Orman, 1948’de UNESCO’nun düzenlediği ve dünyanın ilk küresel çevre örgütü olan Doğayı Koruma Uluslararası Birliği’nin kurulmasına yol açan bir konferansa ev sahipliği yapmıştı.
Paris'in yaklaşık 60 kilometre güneydoğusunda yer alan Fontainebleau Ormanı, fundalıkları, çam ağaçlarıyla kaplı tepeleri, vadileri ve kanyonlarıyla zengin bir doğal yaşam alanı sunuyor.
Atlantik etkisindeki ılıman iklimi ile yer yer görülen Akdeniz mikroiklimlerinin birleşimi, hem kuzey hem de güney Avrupa'ya özgü yaklaşık 6 bin 600 hayvan ve 5 bin 800 bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında nadir mor orkideler ile koruma altındaki Fontainebleau üvezi de bulunuyor.
Kızıl geyikler, yaban domuzları, Avrupa porsukları ve kızıl sincaplar çeşitlilik gösteren arazide serbestçe dolaşırken, alaca baykuştan ağaçkakanlara kadar 250’den fazla kuş türü gökyüzünde süzülüyor.
Orman zeminindeki yaprak ve dal yığınlarının altında, koruma altındaki geyik böceği de dahil 5 bin böcek türü yaşam sürüyor.
Bu doğal mirasın tamamı, pazar günü 25 bin hektarlık ormanın 2 bin hektarından fazlasını saran iki büyük yangınla tehdit altına girdi. Önlem olarak bin bölge sakini ve kampçı tahliye edildi.
Yüzlerce itfaiyeci, yangınları kontrol altına almak için gece gündüz çalışmalarını sürdürüyor. Söndürme çalışmalarında, büyük Paris bölgesinde ilk kez kullanılan Canadair tipi yangın söndürme uçakları, suyu doğrudan Seine Nehri'nden alarak alevlere müdahale ediyor. Dash tipi uçaklar ve helikopterlerin de destek verdiği operasyonlar sayesinde her iki yangın kontrol altına alındı.
Ancak yetkililer, kor halinde yanmayı sürdüren noktalarda söndürme çalışmalarının tamamlanmasının günler, hatta haftalar sürebileceği uyarısında bulunuyor.
‘Yangından dolayı içim acıyor’
Yangınlarla ilgili soruşturma kapsamında en az iki kişi kundaklama şüphesiyle gözaltına alındı. Yetkililer, bölgeyi etkisi altına alan olağanüstü sıcak hava dalgasının da alevlerin hızla yayılmasına ve söndürme çalışmalarının zorlaşmasına neden olduğunu belirtiyor.
Yangınlar, sosyal medyada da büyük üzüntüyle karşılandı. Bir Facebook kullanıcısı salı günü yaptığı paylaşımda, "Yangından dolayı içim acıyor. En çok da ormanda yaşayan hayvanları düşünüyorum. Gençliğimde 40 yıl boyunca Fontainebleau'ya 22 kilometre uzaklıkta yaşadım. Ormanda yürüyüşe çıkmayı ve Fontainebleau Şatosu'nu ziyaret etmeyi çok severdim," ifadelerini kullandı. Alevlerden kurtulan, bin 500 odalı ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bu kraliyet sarayı 1528’de inşa edildi ve Fransız Rönesansı’nın merkezi kabul ediliyor.
1948’de burada düzenlenen bir UNESCO konferansı, dünyanın ilk küresel çevre birliği olan Doğa Koruma Uluslararası Birliğinin (IUCN) kurulmasıyla sonuçlandı.
Yangınların sardığı tarihi Fransız ormanının içinden
10'uncu yüzyıldan 19'uncu yüzyıla kadar kraliyet av sahası olarak değer gören Fontainebleau, zamanla doğa ve açık hava tutkunları için bir sığınak haline geldi.
Her yıl 15 milyona varan ziyaretçi, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, ata binmek ve kaya tırmanışı yapmak için ormana akın ediyor. Rousseau’dan Flaubert’e kadar pek çok sanatçı ve yazarın tasvir ettiği güzelliği yerinde yaşamak istiyor.
