Kökleri Nakşibendi geleneğine uzanan cemaat, lideri Alihan Kuriş'e yönelik operasyonun ardından bir kez daha kamuoyunun odağında.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı "çıkar amaçlı suç örgütü" soruşturması kapsamında cemaat lideri Alihan Kuriş’i tutuklaması, gözleri yeniden 'Süleymancılar' olarak bilinen dini yapılanmaya çevirdi.
Mavi takke gibi kendilerine has giyim tarzları, sosyal medya mecralarından uzak duran politikaları ve katı disipliniyle tanınan yapı, geniş bir kitle tarafından bilinmesine rağmen iç işleyişini dış dünyaya kapatmasıyla "kapalı kutu" olarak nitelendiriliyor.
Daha önce bazı öğrenci yurtlarında bazı ölümler ve istismar iddialarıyla da gündeme gelen cemaat, son operasyonla birlikte önemli bir süreçten geçiyor.
Kamuoyunda yaygın olarak kullanılan "Süleymancılar" tanımı, cemaate dışarıdan verilen bir isim. Yapı mensupları kendilerini daha çok "Süleymanlılar" veya "Süleyman Efendi’nin Talebeleri" olarak adlandırıyor.
Cemaatin kökleri, Nakşibendi geleneğine dayanıyor. Kurucu figürü ise günümüzde Bulgaristan sınırlarında yer alan Silistre'de doğan din adamı Süleyman Hilmi Tunahan.
Süleyman Hilmi Tunahan kimdir?
Gençlik yıllarında İstanbul’da fıkıh, tefsir ve hadis alanlarında ihtisas yapan Tunahan, 1919 yılında dersiamlık icazeti alarak Osmanlı medreselerinde müderrislik görevine başladı.
1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği) ile medreselerin kapatılması üzerine Tunahan, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde din dersi öğretmenliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde vaizlik görevlerini üstlendi. Sultanahmet, Süleymaniye, Şehzadebaşı, Beyazıt, Yenicami gibi büyük camilerde verdiği vaazlarla tanındı. Bu dönemde faaliyetlerini gayriresmi kanallar ve ev dersleri aracılığıyla sürdürdü.
1930’lar, 40’lar ve 50’lerde izinsiz veya gizli din eğitimi verdiği gerekçesiyle birkaç kez emniyet takibatına uğrayan Tunahan gözaltına alındı ve yargılandı.
1950’de ise Demokrat Parti’nin (DP) iktidara gelmesinin ardından devlet kontrolünde resmî Kur'an kurslarının açılmasına izin verildi. Bunun üzerine, Üsküdar Kısıklı başta olmak üzere çeşitli yerlerde ilk resmî ve sivil Kur'an kursu yapılarının temellerini attı. "Talebelerini" ülkenin farklı yerlerine gönderip Kuran kursları açtırdı.
Böylece DP dönemiyle birlikte cemaat, kamuoyuna açık yurt ve Kuran kursu ağları ile güçlenen bir yapıya evrildi. Cemaatin Kuran öğretme çalışmaları seneler boyunca illegal olarak devam etti.
Cemaat kaynaklarına göre, 1950-1956 arasında cemaatin yaklaşık 70 kursu varken, 1956'da bu sayı 400’ü buldu, 1960’a gelindiğinde ise 1000'i aştığı düşünülüyor. 1960 Darbesi ile kurs faaliyetleri yavaşladı ancak takip eden süreçte yine cemaat kaynaklarına göre kurs sayısının 3000'e yaklaştığı değerlendiriliyor.
Tunahan'ın 1959 yılında hayatını kaybetmesinin ardından cemaati damadı ve eski milletvekili olan Kemal Kacar devraldı.
Öğrenci yurdu ve Kuran kursları ile çocuklara ve öğrencilere dini eğitim veren cemaatin gelirlerini başlangıçta üye aidatları ve bağışlardan oluşuyordu. Ancak sonraki yıllarda ticari faaliyetleri hız kazandı.
Bugün eğitim ve yurt faaliyetlerinin yanı sıra cemaatin gıda, sağlık, turizm, tekstil, inşaat ve gayrimenkul gibi farklı sektörlerde de faaliyet gösteren ticari şirketleri bulunuyor.
Kacar'ın 2000 yılındaki vefatının ardından liderlik torunu Arif Ahmet Denizolgun'a geçti. Denizolgun'un 2016'daki vefatı sonrası ise cemaatin başına Alihan Kuriş geçti.
Alihan Kuriş'in liderliği yapı içinde ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
Eski Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, Kuriş dönemini cemaatin "fetret devri" olarak tanımladı ve yönetimin şaibe ve suç örgütü bağlantılarıyla yapıyı "gasp ettiği" iddiasında bulunuyor.
Sosyal medya üzerinden ağır ithamlarda bulunan Denizolgun, amcası olan eski lider Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünden de Kuriş’i sorumlu tuttu ve cemaatin mahrem sırlarına sahip isimlerine çağrıda bulundu. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun’un bu iddiaları üzerine Mayıs 2025’te soruşturma başlattı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olduğu belirtilen ve 2019’da basına yansıyan gizli bir raporda, cemaatin eğitim ve finans yapısına dikkat çekildi.
