleyebileceğimiz farklı çözüm yolları mevcut."

Sergio Ferreira Almeida, euronews: İngiltere’nin AB’den ayrıldığını gördük ama birlikten atılan bir ülke henüz olmadı.

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "7’nci madde bu amacı gütmüyor. 7’nci madde, bir ülkenin oy hakkını askıya alarak o ülkeye uygulanabilecek en ağır yaptırımı uygulamakla alakalı".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Avrupa Zirvesi'nde liderlerin uzlaşamadığı diğer husus dış politika oldu. Almanya ve Fransa, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir zirve yapılmasını önerdi, bu teklif reddedildi. Putin’le müzakere kapıları da kapanmış oldu, bu nedenle zirvelerden bir sonuç alınamıyor.

Rusya ile yakın, dostane, olumlu ve yapıcı ilişkiden yana olmalıyız. Bunun mümkün olması için de Rusya’nın uluslararası hukukun temel ilkelerine uyması ve AB'nin her bir üyesiyle adil bir ilişki kurması gerekiyor

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Bu kararın alınmasının arkasında birkaç neden var. Rusya ile ilişkiler söz konusu olduğunda, tüm üye devletlerin ortak bir duruşu var.

Uygun bir hazırlık olmadan, uygun çerçeveye oturtulmadan ve aniden gelen bu ölçekteki bir teklifin kabul edilmesi çok zor.

Sanırım herkes Rusya’nın bizim en büyük komşumuz olduğunun farkında. Rusya ile yakın, dostane, olumlu ve yapıcı bir ilişkiden yana olmalıyız. Bunun mümkün olması için de Rusya’nın uluslararası hukukun temel ilkelerine uyması ve Avrupa Birliği’yle ve her bir üyesiyle adil bir ilişki kurması gerekiyor. Bizim ortak vizyonumuz bu.

Şimdi, Rusya ile ilişkileri yeni bir çerçeveye oturtma arzusu var. Bunun gerçekleşmesi için en uygun şekilde hazırlanmamız gerekiyor. 27 üyeden oluşuyoruz ve Rusya’yla olan ilişkilerde hepimizin geçmişi aynı değil. Hepimiz Moskova ile aynı coğrafi mesafeye sahip değiliz, dolayısıyla bu konuda karar verirken bunları da dikkate almalı".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Avrupa Birliği’nde, ortak bir noktada buluşmanın zor olduğu bir diğer husus göçmen anlaşmasıydı. Bu anlaşma 2020'de hazırlanıp sunuldu ancak henüz imzalanmış değil. Oysa bu, Portekiz’in dönem başkanlığının öncelikli gündem maddesiydi.

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Anlaşma farklı katmanlara ayrılmış durumda. İki hususta çok önemli adımlar attık.

Biri, olmazsa olmaz saydığımız, yasal göç kanallarının oluşturulmasına olanak tanıyan mavi kartla ilgili direktifti. Bu hafta sonuca bağlayacağımız, Avrupa İltica Ajansı’nın kurulması ile ilgili Avrupa Parlamentosu ile yürütülen görüşmelerse ikinci adım olacak. Bu da Avrupa'da iltica sisteminin revizyonun temelini oluşturuyor".

Komisyonda tartışılan teklif Türkiye ile alakalı değil, göç yükünü AB’den daha fazla üstlenen ülkelerle dayanışmayla ilgiliydi

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Göç dalgasının durması için Türkiye’ye daha fazla fon ayrılması söz konusu. Tükiye’ye 6 yılda verilen 6 milyar euronun üzerine 3 milyar euro daha verilmesi gündemde.

Avrupa Birliği'ni, Türkiye ve Fas gibi ülkelerin esiri olmakla suçlayan Uluslararası Af Örgütü gibi sivil toplum kuruluşları var. Son dönemdeki Septe örneğinde olduğu gibi, paranın verildiğini ancak sorunun etkili ve kökten bir çözüme kavuşturulamadığını savunuyorlar.

