Madonna, 2005 tarihli 'Confessions on a Dance Floor'un manevi devamı sayılan, merakla beklenen albümü 'Confessions II'yi yayınladı.
Bir dizi ticari ve eleştirel hayal kırıklığının ardından Madonna, uzun süredir beklenen yeni albümü "Confessions II"yi yayımladı. Sanatçının 2005 tarihli büyük çıkış yapan "Confessions on a Dance Floor" albümünün devamı olarak görülen çalışma, özellikle dans müziği seven hayranları arasında büyük heyecan yarattı.
Albümün yayınlanmasıyla birlikte dünyanın farklı noktalarında hayranlar plak dükkânları önünde kuyruk oluşturdu. Fransa'nın Lyon kentinde düzenlenen özel çıkış etkinliğinde de dinleyiciler, satışların gece yarısında başlamasını beklemek için saatler öncesinden bir araya geldi.
"Lyon yakınlarındaki küçük bir kasabada yaşıyorum. CD ve plağı almak için özellikle arabayla buraya geldim. Arabaya biner binmez albümü dinlemeye başlayacağım," diyen bir hayran heyecanını dile getirdi.
Bir başka hayran ise, "Kocam çoktan uyudu ama ben eve döndüğümde kulaklığımı takıp albümü dinleyeceğim. Tam 10 yıl oldu," sözleriyle bekleyişini anlattı.
Albüm etrafında oluşan ilginin arkasında, Madonna'nın aylar öncesinden başlattığı kapsamlı tanıtım kampanyası da bulunuyor. İlk single "I Feel So Free"nin yayımlanmasının ardından sanatçı, Sabrina Carpenter'ın Coachella performansındaki sürpriz görünümüyle gündeme geldi. Kampanya kapsamında eşcinsel flört uygulaması Grindr ile yapılan iş birliği ve albümden bazı şarkıları içeren yıldız oyunculu, +18 bir kısa film de dikkat çeken tanıtım hamleleri arasında yer aldı. Bu strateji, albümün çıkışından önce sosyal medyada ve hayran topluluklarında uzun süre konuşulmasını sağladı.
Peki Madonna kayda değer bir devam albümü sunmayı başardı mı?
Albümün görsel dünyası da müziği kadar özenli kurgulanmış. Canlı renkler, Madonna'nın titizlikle hazırlanmış pozları ve sade tasarım anlayışı dikkat çekiyor. "Confessions II"nin görsel kimliği, Charli XCX'in "Brat" albümünün yaratıcı kampanyasını da hazırlayan ajans Special Offer, Inc. tarafından geliştirildi.
Albüm, Madonna'nın "yeni bir persona yaratmak" ve "farklı bir kimliğe bürünmek" istediğini dile getirdiği "I Feel So Free" ile açılıyor. House altyapısıyla şekillenen parça, albümün merkezine dans pistini yerleştirirken, nakaratın tekrar eden yapısıyla Donna Summer'ın "I Feel Love"ına gönderme yapıyor. Madonna ise yumuşak vokalleri ve karakteristik yorumuyla şarkıya kendi imzasını atıyor.
Ardından gelen "Good For The Soul," ilk parçadan neredeyse kesintisiz bir geçişle devam ediyor. Madonna'nın yıllar önce "Confessions on a Dance Floor" için hayal ettiği kesintisiz dans deneyimi, bu albümde daha belirgin hissediliyor. Yoğun efektlerle işlenmiş vokaller elektropop altyapısıyla uyum sağlarken, final bölümünde devreye giren yaylı düzenlemeleri parçaya güçlü bir kapanış kazandırıyor.
"One Step Away", Madonna'nın dans müziğinin çoğu zaman yüzeysel görüldüğü yönündeki algıya itirazıyla başlıyor. Piyano ve yaylılar gibi klasik enstrümanları elektronik ritimlerle buluşturan parçada sanatçı, doğal ve berrak vokaliyle dikkat çekiyor. Şarkının ritmik yapısı büyük ölçüde aynı çizgide ilerlese de, dans pistine uygun temposuyla öne çıkıyor.
Albümün en dikkat çeken iş birliklerinden biri ise Sabrina Carpenter'ın konuk olduğu "Bring Your Love". İkinci single olarak yayımlanan parça, ilk kez bu yılki Coachella Festivali'nde Carpenter'ın performansı sırasında dinleyiciyle buluşmuştu. Albüm versiyonunda düzenlemesi yenilenen şarkı, klasik pop formülünü benimseyen yapısıyla kolayca akılda kalıyor. Madonna ve Carpenter'ın vokal uyumu da parçanın öne çıkan unsurları arasında yer alıyor.
Albümün dikkat çeken parçalarından "Danceteria", adını Madonna'nın kariyerinin başlarında sık sık gittiği ve ilk demosunun çalındığı efsanevi New York gece kulübünden alıyor. Sanatçı, bu parçada o döneme göndermeler yaparken zaman zaman rap vokallere de yer veriyor. "Vogue"da olduğu gibi çok sayıda isme atıfta bulunan Madonna, bu kez odağına Hollywood yıldızlarını alıyor. Şarkı beklenmedik bir giriş yapsa da, ilerleyen bölümlerde tempoyu yükseltiyor. Finaldeki ritim değişikliği ise parçanın ikinci yarısını adeta bir remix havasına büründürüyor.
"Read My Lips"ta Kolombiyalı şarkıcı Feid konuk oluyor. Latin ritimlerinin ve akustik enstrümanların öne çıktığı parçada Feid İspanyolca, Madonna ise İngilizce söylüyor. Hareketli yapısıyla dikkat çeken şarkı, albüme farklı bir renk katıyor.