Fontainebleau, Fransa'nın ikinci büyük ormanı olmasının yanı sıra doğa turizminin doğduğu yerlerden biri olarak da kabul ediliyor. Ormanın doğal güzelliğinden etkilenen Fransız yazar Claude François Denecourt, 1842 yılında burada dünyanın ilk işaretli yürüyüş parkurlarını oluşturdu.
Bugün ise ziyaretçiler, bu simgesel doğal alanın alevlere teslim oluşunu büyük üzüntüyle izliyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda birçok kişi, yangınla mücadele eden ekiplere destek mesajları gönderirken, Fontainebleau'nun doğal mirasının korunması çağrısında bulunuyor.
Bölge halkı da kadim ormanlık alanı yiyip bitiren alevlerin görüntüleri karşısında en az ziyaretçiler kadar kahrolmuş durumda.
Bir sosyal medya kullanıcısı, "Pek çok Fransız gibi biz de şoktayız, çünkü bu orman ülkemizin akciğerlerinden biri. Çocukken ailemle yürüyüş yaptığım bu muhteşem ormanı böyle görmek çok üzücü,” diye yazdı.
Bazı ziyaretçiler, yangına tepki olarak, yaban hayatına toparlanması için zaman tanımak amacıyla tarihi alanda avcılığın askıya alınması ya da tamamen yasaklanması çağrısında bulunuyor. Ancak orman yöneticileri, kontrollü avların geyik ve yaban domuzu nüfusunun aşırı artmasını önleyerek ormanın yenilenmesine zarar verebilecek bir durumu engellemede rol oynadığını hatırlatıyor.
Bir Facebook kullanıcısı, “Doğanın kendini yeniden kurmasına zaman tanımak için avların uzun süre, ideal olarak da sonsuza dek durdurulmasını içtenlikle diliyorum,” dedi.
Bir diğeri, “Hayatlarını korkunç acılar içinde kaybeden bu zavallı hayvanlar için hüzünlü düşünceler içindeyim. Umarım bu yerlerde avcılık yasaklanır,” diye ekledi.
İklim değişikliğinin körüklediği orman yangını mevsimi
Batı Avrupa'nın büyük bölümünde olduğu gibi Fransa da bu yaz art arda gelen sıcak hava dalgalarının etkisi altında kaldı. Dünya Hava Olayları Atfı (WWA) ağından bilim insanlarının analizine göre, insan kaynaklı iklim değişikliği olmasaydı bu kadar erken başlayan ve bu denli şiddetli sıcak hava dalgalarının yaşanması "neredeyse imkânsız" olurdu.
Bu aşırı sıcaklar, kıta genelinde orman yangınlarını körüklüyor. Yalnızca Fransa’da 2026 başından bu yana 32 bin hektar alan yandı ve şimdiden 2025 yangın sezonunun tamamını geride bıraktı.
Fosil yakıtların yakılmasının neden olduğu ısınma, küresel sıcaklıkları tarihte görülmemiş seviyelere çıkarırken, tarihte daha serin olan kuzey bölgelerde de giderek daha sık yangınlar görülmeye başlandı.
Fontainebleau’daki toparlanma süreci ise uzun olacak. Swansea Üniversitesi Orman Yangını Araştırma Merkezi Direktörü Stefan Doerr, France 24’e yaptığı açıklamada ormanın gördüğü zarardan tamamen kurtulmasının 30 yılı bulabileceğini söyledi.
“Yangın riskini azaltmak için çevreyi çok daha iyi hazırlamamız gerekiyor,” diyor ve ekliyor: “Ama bu riski asla tamamen ortadan kaldıramayacağız”.
Suyu tutmakta zorlanan kumlu zemini ve giderek bozulan ağaç sağlığıyla Fontainebleau, iklim değişikliğine, orman yangınlarına ve kuraklığa karşı özellikle hassas; bu riskler ormancıları koruma çabalarını iki katına çıkarmaya sevk etti.
Bu çabalar arasında her kış, kuraklığa dayanıklı türler de dahil 60 bin yeni fidan dikmek yer alıyor. Ancak yangın riski artarken, biyolojik çeşitliliği desteklemek için bilerek yerinde bırakılan çürüyen dal ve yaprakların temizlenmesi gibi bazı tavizlerin verilmesi gerekebilir.