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Bunlar karmaşık meseleler. Komisyonda tartışılan teklif Türkiye ile alakalı değil. Teklif, göç yükünü Avrupa Birliği’nden çok daha fazla üstlenen ülkelerle birlik arasındaki dayanışmayla ilgili. Ürdün gibi, mesela Mısır gibi ülkeler de AB’den destek gören ülkelerden olmalı. Tartışma konusu buydu. Bu tartışmalarda Türkiye konuşulmadı".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Peki sizce Türkiye’ye para vermeye devam ettiğimiz sürece, üçüncü ülkelerin esiri durumuna düşeceğimizi düşünüyor musunuz?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Bir şey çok açık: Hiçbir ülkenin, göçmenleri komşu ülkelere baskı aracı olarak kullanmaya hakkı yok.

Avrupa, kendisinin bir cazibe merkezi olduğunu görmezden gelemez. Göçmenler çok farklı ülkelerden geliyor. Biz de göçmenlerin geldiği ülkelerle, transit ülkelerle çalışmalı, sınırlarımızda aktif olmalı ve Avrupa’ya girenlerin entegrasyon potansiyeline bakmalıyız.

Aynı zamanda, mülteci ve göçmen arasındaki ayrımı iyi yapmalıyız. Bu, göç stratejisine küresel bir yaklaşım gerekiyor demek. Tek bir önlemle tüm sorunları çözemezsiniz. Daha da ötesi, göçün insanlık tarihi boyunca varolduğunu, insanlar varoldukça göçlerin süreceğini anlamamız gerekiyor. İnsan hayatının doğal bir parçası, dolayısıyla insanları ilgilendiren her olay nasıl yönetiliyorsa, öyle yönetilmeli".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Son bir buçuk yıldır gündemden düşmeyen konuyla devam edelim. Siz dönem başkanlığını, Portekiz’in de çok sıkıntılı bir dönemden geçtiği salgında devraldınız. Olumlu gelişmeler de yaşandı ancak şu an çok daha karmaşık bir durum içindeyiz. Avrupa içinde seyahat kurallarıyla ilgili ortak bir noktada buluşulmaması, salgınla mücadeleyi çıkmaza sokup dördüncü dalga riskini artırmıyor mu?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: Uyum için kurallar ve kriterler, hazırlanan tavsiye listesinde sabit. Ekim ayında bir dizi kural onaylandı. 14 Haziran’da da ortak bir plan için kriterlerin yer aldığı yeni tavsiyeler yürürlüğe girdi. Bu kriterler insan trafiğini yönetmek için hazırlandı.

Ben Avrupa içi dolaşımın, virüsün yayılmasında etkili olduğuna katılmıyorum. İster Avrupa’da içinden ister Avrupa dışından gelenler olsun, iki insan bir araya geldiğinde bulaş riski zaten var. Bu sayı arttığında risk de artıyor.

Bu sebepten bir dizi kriter üzerinde çalışıldı. Burada esas olan aşılama kampanyalarına hız vermemiz. Delta adı verilen yeni varyantın, virüsün yayılmasında muazzam etkili olduğu tespit edildi ama aşıların sağladığı bağışıklığa karşı dirençli olduğuna yönelik bir gösterge yok. Risk grubundakilerin büyük çoğunluğuna aşı yapıldı. Ölüm oranları ve ağır vaka sayılarının azaldığını görüyoruz ki bu oranlar önceki dalgalarda çok daha yüksekti. Bu rahatlayabiliriz anlamına gelmemeli. Virüs mutasyona uğradığından, yeni türlerin tanımlanması için çabalamalıyız ve birbirimizi korumak için de kurallara uymaya devam etmeliyiz".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Portekiz’in İngiliz turistlere kapısını açmasıyla ilgili Alman Başbakan Angela Merkel’in eleştirilerini nasıl karşıladınız?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Biz İngiliz turistlere kapımızı açmadık, Avrupa Birliği’nin tavsiyelerine uyduk. İngiltere’deki vaka oranlarını da göz önünde bulundurarak, İngiltere’den Portekiz’e seyahat edenlerden, yolculuk öncesi koronavirüs testi yaptırmalarını şart koştuk. Negatif test sonucu sunmayan hiçbir İngiliz vatandaşı Portekiz’e girmedi".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Madeira adası İngiltere’nin yeşil listesine alındı, bu kurallar hala devam edecek mi?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Bizim her ülkeye ayrı kuralımız yok. Ülkelerin içinde bulunduğu duruma göre kurallarımız var. Örneğin Belçika bir seviyenin üzerindeyse belli kurallar uygulanır, altındaysa farklı kurallar. Ama bu uygulama Belçika, İngiltere, Fransa, İspanya, hangi ülke olursa olsun aynıdır.