"Everything", sade yaylılar ve daha doğal bırakılmış vokallerle başladıktan sonra keskin bir dönüş yaparak elektronik ve tekno ritimlerine yöneliyor. Döngüye alınmış vokaller ve sert beat'lerle kulüp atmosferi yaratan parça, finalde yeniden akustik enstrümanlara dönerek başladığı noktaya bağlanıyor.
Albümün üçüncü single'ı "Love Sensation", özellikle nakarat yapısıyla "Bring Your Love"ı andırıyor. Disco etkisinin daha belirgin hissedildiği şarkı eğlenceli bir enerji sunsa da, tekrar eden "Yapamayacağımız hiçbir şey yok" sözleri nedeniyle albümün en yaratıcı işleri arasında gösterilmiyor.
"Love Without Words", dinleyiciyi doğrudan dans pistine çağıran bir house parçası. Doğranmış vokaller, ritim değişimleri ve deneysel prodüksiyon tercihleriyle albümün elektronik yönünü güçlendiriyor.
Albümün sonlarına doğru gelen "Bizarre"da ise Hollandalı DJ ve prodüktör Martin Garrix yer alıyor. Fütüristik synth'lerle şekillenen parça, Garrix'in elektronik müzikteki imzasını taşırken, melodik yapısı nedeniyle zaman zaman tanıdık pop kalıplarına yaslanıyor. Buna rağmen prodüksiyonu, şarkının öne çıkan yönlerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Albümün son bölümünde de dans pisti teması baskınlığını koruyor. "School", bozulmuş elektronik sesler, tekrar eden sözler ve zaman zaman maskülen tınılara yaklaşan vokalleriyle deneysel bir yapıya sahip. Dans odaklı enerjisini korusa da, albümün en akılda kalan parçaları arasında yer almıyor.
Bu formül, "Fragile" ile değişiyor. Madonna'nın hayat üzerine düşüncelerini paylaştığı kısa bir monologla açılan parça, sanatçının "Ray of Light" ve "Erotica" dönemlerini anımsatan daha içe dönük bir atmosfer sunuyor. Düşük temposu nedeniyle bir kulüp parçasından çok kişisel bir anlatı hissi veren şarkı, uzun yıllardır Madonna'yı takip eden dinleyicilere hitap ediyor.
"My Sins Are My Savior"da Madonna'ya Belçikalı müzisyen Stromae eşlik ediyor. Sanatçı, Fransızca sözlere de yer verdiği parçada 1990'lar estetiğini çağrıştıran yavaş ve zarif bir elektronik altyapı kuruyor. Stromae'nin şarkı söylemek yerine konuşarak katkı sunduğu eser, kullanılan sample'lar ve atmosferiyle Madonna'nın "Erotica" dönemine göndermeler taşıyor.
Benzer duygusal çizgi "Betrayal" ile sürüyor. Klasik enstrümanların öne çıktığı parça, sanatçının daha kişisel bir anlatım benimsediği çalışmalardan biri. Ardından gelen ve kızı Lola Leon'un da vokalleriyle yer aldığı "The Test", aile ilişkilerine ve özel yaşama odaklanan samimi bir düet niteliği taşıyor. Ancak bu iki parça, albümün büyük bölümünü oluşturan yüksek tempolu dans müziğinden belirgin şekilde ayrılıyor.
Albüm, "L.E.S. Girl" ile sona eriyor. Daha sade prodüksiyonu ve doğal bırakılmış vokalleriyle öne çıkan kapanış parçasında Madonna, albüm boyunca yarattığı gösterişli dans atmosferini geride bırakarak daha kırılgan ve kişisel bir anlatım sunuyor. Bu tercih, "Confessions II"yi yüksek enerjili bir dans albümü olmanın ötesine taşımaya yönelik son bir hamle olarak öne çıkıyor.
"Confessions II" boyunca Madonna, dinleyiciyi kabuğunu kırmaya, özgürleşmeye ve farklı olmaktan çekinmemeye çağırıyor. Sanatçıya göre modern yaşamda pek çok kişi bu duyguyu kaybetmiş durumda ve albüm, dans pistini yalnızca bir eğlence mekânı değil, aynı zamanda bireysel özgürlüğün sembolü olarak ele alıyor.
Madonna, kariyerinin bu döneminde geçmişine de sık sık dönüyor. Gerek "Confessions II – The Film" gerekse 1992 tarihli "Erotica" albümüne yaptığı göndermeler, sanatçının kendi mirasıyla bilinçli bir diyalog kurduğunu gösteriyor. Uzun yıllardır birlikte çalıştığı prodüktör Stuart Price'ın yeniden projeye dâhil olması da albümün en güçlü yanlarından biri olarak öne çıkıyor. İkili, "Confessions on a Dance Floor"un ruhunu tamamen tekrar etmek yerine onu günümüz elektronik pop anlayışıyla buluşturmayı tercih ediyor.
"Confessions II" kusursuz bir albüm değil. Yer yer tekrara düşen yapısı ve dengesiz temposuna rağmen, Madonna'nın son yıllardaki en güçlü çalışmalarından biri olarak değerlendiriliyor. Eleştirmenlere göre albüm, sanatçının 2015 tarihli "Rebel Heart"tan bu yana yayımladığı en başarılı iş olma potansiyeli taşıyor. Aynı zamanda Madonna'nın, yıllardır özdeşleştiği dans müziğine yeniden güçlü bir dönüş yaptığını ortaya koyuyor. Bu yönüyle "Confessions II", geçmişe saygı duruşunda bulunurken sanatçının günümüz pop müziğindeki yerini de yeniden hatırlatan bir çalışma niteliği taşıyor.