Bize Ulaşın
Reklam

Polonya'da Anayasa Mahkemesi krizi büyüyor: AB'den parlamentonun atama yetkisine destek

Polis memurları, Polonya'nın Varşova kentindeki Polonya Anayasa Mahkemesi girişini Cumartesi, 31 Ekim 2026'da koruyor.
Polis memurları, 31 Ekim 2026 Cumartesi günü Polonya'nın Varşova kentindeki Polonya Anayasa Mahkemesi'nin girişini koruyor. -  ©  AP Photo
© AP Photo
By Jeremiah Fisayo-Bambi
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Polonya Anayasa Mahkemesi'nin yeni üyelerinin atanması konusunda cumhurbaşkanı ile hükümet arasında yaşanan gerilim AB gündemine taşındı. Avrupa Komisyonu, 8 yeni üyenin atanmasının parlamentonun anayasal yetkileri kapsamında olduğunu açıkladı.

Avrupa Komisyonu, Polonya Anayasa Mahkemesi'nde yaşanan krizi yakından takip ettiğini belirterek, ülke parlamentosunun mahkemeye sekiz yeni üye atama yetkisinin bulunduğunu açıkladı.

REKLAM
REKLAM

Komisyonun açıklaması, cuma gecesi Anayasa Mahkemesi binası önünde yaşanan ve televizyondan canlı yayımlanan gerginliğin ardından geldi. Olay, on yılı aşkın süredir devam eden yargı bağımsızlığı ve mahkemenin yapısına ilişkin tartışmayı yeniden Avrupa gündemine taşıdı.

Bir Avrupa Komisyonu sözcüsü cumartesi günü Euronews'e yaptığı açıklamada, “Polonya makamları, Anayasa Mahkemesi'nin Polonya Anayasası'na ve Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın ilgili içtihatlarına uygun şekilde işleyebilmesini sağlamakla yükümlüdür,” dedi.

Sözcü, “Anayasa Mahkemesi'nin sekiz yeni üyesinin atanması, Polonya parlamentosu Sejm'in anayasal yetkileri kapsamındadır,” ifadelerini kullandı.

Komisyon ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 5 Mayıs 2026 tarihli kararına da işaret etti. Mahkeme, Polonya'daki yetkili makamlardan, Mart 2026'da Sejm tarafından atanan yargıçların görevlerine başlamalarının ve görevlerini yerine getirmelerinin engellenmemesini isteyen geçici tedbir kararı almıştı.

Tusk: Sükûnet sağlanması hukuksuzluğun kabul edildiği anlamına gelmez

Başbakan Donald Tusk, krize ilişkin ilk kapsamlı açıklamasını cumartesi akşamı televizyondan yaptığı konuşmada dile getirdi. Cuma günü yaşananları “skandal olaylar” olarak nitelendiren Tusk, benzer görüntülerin Polonya'da bir daha yaşanmamasını umduğunu söyledi.

Sükûnetin yeniden sağlanmasının hukuksuzluğun veya şiddetin kabul edilmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Tusk, bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme sözü verdi.

Tusk, “Demokratik bir devlet güçlü olmalı ve adaleti sağlayabilmelidir,” dedi. Hukukun üstünlüğünün şiddete galip geleceğini de sözlerine ekledi.

Kriz, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'nin yeni yargıçların atanması konusunda yaşanan çıkmazın ortasında cuma gecesi mahkeme binasına girmeye çalışmasıyla tırmandı.

Gerginlik sırasında polis binanın çevresini sardı. Olayların canlı yayımlanması, ülkenin en yüksek yargı organının yapısı konusunda cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki anlaşmazlığın boyutunu gözler önüne serdi.

Tusk hükümeti, Hukuk ve Adalet Partisi'nin (PiS) iktidarda olduğu yıllarda yargıya müdahale edildiğini savunarak hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek için gerekli reformları hayata geçirmeye çalıştığını söylüyor. Muhalefet ise Tusk hükümetini darbe girişiminde bulunmakla suçluyor.

Avrupalı muhafazakârlardan AB'ye sessizlik eleştirisi

Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun eş başkanları cumartesi günü Polonya hükümetinin tutumunu kınadı ve Cumhurbaşkanı Nawrocki'ye destek verdi.

ECR Eş Başkanı Nicola Procaccini, Tusk hükümetinin adımlarını hukukun üstünlüğünün açık ve ağır bir ihlali olarak nitelendirdi.

Procaccini, “Yargı bağımsızlığına ve Polonya'nın anayasal güvencelerine yönelik bu saldırıyı kınıyoruz. Hiçbir hükümet hukukun üzerinde değildir,” dedi.

Avrupa kurumlarının yaşananlar karşısında sessiz kalmaması gerektiğini savunan Procaccini, ulusal egemenliğe ve yargı bağımsızlığına saygının siyasi ittifaklardan bağımsız bir ilke olarak korunması gerektiğini söyledi.

10 yıllık tartışma

Polonya Anayasa Mahkemesi'nin meşruiyetine ilişkin tartışmalar 10 yılı aşkın süredir devam ediyor. Anlaşmazlığın geçmişi, dönemin iktidarındaki Sivil Platform ile muhalefetteki Hukuk ve Adalet Partisi'nin (PiS) beş yargıcın atanması konusunda karşı karşıya geldiği 2015 yılına uzanıyor.

O tarihten bu yana anlaşmazlık, yargı bağımsızlığı, Anayasa Mahkemesi'nin yapısı ve kararlarının bağlayıcılığı üzerine daha geniş bir siyasi ve hukuki çatışmaya dönüştü.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

AİHM kararına rağmen Osman Kavala’nın tahliye ve yeniden yargılanma talebi reddedildi

Polonya’daki Starlink istasyonu yangınıyla ilgili Almanya’da iki Türk gözaltına alındı

Manny Pacquiao, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Manila'da idman yaptı