Vaka sayılarındaki artışı Şampiyonlar Ligi'ne ya da turistlere bağlamak doğru olmaz

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Çok sayıda insan, salgında kötüye gidişi, spor organizasyonları gibi etkinliklere bağlıyor, örneğin Şampiyonlar Ligi..

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Bunun doğru olmadığını gördük; Şampiyonlar Ligi'nin finali Porto’da oynandı ancak vakalardaki yoğun artışın üçte ikisi sadece Lizbon bölgesinde yaşandı. Dolayısıyla Şampiyonlar Ligi’yle bir alakası yok. Turistlerle de bağlantı kurmak doğru olmaz, zira İngiliz turistlerin yoğun olarak gittikleri adres Madeira adası ve vaka artışının asgari düzeyde olduğu Algarve. Problemin üçte biri Lizbon çevresinde yaşanıyor, yani turistlerden kaynaklanmadığı ortada.

Ortada başka faktörler de olabilir. Şu aşamada salgınla ilgili gelişmelerin ilk dalgada yaşananlarla bir tutulamayacağının da altını çizmeliyiz. Özellikle de sağlık sektörü açısından, ölüm oranı veya sağlık hizmeti üzerindeki baskı açısından aynı değil".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Biraz da kurtarma paketinden bahsedelim. Avrupa Komisyonu Başkanı, finansal planların onaylandığıyla ilgili güzel haberleri vermek için Avrupa turuna çıktı. Portekiz 16 milyar, İspanya 80 milyar, Yunanistan 30 milyar euro alacak. İtalya’ya ise 200 milyar euroluk rekor düzeyde mali destek verilecek. Avrupa Birliği dönem başkanlığını yürüttüğünüz için daha geri planda mı durmalıydınız? Portekiz’in paraya ihtiyacı diğer ülkelere göre daha mı az?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Fonların nasıl dağıtılacağına ilişkin kurallar Almanya’nın dönem başkanlığında belirlenmişti. Geçen temmuz ayında, bu mekanizmaya onay verdiğimizde şartlar belliydi. Salgının ekonomilerin büyüme beklentisi üzerindeki etkilerine göre ayarlandı. O dönemde tahminler üzerinden hareket ediyorduk. Dolayısıyla, 2022’de kriterlerin güncellenmesi ve şartların gözden geçirilmesi beklenen bir fikirdi. Her bir ülkeye, nüfusu göz önünde bulundurularak ve salgından aldığı darbeye bakılarak fon ayrıldı. Bildiğiniz gibi ilk dalgada İtalya ve İspanya salgından en çok etkilenen ülkeler olmuştu. Bu yüzden kurtarma paketinden en fazla pay ayrılan ülkeler bunlar oldu".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Geçmişte gereksiz harcamalar yapıldı, bazı Avrupa ülkelerindeki ekonomik krizin derinleşmesine yol açan hatalar oldu. İleride, kurtarma paketinden yapılan harcamaları kontrol edebilecek, aynı hataların yapılmasını engelleyecek mekanizma var mı?

Tüm planlar sözleşmelere, hedeflere ve zaman çerçevesine göre ayarlandığından kapsamlı bir kontrol mekanizması işletiliyor

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Öncelikle şunu belirtelim; AB Sayıştayı'nın, Avrupa fonlarının geçmişte nasıl kullanıldığına yönelik 2019’da hazırladığı rapor, dolandırıcılığın çok az olduğunu gösteriyor. Rapora göre yolsuzluk bedeli, fonların yüzde 0,75’ine tekabül ediyor.

