Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Lidersiz bir devrim gerçekten başarılı olabilir mi?

Almanya İran
Almanya İran ©  AP
© AP
By یورونیوز فارسی
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Lidersiz devrimler, kimi zaman tarihsel olarak karizmatik liderlere duyulan güvensizliğin bir sonucu. Zira bu liderler genellikle zaferin ardından çoğu kez kendileri mutlakiyetçi ve baskıcı iktidarların kaynağı haline geliyor.

Tarih boyunca devrimlerin merkezinde çoğu zaman Vladimir Ilyic Lenin, Mao Zedung ya da Fidel Castro gibi karizmatik figürler yer aldı. Ancak 20'nci yüzyılın sonlarından itibaren ne belirgin bir liderle başlayan ne de süreç içinde tek bir merkezi figür çıkaran yeni bir protesto ve devrim dalgası ortaya çıktı.

Siyaset bilimi literatüründe “yatay hareketler” ya da “lidersiz direniş” olarak adlandırılan bu olgu, çağdaş siyasi tarihin en önemli gelişmelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Peki, lidersiz devrimler gerçekten zafere ulaşabilir mi? Ulaşabiliyorlarsa, bu başarı nasıl mümkün oluyor?

ARŞİV - İranlı protestocular, başkent Tahran'da Şah Muhammed Rıza Pehlevi'ye karşı gösteri düzenliyor, 9 Ekim 1978.
ARŞİV - İranlı protestocular, başkent Tahran'da Şah Muhammed Rıza Pehlevi'ye karşı gösteri düzenliyor, 9 Ekim 1978. AP Photo

'Lidersiz devrim' ne anlama geliyor?

Lidersiz bir devrim, etkili figürlerin tamamen yokluğu anlamına gelmiyor, esas olarak karar alma süreçlerinin merkezileşmemiş olmasını ifade ediyor.

Resmî bir hiyerarşi yok ve en önemlisi, devrimin meşruiyeti belirli bir kişi ya da partiden değil, aşağıdan yukarıya doğru gelişen kolektif eylemden doğuyor.

Bu tür devrimlerde eylemlerin koordinasyonu büyük ölçüde sosyal ağlar ve gevşek örgütlenmeler aracılığıyla sağlanıyor.

Bu model genellikle, geçmişte zafer kazandıktan sonra kendileri baskıcı güce dönüşen karizmatik liderlere duyulan tarihsel güvensizliğin bir tepkisi olarak ortaya çıkıyor.

Somut bir lidere sahip olmadan zafere ulaşan bazı devrimlere göz atalım:

Tunus Devrimi: Güvenlik güçlerindeki çatlaklar

Tunus’ta Arap Baharı’nın ilk halkasını oluşturan devrim, lidersiz ayaklanmanın klasik örneklerinden biri. Aralık 2010’daki protestolar ne belirli bir siyasi parti tarafından başlatıldı ne de tanınmış bir lider tarafından yönlendirildi.

Süreç, seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin meyve tezgâhına el konulmasını protesto etmek için kendini yakmasıyla tetiklendi. Kısa sürede gençler, sendikacılar, avukatlar ve sosyal medya kullanıcılarından oluşan geniş bir ağ bu halk hareketine katıldı.

28 gün süren protestolar sonunda, 23 yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı Zeynelabidin Bin Ali iktidarı bırakmak zorunda kaldı ve Suudi Arabistan’a kaçtı.

Protestocular, Tunus'ta düzenlenen bir gösteri sırasında Cumhurbaşkanı Zine El Abidine Ben Ali aleyhinde sloganlar attı, 14 Ocak 2011.
Protestocular, Tunus'ta düzenlenen bir gösteri sırasında Cumhurbaşkanı Zine El Abidine Ben Ali aleyhinde sloganlar attı, 14 Ocak 2011. AP Photo

Bu başarının ardındaki temel etkenlerden biri, yaygın toplumsal hoşnutsuzluğun yanı sıra güvenlik güçleri içindeki derin bölünmelerdi. Ayrıca tek bir liderin olmaması, rejimin hareketi hedef alıp etkisizleştirmesini de zorlaştırdı.

Buna karşın, özellikle Tunus Genel İşçi Sendikası’nın (UGTT) rolü, liderlik yokluğuna rağmen kritik önemdeydi.

Ancak devrim başarıya ulaşsa da, liderlik eksikliği ve Bin Ali sonrası döneme dair net bir siyasi projenin bulunmaması; ideolojik çekişmelere, ekonomik krizlere ve kurumsal zayıflığa yol açtı. Bu istikrarsızlık döneminin sonunda ülkede yeniden otoriter bir yönetim biçimi güç kazandı.

Tunus örneği, lidersiz bir hareketin rejimi devirebileceğini ancak geleceğe dair net bir siyasi vizyon olmadan yeni bir sistem inşa edilemeyeceğini gösterdi.

Mısır Devrimi: Farklı gruplar, tek hedef

Mısır Devrimi, Tunus’taki gelişmelerden ilham alan ve Arap Baharı kapsamında şekillenen protestoların bir diğer önemli örneği. Ocak 2011’de başlayan gösteriler, Sırbistan’daki öğrenci hareketi Otpor’un deneyimlerinden de esinlendi.

Otpor, 2000 yılında ordunun desteğiyle Slobodan Milosevic hükümetinin çöküşüne yol açan barışçıl protestoları başlatmıştı.

