Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

CHP lideri Kılıçdaroğlu iktidara yüklendi: Seni dolarla terbiye ettiler

Access to the comments Yorumlar
 euronews
CHP lideri Kılıçdaroğlu
CHP lideri Kılıçdaroğlu   -   ©  AA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Gündeminde iktidarın ekonomi politikaları bulunan Kılıçdaroğlu, ekonominin temel felsefesinin, sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar arasında "sağlıklı bir denge" kurmak olduğunu vurguladı.

AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman'ın, Türkiye’nin dolarla terbiye edilemeyeceği açıklamalarına atıfta bulunan CHP lideri, "Seni dolarla terbiye ettiler. Öyle bir terbiye ettiler ki sabah yattın dolar akşam yattın dolar. Ya mezara mı götüreceksin o dolarları!" diyerek "Hırsızları en iyi siz bilirsiniz" ifadelerini kullandı.

"Her gencimiz güzel bir ortamda iş bulacak"

CHP Genel Başkanı öğrencilerin sorunlarını çözmeye "ahdettiklerinin" altını çizdi: "Aynı nüfusa sahip olduğumuz Almanya'da 31 diş fakültesi var, bizde 103 diş hekimliği fakültesi var. Bizdeki kontenjan 8 bin 599 Almanya'da 2 bin 500, Almanya'da 5 öğrenciye 1 asistan, 9 öğrenciye bir profesör düşüyor. Bizde 14 öğrenciye bir asistan, 46 öğrenciye de bir profesör düşüyor. Buradan üniversitede okuyan bütün genç kardeşlerime sesleniyorum, sizin sorunlarınızı çözmeyi ahdettik. Sizleri işsiz bırakan düzeni tepetaklak yıkacağız, bu düzeni tamamen sonlandıracağız. Her gencimiz üniversiteyi bitirdiğinde güzel bir ortamda iş bulacak ve çalışacak".

Üniversiteyi, sonrasında yüksek lisans ve doktorayı tamamladığı halde işsiz kalarak yurt dışına gitmek isteyen gençler olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde bu düzeni sonlandıracaklarını ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Bu düzeni değiştirmenin yolu sizlerden geçiyor. 6 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Kendi geleceğiniz için oy kullanın." dedi.

"24 Kasım'da her öğretmene ikramiye vereceğiz"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, yarının 24 Kasım Öğretmenler Günü olduğunu anımsatarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da milleti, esaret ve sefalete terk eder." sözünü aktardı.

Bu sözün doğruluğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Öğretmenine değer vermeyen bir toplumun eğitimden bir şey bekleme şansı yoktur. Öğretmenin sorununu çözmediyseniz, ülkenin sorunlarını çözemezsiniz. Ülkenin sorunlarını temelden, akılcı politikalarla çözmek istiyorsanız önce öğretmenin sorunlarını çözeceksiniz. Çünkü gelecek kuşakları yetiştirecek olan o öğretmenlerdir. İktidar bunun farkında değil." ifadelerini kullandı.

Öğretmenlere seslenen Kılıçdaroğlu, onları toplumun en saygın kişileri yapma konusunda ellerinden gelen tüm çabayı göstereceklerine söz verdi. Öğretmenliği itibarlı bir meslek haline getireceklerini, öğretmenlik meslek yasası çıkaracaklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Öğretmenlere 3600 ek göstergeyi oyalanmadan, derhal vereceğiz. Sizin hakkınızdır 3600 ek gösterge. Sözleşmeli-vekil-kadrolu öğretmen... Hayır efendim, öğretmen öğretmendir. Ayrımcılığı tamamen bitireceğiz. 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde her öğretmenimize 1 aylık ikramiye vereceğiz. Helali hoş olsun. Yeter ki sen görevini yap. Türkiye'yi yükseltecek olan sizlersiniz. Okullardaki öğretmen açığını süratle bitireceğiz. Atama bekleyen yüz binlerce öğretmen var ama öğretmensiz okullarımız var. Köy okullarını kesinlikle tekrar açacağız. Ferhat ile Şirin'i buluşturur gibi öğrenci ile öğretmeni buluşturacağız. Bir arada, beraber olacaklar. Toplumun sorunlarını çözmek için birlikte düşünecekler. Ayrıca ikili eğitim, birleştirilmiş sınıflar uygulamasına da son vereceğiz. Bunları bütün öğretmen arkadaşlarımın hafızalarının bir yerinde tutmalarını istiyorum çünkü geliyor gelmekte olan... Siz soracaksınız 'söz verdiniz, ne yaptınız?' diye. Ben bunları yapacağım, söz veriyorum. Hepsini, beraber yapacağız. Onurla, gururla yapacağız."