Raporda, cemaatin orta ve yükseköğrenim yurtları ile Kur'an kurslarında öğrencileri ketum ve disiplinli bir yapıda yetiştirdiği, eğitim ağının ve faaliyetlerin finansmanının ise bünyesindeki şirketler ve halktan toplanan yardımlarla karşılandığı ifade ediliyor.
Neden 'kapalı kutu'?
Süleymancılar cemaati, iç yapısı ve faaliyetleri ile 'kapalı bir kutu' olarak nitelendiriliyor.
Euronews Türkçe'ye adınının açıklanmaması koşuluyla konuşan bir kişi, "Üniversiteyi kazandığımda İstanbul'a geldim, Süleymancıların yurduna başvurdum. Memleketimde tanınan, güvenilir birinden niyet mektubu istediler. Mektubun çevrimiçi değil, otobüsle elden getirilmesini istediler. Mektubu elden teslim almak için Esenler'e gitmem gerekti," dedi.
Cemaatin iç işleyişine ve tarihine ilişkin veriler oldukça sınırlı bir çerçevede kalıyor. Kurucusu Tunahan’ın biyografisi dışındaki tarihsel süreçlere dair kaynak epey az. Cemaatin önde gelen isimleri de özellikle son yıllarda basına açıklama yapmaktan kaçınıyor.
BBC Türkçe'ye Süleymancılar cemaatindeki kurumsal yapıyı değerlendiren sosyolog Prof. Dr. Mehmet Ali Kirman da liderlik makamından il sorumlularına uzanan sıkı bir hiyerarşinin varlığına dikkat çekerek, gruptaki disiplin ve sadakat anlayışının diğer dinî yapılara kıyasla çok daha baskın olduğunu belirtiyor.
Yapıyla bağlantılı çok sayıda kurum, dernek ve yayın organı bulunmasına karşın bu mecralar, cemaatin güncel meselelere veya kurumsal görüşlerine dair belirgin bir tutum yansıtmıyor. Grupla doğrudan özdeşleşen resmî bir televizyon kanalı, radyo veya gazete bulunmuyor.
Cemaatin en bilinen ve en yaygın kitleye ulaşan materyali ise arka sayfalarında kısa dinî bilgilere ve takvim yapraklarına yer veren, Türkiye genelinde yıllardır binlerce hanede kullanılan Fazilet Takvimi olarak öne çıkıyor.
Yurtdışı yapılanması
Süleymancıların, başta Almanya olmak üzere yurt dışında birçok ülkede güçlü bir yapılanmaları var.
1960'lı ve 1970'li yıllarda Türkiye'den Avrupa'ya gerçekleşen işçi göçüyle birlikte, Almanya merkezli olmak üzere İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) adıyla Avrupa genelinde cami, dernek ve yurt ağları oluşturuldu.
Süleymancılar Almanya'da "İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ)" adı altında faaliyet gösteriyor. DW Türkçe'nin aktardığına göre cemaat, Almanya'daki Müslüman toplumun en eski büyük çatı kuruluşlarından biri olarak kabul ediliyor. Köln'de VIKZ için yeni bir genel merkez de inşa ediliyor.
Cemaatin Köln'de yeni bir merkez kurması, organizasyonun merkez üssünü yurt dışına taşıma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
MASAK raporunda yer alan, ilişkili şahıs ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde finansal kaynağın yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler de söz konusu aktarım iddialarını destekleyen ana dayanaklar arasında gösteriliyor
Siyasi tutumu
Cemaatin siyasi tutumu, tarihsel süreçte liderlik dönemlerine ve konjonktüre göre farklılık gösterdi. Süleyman Hilmi Tunahan döneminde ilk olarak Demokrat Parti’ye destek verilirken, 1957 seçimlerinde bu yönelimin Millet Partisi’ne kaydığı belirtiliyor.
Cemaatin kurumsallaşma dönemini yöneten ve kendisi de Adalet Partisi’nden (AP) üç dönem milletvekilliği yapan Kemal Kaçar döneminde AP ve ANAP çizgisi öne çıktı. Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu Arif Ahmet Denizolgun ise 1995’te Refah Partisi’nden milletvekili seçilerek Meclis'e girdi, 28 Şubat sürecinin ardından ise ANAP’a destek vererek Ulaştırma Bakanlığı görevini üstlendi.
2000’li yılların başından 2009’a kadar merkez sağ partileri destekleyen yapı, takip eden yıllarda daha esnek bir seçim stratejisine yöneldi. Bu çerçevede cemaatin 2011 genel seçimlerinde MHP’ye, 2018 seçimlerinde ise İYİ Parti ve Meral Akşener’e oy desteği sağladığı iddiası kamuoyuna yansıdı.
Son yıllarda ise cemaatin muhalefet blokuna yaklaştığına ilişkin iddialar gündeme geldi. Yapının 2019 yerel seçimlerinde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediği öne sürüldü.
Benzer şekilde 2024 yerel seçimlerinde de görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yöneldikleri basında geniş yer buldu.
Süleymancılar cemaatiyle bağlantılı bazı öğrenci yurtları ve dernekler, geçmişte yaşanan ihmal, güvenlik ihlalleri ve istismar iddialarıyla sık sık yargının ve kamuoyunun gündemine geldi.