Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Bilim insanlarından yeni atlas: Menopozda organların değişim haritası çıkarıldı

Araştırmacılar, organların farklı hızlarda yaşlandığını saptadı ve kadın üreme sistemi için bir yaşlanma atlası hazırladı.
Araştırmacılar, organların farklı hızlarda yaşlandığını saptadı ve kadın üreme sistemi için bir yaşlanma atlası geliştirdi. ©  Canva
© Canva
By Alexandra Leistner
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Menopozun kadın vücudunda önemli bir geçiş sürecine işaret ettiği bilinse de, bu sürecin üreme sistemi üzerindeki bütüncül etkileri hâlâ tam olarak anlaşılamamış durumda. Yapay zekâ kullanan bilim insanları, bu değişimlerin organ bazında nasıl gerçekleştiğini haritalayan bir atlas geliştirdi.

Kilo alımı, günün herhangi bir saatinde görülen sıcak basmaları, gece terlemeleriyle uyanma ya da duygusal dalgalanmalar… Bunlar menopoz döneminde kadın bedeninde gözlemlenen en belirgin ve bilinen değişiklikler arasında yer alıyor. Menopoz ve menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda kardiyovasküler, metabolik, nörodejeneratif ve kemik hastalıkları riski de artıyor.

REKLAM
REKLAM

Doğurganlık dönemini izleyen süreçte vücutta neler yaşandığına ilişkin araştırmalar giderek artıyor. Ancak hormonların tetiklediği bu değişimin üreme sistemi üzerindeki bütüncül etkisi henüz tam olarak ortaya konmuş değil.

Bu sürecin sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak amacıyla, Barcelona Supercomputing Center (BSC-CNS) bünyesindeki araştırmacılar, yapay zekâ kullanarak kadın üreme sisteminin yaşlanmasına dair ilk geniş ölçekli atlası geliştirdi.

Yaşlanma organdan organa farklı görünüyor

Araştırmacılar, 304 kadına ait 659 örnekten elde edilen bin 112 doku görüntüsünü, binlerce genin ifadesine ilişkin verilerle birleştirdi. Çalışma kapsamında 20 ila 70 yaş arasındaki kadınların verileri analiz edilerek, rahim, yumurtalık, vajina, rahim ağzı, meme ve Fallop tüpleri dahil olmak üzere yedi temel üreme organının zaman içinde nasıl yaşlandığı yeniden modellendi.

Çalışmada, verilerin işlenmesinde MareNostrum 5 adlı süper bilgisayarın hesaplama gücü ve gelişmiş görüntü tanıma yöntemleri kullanıldı. Derin öğrenme teknikleri sayesinde hem dokulardaki gözle görülür değişimler hem de her organda yaşlanmayla ilişkili moleküler süreçler tespit edildi.

Ortaya çıkan sonuç, üreme sisteminin yaşlanma sürecini organ bazında ayrıntılı biçimde gösteren kapsamlı bir harita oldu.

Araştırma bulgularına göre tüm organlar aynı şekilde ya da aynı hızda yaşlanmıyor. Yumurtalıklar ve vajina, menopoz başlamadan önce bile daha kademeli bir yaşlanma süreci gösteriyor.

Bir organ 'ani' biçimde yaşlanıyor gibi görünüyor

Buna karşılık rahim, menopoz döneminde daha ani değişikliklerden geçiyor gibi görünüyor. Bir diğer şaşırtıcı nokta, tek bir organın içinde bile farklı dokuların farklı hızlarda yaşlanabilmesi. Örneğin rahimde, mukoz tabaka ile kas tabakası aynı hızda değişmiyor. Bu dokuların ayrıca menopoza eşlik eden hormonal ve biyolojik değişimlere özellikle duyarlı olduğu anlaşılıyor.

BSC’de transkriptomik ve fonksiyonel genomik grubunun başkanı ve çalışmanın yürütücüsü Marta Mele, sonuçlar, menopoza girmenin yalnızca yumurtalıkların üreme işlevinin bitmesi olmadığını gösteriyor. “Bulgularımız, menopozun üreme sistemindeki diğer organ ve dokuları köklü biçimde yeniden düzenleyen bir dönüm noktası olarak işlediğini ve bu değişimlerin arkasında yer alabilecek genleri ve moleküler süreçleri belirlememize olanak tanıdığını ortaya koyuyor.”

Organların farklı dinamiklere göre yaşlandığını gösteren bulgulara dayanarak, ortak başyazar Laura Ventura, bu araştırmanın “tedavilerin bir kadının özgül moleküler profilini ve yaşlanmanın en çok yıprattığı dokuları esas alarak planlandığı kişiselleştirilmiş tıbbın önünü açtığını” söyledi.

Kadın sağlığını izlemek için basit ve invazif olmayan bir yöntem

Çalışma ayrıca, 21 bin 441’den fazla kadından alınan kan örneklerinde tespit edilebilen, üreme sisteminin yaşlanmasıyla ilişkili moleküler sinyaller belirledi. Bu biyobelirteçler, doktorların üreme organlarının durumunu invazif olmayan bir yöntemle izlemesine olanak sağlayabilir. Böylece örneğin pelvik taban sorunları gibi menopoza bağlı riskler, biyopsiye ihtiyaç duyulmadan öngörülebilir.

Araştırmacılara göre bu bulgular, kadın sağlığının zaman içindeki seyrini izlemeye yönelik daha basit ve daha erişilebilir klinik araçların önünü açıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Berlin müzesinde Musk ve Bezos yüzlü robot köpekler yapay zekâ sanatı dışarı attı

Aydın, Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ilk kez ev sahipliği yapıyor

Liu Ding ve Carol Yinghua Lu 19. İstanbul Bienali’nin küratörleri oldu