Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Af Örgütü: 4. Yargı Paketi yargı sistemindeki derin kusurları gidermekte yetersiz kalıyor

Access to the comments Yorumlar
 euronews
Af Örgütü: 4. Yargı Paketi yargı sistemindeki derin kusurları gidermekte yetersiz kalıyor
Af Örgütü: 4. Yargı Paketi yargı sistemindeki derin kusurları gidermekte yetersiz kalıyor   -   ©  AFP
Metin boyutu Aa Aa

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilerek yasalaşan 4. Yargı paketinin uluslararası hukuk standartlardan uzak olduğunu vurguladı.

Türkiye’de yargı bağımsızlığının güvence altında olmadığının altı çizen örgüt, yargının bağımsız ve tarafsız olmamasının, ülkedeki yargı kurumlarının etkin işleyişini olumsuz etkileyen birincil temel sebep olduğunu belirtti.

İnsan Hakları Eylem Planı Uygulama Takvimi’nde belirlendiği üzere, “yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesi, hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflığın geliştirilmesi, kişinin maddi ve manevi bütünlüğü, özgürlük ve güvenliği ile özel hayatının korunmasında öncelikli adımlar atılması” amaçlarıyla hükümet, 4. yargı paketini yasalaştırdı.

Açıklamada, mevzuata ilişkin değerlendirmelere kapsamlı olarak yer veren örgüt, “Yeni yargı paketi, insan hakları güvencelerini etkileyen en önemli ve yapısal sorunları çözmekte yetersiz kalmakta ve Türkiye’de insan haklarındaki derin aşınmayı tersine çevirecek somut tedbirler sunmamaktadır” tespitini ortaya koydu.

Kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadele

4. yargı paketi TCK’nın eşe karşı işlenen “kasten öldürme”, “kasten yaralama”, “eziyet” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarına ilişkin dört maddesinde değişiklikler yaparak cezayı artırıcı nedenleri eski eşe de uygulanabilir hale getirdi. Bu suçlar için öngörülen cezaların ise suçun boşanmadan sonra işlenmesi halinde artırılması öngörüyor.

Bununla birlikte Ag örgütüne göre cezaların artırılması, Türkiye’nin 1 Temmuz 2021 itibariyle artık taraf olmadığı İstanbul Sözleşmesi’nin gerektirdiği gibi tüm kadınlar ve kız çocuklar için etkin koruma sağlamıyor. Değişikliklerin, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddet sorununa yönelik toplumsal cinsiyete dayalı bir perspektif sunmadığının da altını çizen örgüt, daha ziyade, cezayı artırıcı unsurları aile kurumu ve evlilikle ilişkilendirerek ailenin dışında kalan veya evli olmayan kadınların dışarıda bırakıldığına dikkati çekiyor.

Kadın hakları gruplarının bildirdiğine göre 2020’de en az 300 kadın; 2021’de ise bu değerlendirmenin yayımlandığı eylül ayına dek 200’ün üzerinde kadın öldürüldü. AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemekten sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Opuz/Türkiye Kararı’na ilişkin yakın zamanda yaptığı incelemeye göre Türkiye, ev içi şiddet mağdurlarına yönelik etkili koruyucu ve önleyici tedbirler almakta ve faillere yaptırımlar uygulamakta yetersiz kalmayı sürdürüyor.

"Somut tedbirler alınmalı"

Uluslararası Af Örgütü, AİHS ve Türkiye’nin hukuki olarak bağlı olduğu diğer uluslararası insan hakları sözleşmeleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına yönelik ihlallerin temelinde yatan sebeplerin ortadan kaldırılması adına, Türkiye yetkililerini acilen insan haklarının teşvik edilmesi ve korunmasını sağlayacak somut tedbirler almaya çağırdı. Bu çerçevede örgüt, yetkililere bir dizi tavsiyede de bulundu:

  • Yargı mensuplarının hukukun temel ilkelerini uygulayabilmelerini mümkün kılmak için ceza kovuşturmalarına müdahale etmekten kaçınmalı,
  • Yargı sistemini, herkesin temel hak ve özgürlüklerine saygıyı adil ve bağımsız bir biçimde güvence altına alacak şekilde onarmalı,
  • Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun hükümetin yersiz müdahalelerine maruz kalmasını engellemek için anayasal değişiklikler dahil olmak üzere gerekli adımları atarak kurulun yapısını Avrupa standartlarına uygun hale getirmeli,
  • AİHM kararlarının uygulanmasını sağlamalı ve özellikle, keyfi şekilde tutuklu bulunan Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ı derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmalı,
  • Mevcut durumda Türkiye’de insanların temel haklarını kısıtlamak için kullanılan Terörle Mücadele mevzuatı ve ilgili diğer yasalardaki sorunlu maddeleri uluslararası insan hakları hukuku ve AİHM içtihadına uygun hale getirmeli,
  • Yargı paketinde kabul edildiği üzere, tutukluluğun son çare olarak başvurulan bir tedbir olmasını sağlamalı ve sadece ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma haklarını kullandıkları için siyasetçiler, aktivistler, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve diğer kişilere karşı rutin bir şekilde keyfi gözaltı ve kovuşturmalara başvurulmasına son vermeli,
  • Ev içi şiddete maruz bırakılan kişiler için koruyucu ve önleyici tedbirlerin, faillere karşı ise yaptırımların etkin biçimde uygulanmasını ve 6284 Sayılı Kanun’un maddelerinin uygulanmasını sağlamalıdır.