"Elbette ki Cumartesi Anneleri haklı ama Diyarbakır Anneleri de haklı"

Kemal Kılıçdaroğlu, Cumartesi Anneleri hakkında dava açıldığını hatırlatarak, CHP milletvekillerine, Cumartesi Anneleri hakkında açılan davanın 3. duruşmasına katılmaları talimatını verdi. Kılıçdaroğlu, "Elbette ki Cumartesi Anneleri haklı ama Diyarbakır Anneleri de haklı. Hiçbir anne evladının, elinde silahla terör örgütüne katılmasını istemez. O anneleri de anlamamız, o annelerin acılarını da paylaşmamız gerekiyor. Biz bakın toplumda hiçbir ayrımcılık yapmıyoruz. Anne, annedir. Annenin beklentisi, evlatları üzerindeki beklentisi değerlidir ve önemlidir. Hepimiz buna katkı vermek zorundayız. Ayrımcılıktan değil kucaklamadan, beraberlikten, birlikten söz ediyorum." dedi.

"5 bin 400 ailenin takipçisi olacağız"

Sürekli haksızlık yaşanan bir toplumda adalet duygusunun zedeleneceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, adalet duygusunu güçlü tutmanın yolunun haksızlığa karşı toplumun saygın kesiminin direnç göstermesi olduğuna dikkati çekti. Faizsiz ev ve araç sahibi yapma vaadiyle kurulan finans şirketleri nedeniyle bazı vatandaşların mağdur olduğunu, sorunların çözümü için bir yasa çıkarıldığını ve bu bağlamda bazı şirketlerin tasfiye edilmesi gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Bu konuda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, TMSF'ye yetki verdi. 21 şirkette 54 bin vatandaşımızın parası var. Tam 5 aydır paralarını alamıyorlar. İstanbul'da eylem yaptılar. Ama CHP olarak 5 bin 400 ailenin takipçisi olacağız haklarını onlara teslim edinceye kadar." şeklinde konuştu.

"Hem hali hem de seçimi kazanacağız"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye'de mutfakta yangın bulunduğunu belirterek, "Sarayı, dolarla ticaret yapanları, dolarla devlete borç verenleri ve dolarla ihale alanları ayrı bir yere koyuyorum; benim, hepimizin ortak derdi asgari ücretle geçinenler, açlık sınırının, yoksulluk sınırının altında aylık alan insanlar nasıl geçinecekler?" sorusunu yöneltti.

İktidarın, fiyatlar konusunda halcileri suçladığını savunan Kılıçdaroğlu, hal esnafı ile yaptığı görüşmeyi aktardı. Bu kesimin, kendisine sorunlarını anlattığını belirten Kılıçdaroğlu, halcilerin, tarımsal üretimdeki girdilerin yüksek fiyatlı olduğunu, örneğin gübre, ilaç, tohum, fide ve sera malzemelerinin fiyatlarının pahalılığını söylediğini kaydetti.

Çiftçinin, dolarla belirlenen bu girdilerden etkilendiğini; tarımsal desteklerin üretici yerine toprak sahibine verilmesinin yanlış olduğunu anlattıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, öte yandan çiftçinin kullandığı kasa veya karton kutunun, içindeki tarım ürününden pahalı olduğuna da dikkati çekti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Halciler, 'Biz burada komisyoncuyuz. Alacağımız ücreti biz belirlemiyoruz. Yüzde 8. Gelen mal, çıkan mal belli, faturalar belli, bizim kazancımız yüzde 8 brüt, onun üzerinden de zaten vergi veriyoruz. Fiyatları artırmayı istesek de yapamayız.' dediler. Bir şeyden daha şikayet ettiler; '55 milyon ton tarımsal ürün üretiliyor Türkiye'de. Bunun 26 milyon tonu kayıtlı, 29 milyon tonu kayıt dışı. Bizimle uğraşacaklarına asıl kayıt dışıyla biraz uğraşsınlar. Biz halciler olarak bütün paydaşlarla bir araya gelip kendi sorunlarımızı çözmek isteriz. Üretici birlikleri, kooperatifler, ihracatçılar, tacirler, komisyoncular ve perakendecilerin de içinde olduğu bir borsa oluşturmak isteriz. En büyük arzumuz da budur. Biz suçlanmak istemiyoruz.' dediler".

Halcilerin, gelen ve giden mallar için yüzde 1 KDV uygulanmasını istediğini, öte yandan iktidarın, halci esnafının nakliye masraflarından haberdar olmadığını ifade ettiğini de anlatan Kılıçdaroğlu, halci esnafının suçlanmak istemediğini ve her türlü denetime açık olduklarını söylediğini aktardı. Kılıçdaroğlu, "Başkan 'hali kazanan seçimi kazanır' dedi. Ben de kendisine, Başkan hiç endişe etme, Allah'ın izniyle hem hali hem seçimi kazanacağız, dedim." şeklinde konuştu.

