Davos 2026, ABD’nin Grönland nedeniyle Avrupalı müttefiklerine yönelik gümrük tarifesi tehditleri, ittifakların parçalanabileceği endişesi ve kurallara dayalı uluslararası düzenin aşınması etrafında şekillendi.
Bu yılki Dünya Ekonomik Forumu (WEF), büyük ölçüde ABD Başkanı Donald Trump’ın gölgesinde geçti. Trump, perşembe günü 'Barış Kurulu' girişimini tanıtırken, bir gün önce yaptığı ve büyük ölçüde Grönland konusuna odaklanan özel konuşması Davos’taki tartışmaların merkezine yerleşti.
İsviçre Alpleri’ndeki Davos kasabasında yapılan görüşmeler, ABD’nin Grönland nedeniyle Avrupalı müttefiklerine yönelik gümrük tarifesi tehditleri, ittifakların parçalanabileceği endişesi ve kurallara dayalı uluslararası düzenin aşınması etrafında şekillendi.
Trump’ın gelişinden önceki günlerde, sosyal medya paylaşımları ve sızdırılan özel mesajları forum üzerinde baskı yarattı. Bunlar arasında, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’ye gönderildiği belirtilen ve Grönland taleplerini Nobel Barış Ödülü’nü kazanamamasıyla ilişkilendiren bir mektup da yer aldı.
ABD Başkanı, hafta ortasında – Atlantik geçişinde Air Force One’ın yaşadığı teknik sorunlara rağmen – şimdiye kadarki en kalabalık ABD heyetiyle Davos’a geldi. Trump, Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge olan Grönland’ın zorla ele geçirilmesi ihtimalini dışladı, ancak adanın satın alınması fikrinde ısrarını sürdürdü.
Aşağıda, Davos’ta şimdiye kadar en çok konuşulan açıklamalardan öne çıkanlar yer alıyor.
Grönland ve Avrupa’ya yönelik eleştiriler
Trump, çarşamba günü yaptığı ve merakla beklenen konuşmasında, ABD’nin Grönland konusunda derhal müzakerelere başlamak istediğini söyledi ve askeri güç kullanımını dışladı.
“Büyük bir güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey elde edemeyiz; açıkçası durdurulamaz olurduk. Ama bunu yapmayacağım,” diyen Trump, “Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım,” ifadelerini kullandı.
Trump, NATO üyelerine Grönland konusunda bir tercihleri olduğunu söyledi: “Evet derseniz çok memnun oluruz. Hayır derseniz, bunu hatırlarız.”
Avrupa’yı da sert sözlerle eleştiren Trump, kıtanın bazı bölümlerinin 'artık tanınmaz halde olduğunu' ve Avrupa’nın 'doğru yönde ilerlemediğini' savundu.
Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un bir gün önceki konuşmasında taktığı pilot güneş gözlükleriyle de alay etti. “Dün Emmanuel Macron’u o güzel güneş gözlükleriyle izledim,” diyen Trump, salondan yer yer kahkahalar yükselmesine neden oldu.
Grönland krizi tam anlamıyla sona ermese de Trump’ın güç kullanımını açıkça dışlaması bazı liderler tarafından rahatlatıcı bir mesaj olarak değerlendirildi.
Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenković, “Başkanın ne düşündüğünü doğrudan duyduk. Grönland için güç kullanımı tehdidi olmadığını anlamak faydalıydı. Bu iyi bir mesaj,” dedi.
Plenković’e göre çıkış yolu açık: “Birbirimizle konuşmak. Başka yolu yok. Transatlantik ortaklık tarihsel olarak önemliydi ve öyle kalması için elimizden geleni yapmalıyız.”
Eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, Trump’ın konuşmasını “klasik bir Trump performansı” olarak niteledi. Gore, Grönland konusunda askeri tehditten geri adım atılmasının önemli olduğunu söyledi, ancak ABD-Avrupa ilişkilerinin kalıcı olarak zarar görüp görmediğinin “zamanla anlaşılacağını” belirtti.
Zelenskiy’den Avrupa’ya sert çıkış
Perşembe günü bir diğer özel konuşmayı yapan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Avrupa’nın hareketsizliğini sert sözlerle eleştirdi ve kıtanın 'yolunu kaybetmiş gibi göründüğünü' söyledi.
“Groundhog Day filmini herkes hatırlar ama kimse o filmdeki gibi yaşamak istemez,” diyen Zelenskiy, Avrupa’nın haftalar, aylar ve yıllar boyunca aynı hataları tekrar ettiğini savundu.
Grönland’a sembolik sayılabilecek asker gönderilmesini eleştiren Zelenskiy, bunun ne Rusya’ya ne de Çin’e caydırıcı bir mesaj verdiğini söyledi: “Grönland’a 14 ya da 40 asker gönderirseniz bu neyi korur? Bu, müttefikiniz Danimarka’ya nasıl bir mesaj verir?”
Zelenskiy, Avrupa’nın hâlâ “büyük bir siyasi güçten ziyade coğrafya ve tarih” olarak hareket ettiğini, parçalı bir yapı sergilediğini dile getirdi. Trump’ın değişmeyeceğini savunan Zelenskiy, Avrupa’nın buna göre pozisyon alması gerektiğini söyledi.
Küresel düzen ve güç siyaseti
Macron, bir gün önce yaptığı konuşmada çok taraflılıktan uzaklaşmaya dikkat çekti. “Bu, kuralların ayaklar altına alındığı, yalnızca en güçlünün hukukunun geçerli olduğu bir dünyaya doğru kayış,” dedi.
Kanada Başbakanı Mark Carney ise dünyanın bir geçiş değil, 'kopuş' yaşadığını belirterek eski düzenin geri gelmeyeceğini savundu. Orta ölçekli ülkelerin birlikte hareket etmemesi halinde masada değil, “menüde” olacaklarını söyledi.
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, üçüncü Davos konuşmasında Batı’nın “özgürlük değerlerine” dönmesi gerektiğini savundu ve ABD’de yaşananları bu dönüşümün kanıtı olarak gösterdi.
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ise Avrupa liderlerini Trump’a karşı “omurgalı olmaya” çağırdı ve sert ifadeler kullandı.
Güvenlik, ticaret ve ekonomi endişeleri
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gerilimin tırmanmaması gerektiğini vurgularken, Batı’nın birlikteliğinin zarar görebileceği uyarısında bulundu.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Grönland tartışmasının Ukrayna’daki savaşı gölgede bırakmasından endişe ettiğini söyledi.
WEF Başkanı Børge Brende, savaşların tırmanmasının küresel büyümeyi tehdit ettiğini dile getirdi.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, gümrük tarifelerini meşru bir jeopolitik araç olarak savundu ve Avrupa’yı misillemeden kaçınmaya çağırdı.
Yapay zekâ ve iş gücünün geleceği
BlackRock CEO’su Larry Fink, Davos’un elitist algısını kabul ederek, yapay zekânın gelir eşitsizliğini artırabileceği uyarısında bulundu.
Palantir CEO’su Alex Karp, yapay zekânın özellikle beşeri bilimler alanındaki işleri yok edeceğini savundu.
Foruma ilk kez katılan Elon Musk, robotların insanlardan fazla olacağını ve yapay zekânın beş yıl içinde insan zekâsını aşacağını öngördü. Musk, Tesla’nın insansı robotları 2027’de satışa sunacağını söyledi.