Dolayısıyla fonlarla ilgili bir sıkıntımız yok. Etkili bir şekilde çalışan, birden fazla kontrol mekanizması da var. Tüm planlar sözleşmelere, hedeflere ve zaman çerçevesine göre yapıldığından bu kez çok daha kapsamlı bir kontrol mekanizması işletiliyor. Fonlar, hedefler tutturulduğunda ve takvime uyulduğunda dağıtılıyor. Çok sıkı denetleniyor.

Başkanlığımızın bu altı aylık döneminde, öncelikle tüm üye devletler Avrupa Komisyonu'nun borçlanmaya izin veren kararını onayladı. İkinci olarak, Avrupa Komisyonu bu fonlar için çok daha uygun kurallar koydu. Üçüncü olarak da 24 ülke kurtarma paketinin nasıl kullanılacağına yönelik planlarını sundu. Komisyon çoktan 12’sine yeşil ışık yaktı. 13 Temmuz’da, Slovenya’nın dönem başkanlığının ilk Ekonomik ve Mali İşler Konseyi toplantısında bu 12 planın onaylanması bekleniyor.

Avrupa’nın bu ekonomik krize sağlam ve ortak bir çözüm bulması büyük önem taşıyor. 10 yıl önce yapılan hatalar tekrarlanmamalı. Kemer sıkma politikalarına çıkan yolları değil, yatırım ve reform yolunu tercih etmeliyiz".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Portekiz’in bu 6 aylık dönem başkalığı boyunca en çok zorlandığınız an neydi?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: "Henüz bu soruyu yanıtlayabilecek kadar dönem başkanlığından uzaklaşmadım. Salgınla mücadeleyi ve bu kurtarma paketinin hazırlanmasını düşünürsek, çok zorlu bir süreçten geçtik.

Fonlarla ilgili mevzuatı ve çok yıllı bütçeyi onaylamayı başardık. Son olarak bu hafta, sosyal boyutun dahil edildiği, yeşil politikaların güçlendiği Ortak Tarım Politikasına ilişkin reform paketi onay aldı.

Bütçeyle ilgili mevzuatta daha esnek olunmasında, krize karşı devlet yardımlarının daha etkili olması için kuralların esnetilmesinde uzlaştık.

Gelecek adına en çarpıcı şey, Avrupa prensiplerinin temel taşlarından olan sosyal haklarda teoriden eylem planına geçmemiz oldu. Avrupa’nın bu sosyal vizyonunu hayata geçirmek için bir zaman çizelgemiz ve somut eylem planımız var. Sosyal modeli geliştirecek, koruyacak ve kalkındıracak gerçek bir Avrupa Birliği planı..

İklim krizi ve djitalleşmeye yönelik geçiş süreçlerinde bu hususlar kilit role sahip.

Bir diğer önemli kilometre taşı da yeni iklim yasasının onaylanmasıydı. İlk kez kıta olarak, 2050 için karbon nötr olma konusunda ortak bir taahhüdümüz var. Yani Protekiz’in, dönem başkanlığını önemli işlere imza atarak bıraktığına inanıyorum. Üstlendiğimiz görevi layıkıyla yerine getirdiğimiz için gurur duymalıyız. Şu an adil, yeşil ve dijital ilerleme için harekete geçme vakti".

Sergio Ferreira Almeida, euronews: Slovenya, 1 Temmuz’da Avrupa Birliği dönem başkanlığını sizden devralıyor. Slovenya hükümetine önümüzdeki 6 ay için ne tür tavsiyelerde bulunursunuz?

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: Ben tavsiyede bulunamam. Slovenyalı mevkidaşım Janes Jansa’ya bir pusula verdim. Portekizli denizcilerin kullandığı pusulaların bir kopyasını. Size yön gösteren araçlar her zaman faydalıdır. Bu arada, Slovenya Başbakanı ikinci kez dönem başkanlığını yürütecek. İlki 2008 yılındaydı, yani kendisinin deneyimi var ve görevi en iyi şekilde üstleneceğinden hiç kuşkum yok.