Orta Doğu ile ilgili çıkarımlarını Türkiye'yi örnek göstererek savunan Tom Barrack, 'Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki güçlü ve merkeziyetçi liderliğin istikrar, ekonomik dinamizm ve iddialı bölgesel etki sağladığını gösteriyor,' ifadelerini kullandı.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Başkan Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı bir açıklamada Ortadoğu'da tutunabilen hükümetlerin "monarşik yapılı güçlü liderlik rejimleri" olduğunu savunmuştu.
Sözlerinin tepki çekmesi üzerine Fox News'e özel bir mülakat veren Barrack, "Bunlardan bahsederken ideolojiden değil on yıllara dayanan ve zor kazanılmış gözlemler üzerinden konuşuyordum," diyerek ifadelerini savundu.
Barrack, söz konusu röportajında özellikle Türkiye ile ilgili dikkat çekici mesajlar verdi. Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi gerektiğini savunan Büyükelçi, Ortadoğu ile ilgili tepki çeken sözlerinin Türkiye için de geçerli olduğunu söyledi.
İsrail'e 'yaşayan demokrasi' nitelemesi
Barrack, 17 Nisan'da Antalya Diplomasi Forumu'nda şunları söylemişti:
"İşe yarayan tek şey, tek şey, bu güçlü liderlik rejimleri: ya hayırsever monarşiler, ya da monarşik cumhuriyet türü."
Bu tezini "on yıllara dayanan gözlemlerine" dayandıran büyükelçi, röportajında, "Geçmişe bakın. Arap Baharı'ndan sonra Batı tarzı demokrasiyi hızla benimsemeye çalışan ülkelerin çoğu başarısız oldu ve genellikle kaos, iç savaş veya yeni otoriterlik biçimlerine sürüklendi," dedi:
"Körfez monarşileri gibi yerlerde ise istikrarlı, sonuç odaklı liderlik; güvenlik, ekonomik büyüme, modernleşme ve insanların yaşamlarında gerçek iyileşmeler sağladı."
Barrack'ın İsrail'i "yaşayan demokrasi" diye nitelemesi de dikkat çekti:
"Bölgede canlı bir demokrasi olarak haklı olarak gösterilebilecek İsrail, bazı eleştirmenler tarafından 'kusurlu bir demokrasi' olarak nitelendirilse de, olağanüstü zorluklar altında güvenlik ve refah sağlama yeteneğine sahip son derece güçlü ve cesur bir liderlik altında gelişen dikkat çekici bir istisna teşkil ediyor."
'Türkiye güçlü liderlikle istikrar sağladı'
Barrack ayrıca, Ortadoğu ile ilgili çıkarımlarına Türkiye'yi örnek göstererek, "Düzenli çok partili seçimlerle başkanlık cumhuriyeti olarak yönetilen Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki güçlü ve merkeziyetçi liderliğin istikrar, ekonomik dinamizm ve iddialı bölgesel etki sağladığını da gösteriyor," ifadelerini kullandı:
"Ancak eleştirmenler bunu güçlü otoriter eğilimlere sahip hibrit bir rejim olarak tanımlıyor."
Büyükelçi, "Bu, ABD'nin demokratik yönetimi ve insan haklarını desteklemekten vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Ama insan haklarının ve refahın kök salabileceği istikrarı neyin sağlayacağına dair gerçekçi bir değerlendirme," diye de ekledi.
Büyükelçi, Washington’ın bu konudaki yaklaşımını “güç yoluyla barış” diye tanımladı.
Trump’ın dış politika yaklaşımını da değerlendiren Barrack, “Dünya ile olması gerektiği gibi değil, olduğu gibi ilgilenmek zorundayız,” ifadelerini kullandı.
'Türkiye kilit müttefik'
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasının ardından F-35 programından çıkarılmasıyla başlayan kriz de röportajın konusuydu. Yaşananları sert sözlerle eleştiren Barrack, uzun süredir devam eden çıkmazı "akıl dışı" diye nitelendirdi ve Washington’ın bu sorunu çözmekte kararlı olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin NATO içindeki rolüne dikkat çeken Büyükelçi, “Türkiye hayati bir müttefik olmaya devam ediyor; kritik Amerikan varlıklarına ev sahipliği yapıyor, NATO görevlerine katkı sağlıyor ve ortak tehditlerle mücadele ediyor,” dedi.
Barrack’a göre, Ankara ile Washington arasındaki en büyük kriz başlığı olan S-400 meselesi uzun vadeli bir sorun olmak zorunda değil. Büyükelçi, “S-400 meselesi aylar içinde çözülebilir ve çözülmeli” diyerek ekledi:
“Herhangi bir çözüm, ABD’nin savunma yasalarındaki şartları tamamen karşılayacak. Bu da S-400 sisteminin kullanımının ve sahipliğinin doğrulanabilir şekilde sona erdirilmesi anlamına geliyor.”
'F-35’e dönüş mümkün'
Barrack, Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil edilmesinin mümkün olduğunu da açıkça dile getirdi:
“Burada işaret ettiğim şey şu: Gerçek bir kırılma noktası yakın. Türkiye’nin F-35 ekosistemindeki rolünün yeniden tesis edilmesi mümkün."
Bu sürecin aynı zamanda Rusya’nın bölgedeki etkisini azaltacağını savunan Barrack, “Bu adım, Rusya’nın elde ettiği stratejik avantajı ortadan kaldırır” diye konuştu.