Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

LGBTİ+'ların İnsan Hakları 2021 Raporu: En az 8 nefret cinayeti işlendi

Access to the comments Yorumlar
 Dilek Gul
Kaos GL Derneği, LGBTİ+’ların İnsan Hakları 2021 Raporu’nu yayımladı
Kaos GL Derneği, LGBTİ+’ların İnsan Hakları 2021 Raporu’nu yayımladı   -   ©  Anadolu

Kaos GL Derneği, LGBTİ+’ların İnsan Hakları 2021 Raporu’nu yayımladı. 'Her Şeye Rağmen' başlığıyla yayımlanan rapora göre; 2021'de en az 8 nefret cinayeti işlendi ve 45 kişinin ifade özgürlüğü ihlal edildi.

İfade özgürlüğü ihlalini, yüzde 11,8 ile kişisel bütünlük ihlali, yüzde 9,2 ile özgürlük ve güvenlik hakkı ihlali, yüzde 7,2 ile işkence ve kötü muamele, yüzde 5,2 ile çalışma hakkı ve yaşam hakkı ihlalleri izledi.

Hak ihlallerin illere göre dağılımında metropollerin ağırlığı dikkat çekiyor. Yüzde 31,1 ile İstanbul başı çekerken, İstanbul’dan sonra gelen iller yüzde 10,9 ile Ankara ile yüzde 10,1 ile İzmir oldu.

Raporda bu illerin öne çıkmasının en önemli nedeni olarak küçük ölçekli yerlerdeki ihlallerin verilerine ulaşılamaması gösteriliyor.

Bir edebiyat eserinin yasaklanması, hedef gösterme, güvencelerin azaltılması anlamına gelen mevzuat gibi her ilde yaşayan LGBTİ+’ların haklarını ihlal eden olgular ise “ülkesel” başlığı altında yüzde 16.

Av. Kerem Dikmen ve İnsan Hakları İzleme Uzmanı Defne Güzel tarafından hazırlanan çalışmada Onur Yürüyüşü, İstanbul Sözleşmesi eylemleri ve Boğaziçi Üniversitesi eylemleri sırasında 14 ayrı vaka dosyası oluşturuldu.

‘"Toplanma ve gösteri yapma hakkına dönük katı devlet müdahalesi özgürlük ve güvenlik hakkı yönünden yoğun ihlalleri beraberinde getirdi. Boğaziçi eylemlilikleri, 8 Mart yürüyüşleri, İstanbul Sözleşmesi protestoları, Onur Yürüyüşleri bir araya geldiğinde yüzlerce LGBTİ+ özgürlük ve güvenlik haklarından mahrum bırakıldı; şiddet kullanılarak gözaltına alındı."

2021 yılında polis özellikle toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında veya sonrasında işkence ve kötü muamele yasağını birçok defa ihlal etti

Rapora göre, Aydın, Çanakkale, Ankara, İstanbul, İzmir gibi ülkenin birçok yerinde gerçekleşen en az yedi olayda en az 12 kişiye karşı bu yasak ihlal edildi. Emniyet Müdürlükleri veya İçişleri Bakanlığı bu olaylardaki işkence veya kötü muamele yasaklarını ihlal eden personel hakkında idari veya adli soruşturma açıldığına dair bir bilgi vermedi.

Kaos GL 2021’de 8 nefret cinayeti raporladı. Ancak, bu sayının çok daha fazla olduğu ve medyaya yansımadığı düşünülüyor. Raporda, devletin üst ve alt düzey yöneticilerinin de fobik söylemlerinin nefret söylemini daha da yaygınlaştırdığına dikkat çekildi.

"Devletin, desteklediği medya ile eşgüdümlü olarak üst düzey görevlileri ve karar alıcı siyasetçiler eliyle yürüttüğü LGBTİ+ karşıtı nefret kampanyası, Türkiye’de 2021’e damgasını her yönüyle vurdu. Bunun diğer göstergelerinden biri de kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen 'Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nden çekilme kararıydı. Yetkililer tarafından LGBTİ+'lar hedef alınarak sürdürülen bu kampanya, tıpkı 8 Mart Kadınlar Günü eylemlerinde olduğu gibi bir şiddet ve nefret kampanyasını körükledi. Cumhurbaşkanlığı, çekilme kararının gerekçesini şu şekilde duyurdu: 'Başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir. Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı alması da bu nedene dayanmaktadır"

'Her Şeye Rağmen' raporuna göre 2021 yılında müzisyenler, LGBTİ+ olmaları gerekçe gösterilerek Konya, Diyarbakır, Gaziantep ve Bursa’da sahne yasaklarına maruz bırakıldı.

''LGBTİ+’lar bütün baskılara rağmen özellikle ifade özgürlüğünü kullanma konusunda ısrarcı''

Raporun sonuç bölümünde yapılan değerlendirmelere göre, önceki yıllarla karşılaştırıldığında 2021 yılının verileri, gerek tek tek vakalar gerekse de mevzuat ve politika oluşturma bağlamında açık ve yoğun bir geriye gidişi söz konusu. Ve Türkiye’nin içinde olduğu insan hakları krizinin LGBTİ+’lar açısından derinleşerek hissedildiğinin altı çiziliyor.