Halkın sorunlarının, onlarla bir araya gelinerek öğrenilebileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Ama sırça köşkte, sarayda oturursanız, saraydan ahkam keserseniz, oturup hal esnafıyla konuşmazsanız, tezgahının başında durup da 'Derdin nedir?' diye sormazsanız, Türkiye'nin sorunlarını çözemediğiniz gibi hal esnafının da sorunlarını çözemezsiniz. İnşallah o bize nasip olacak" dedi.

"Hükümetin önceliği üreticiyi korumak olmalı"

Hal esnafının yanında gıda sektöründe de durumun "içler acısı" olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, "Mutfaklarda yangın var. Saat başı zam geliyor. Marketlerde saat başı etiket değiştiren elemanlar işe başladı. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye insanlar satarken kar elde ederler. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki satarken zarar ediyor. Çünkü yarım saat sonra fiyat değişecek. Aldığı malın yerine yenisini koyamayacak. Bu noktaya Türkiye'yi getirdiler. Kendilerinin bana aktardığı bütün bileşenlerle buluştum. Gıda sektörünün bütün bileşenleriyle buluştum. Büyük marketler de vardı, küçük marketler de vardı, fırıncılar da vardı.

Hemen hemen gıda sektörünün bütün bileşenleri geldi. Onların da dertlerini öğrendim. Onları da buradan paylaşmak isterim. Diyor ki üretici elindeki malı satmakta tedirgin, çünkü sattıktan sonra aynı malı tekrar almayacağım' diyor. Bu tedirginlik felaket bir şey. Satışı yapanlar fiyat artışlarından sorumlu değildir. Eğer konuyu maliyet ve üretim ekseninde düşünemezsiniz zaten fiyat artışı zorunlu olarak gelir. Bunlar benim elimde değil.' Ben malı alıyorum, üzerine makul bir zam koyuyorum ve satıyorum. Yazar kasası var, faturası var. Kaça aldığın ve kaça sattığın belli. Yine söylediler ki; ' Hükümetin birinci önceliği üreticiyi korumak olmalı.' Eğer üreticiyi koruyamazlarsa açlık krizi ile karşı karşıya kalabiliriz. 'Bizim sattığımız ürünlerin yüzde 77si tarım ürünüdür' dediler. Yani gıda ile ilgili çalışıyorlar. 'Denetleme, baskı ile fiyatlar düşmez, malı kara borsaya düşürür, mal tezgah altına girer' dediler. Siz üretimi çözeceksiniz, piyasaya mal vereceksiniz. İnsanlar ürün alacaklar ve ürün bolluğu olacak fiyatların düşmesi için.

"Hırsızları en iyi siz bilirsiniz"

"Ne olursunuz bizi kurtarın en çok duyduğum laf bıktık bu adamlardan oy size hiç. Vermedim yemin ediyor oyum size diyor. Pazara gidişim bile saray sosyetesinin trolleri tarafından eleştirildi. Giderim arkadaş. Giderim tezgahın başına oturum. Gerekirse alın teri dökerim ona her türlü desteği veririm. Ve tabi ekonominin perişan halini biliyorlar buradan nasıl sıyrılırız diye arayışlar içinde. Birisi konuşmuş; ‘Siz bizi ekonomi ile dolar ile terbiye edemezsiniz’ diyor. Ve dün yine Erdoğan söylüyor ‘Bu ekonomi kurtuluş savaşından da milletimizi zaferle çıkaracağız’ diyor. Bir başka AKP’li ’17-25 Aralık’ta bu milletin cebinden 50-60 milyar dolarını çaldılar’ dedi.

Sonundan başlayayım. Vallahi hırsızları en iyi siz bilirsiniz. 50-60 milyar dolar, 17-25. Ben 17-25 olaylarında 50-60 milyar dolar çalındığını bilmiyordum. Ama her ay 10 bin dolar parayı cebe indiren adam bu rakamı veriyor. Demek ki doğruymuş bunların tamamı. Az bile söylemişiz. 50-60 milyar doları bu arada hiç etmişler. Birbirlerini bunlar gayet iyi bilirler. Alırsın 10 bin doları her ay cebine atarsın sonra kalkar vatandaşa ders vermeye kalkarsın. İnsanın biraz yüzü kızarır. 50-60 milyar doları çaldılarsa, çalan adam belli değil mi? 'Oğlum paraları sıfırladın mı?' diyen adam kimdi Allah aşkına? Allah konuşturuyor. Mikrofonu bulmuş sözde bize laf atacak ama itiraf ediyor. Siz bizi dolarla terbiye edemezsiniz.’ Valla kardeşim ben sana söyleyeyim seni dolarla terbiye ettiler. Öyle bir terbiye ettiler ki sabah yattın dolar akşam yattın dolar. Ya mezara mı götüreceksin o dolarları!

Ek kaynaklar • AA