Facebook ve Twitter (X) gibi sosyal medya araçlarının yoğun kullanımıyla büyüyen protestolar, 30 yıldır iktidarda olan Hüsnü Mübarek’in istifasıyla sonuçlandı. Mübarek, yetkilerini Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi’ne devretti.

Bu devrimin iki temel özelliği vardı: ilki, Mısır ordusunun Mübarek’i desteklememesi; ikincisi ise belirgin bir lider ya da sözcü olmamasına rağmen farklı toplumsal grupların tek bir hedef etrafında birleşebilmesiydi.

Bu durum, başlangıçta zayıflık gibi görünse de aslında hareketin gücü haline geldi. Mısırlı tanınmış blog yazarı Ahmed Assili’ye göre, liderliğin olmaması rejimin protestocuları bastırmasını zorlaştırdı: “Liderler tehdit edilebilir, satın alınabilir ya da rejimi kurtaracak pazarlıklara çekilebilir. Bizde bu olmadı.”

Böylece Mısır'da lidersiz bir hareket kuruldu ve bu süreçte herkes çok basit ama radikal bir talep etrafında birleşti: Mübarek'in derhal tahttan çekilmesi. Protestocuların faaliyetleri disiplinli bir şekilde örgütlenmişti. Altı grup (6 Nisan Gençlik Hareketi, Öfkeli Gençlik Hareketi ve Mohamed ElBaradei'nin Değişim İttifakı dahil) Tahrir Meydanı'ndaki toplantıların nasıl organize edileceği konusunda gayri resmi olarak birbirlerine danıştılar. Tahrir Meydanı grevleri sırasında protestoculara battaniye ve malzeme sağlayan gruplar da vardı.

Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Kahire'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı ile bir görüşmeye katıldı, 8 Şubat 2011.
Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Kahire'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı ile bir görüşmeye katıldı, 8 Şubat 2011. AP Photo

Ancak lider eksikliği nihayetinde bir sorun haline geldi. Mübarek’in düşüşünün ardından, devrim sırasında daha geri planda kalan örgütlü güçler — ordu ve Müslüman Kardeşler — ortaya çıkan boşluğu hızla doldurdu. Sonuçta devrim başarıya ulaşsa da, devrimciler tasfiye edildi ve ülkede yeniden otoriter bir düzen kuruldu.

Ukrayna'da EuroMaidan Devrimi: Umut ve şiddet

Ukrayna’daki EuroMaidan Devrimi de lidersiz bir hareket olarak başladı. Kasım 2013’te bir gazetecinin sosyal medyada yaptığı çağrıyla başlayan protestolar, hükümetin AB ile ortaklık anlaşmasını imzalamayı reddetmesine karşı düzenlendi.

Aylar süren gösteriler, lidersiz olmasına rağmen sosyal medya üzerinden koordine edilen spontan ama örgütlü faaliyetlerle büyüdü. Gıda, sağlık ve güvenlik gibi ihtiyaçların kolektif biçimde karşılanması protestocular arasında güçlü bir dayanışma yarattı.

Kiev'in merkezinde protestocular ve polis arasında çıkan çatışmalar sırasında duman ve alev topları yükseliyor, 25 Ocak 2014.
Kiev'in merkezinde protestocular ve polis arasında çıkan çatışmalar sırasında duman ve alev topları yükseliyor, 25 Ocak 2014. AP Photo

Şubat 2014’te polis müdahalesiyle onlarca kişinin öldürülmesi süreci tırmandırdı. Avrupa arabuluculuğunda varılan anlaşmaya rağmen göstericiler hükümet binalarını ele geçirdi ve Rusya yanlısı Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç ülkeyi terk etti.

Lidersiz devrimlerin güçlü ve zayıf yanları

Lidersiz devrimlerin en önemli özelliklerinden biri, bastırılmalarının zor olması çünkü tek bir kişinin ortadan kaldırılması hareketi sona erdirmez.

Ayrıca katılım daha geniş çünkü meşruiyet kurumlar ya da programlardan değil, sokaktaki varlıktan doğuyor. Kısa vadede bireysel bir diktatörlüğün ortaya çıkma riskini de azaltıyor.

Buna karşın en büyük zayıflık, kritik anlarda hızlı karar alacak bir merkezî figürün bulunmaması. Ayrıca müzakere edecek ya da iktidar devrini yönetecek siyasi temsilin yokluğu, devrimin yerleşik güçler tarafından ele geçirilmesi riskini artırıyor.

Bu nedenle bazı devrimler protestocular yüzünden değil, devrim sonrası döneme dair strateji eksikliği nedeniyle başarısız oluyor.

İranlılar, Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolara katılıyor, 9 Ocak 2026.
İranlılar, Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolara katılıyor, 9 Ocak 2026. AP Photo

Devrimin başında ya da süreç içinde ortaya çıkan bir lider, zafer sonrası koşulların güvence altına alınmasına ve otoriterliğin geri dönmesinin önlenmesine katkı sağlayabilir.

Ancak şu değişmeyen bir gerçek: muhalefet kendini örgütleyemezse, iktidar bunu hızla yapar.

Lidersiz devrimler, güvensizlik çağının ürünüdür. İktidarları sarsabilir, hatta devirebilirler ancak halk gücü ile devrim sonrası siyasi yapı arasındaki boşluğu dolduramazlarsa, kazandıkları zafer kısa ömürlü olur.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Paris’te İran protestolarına destek yürüyüşü

Tahran’da morg önünde cesetler: İran'da ölümler artıyor

Tahran'dan Trump'ın askeri müdahale tehdidine yanıt: 'Savaşa tamamen hazırız'